Birkaç gün önce, Akdeniz’de, uluslar arası kara sularında, insanî yardım gemisine yapılan saldırının niteliği ve ölümlerle, yaralanmalarla iyice sertleşen, sanki profesyonel askerlere müdahale edilir gibi, genelde film senaryolarında gördüğümüz, helikopterle tam teçhizatlı askerleri, gemi güvertesine indiren İsrail, ne yapmak istiyor acaba?
Birkaç gün önce, Akdeniz’de, uluslar arası kara sularında, insanî yardım gemisine yapılan saldırının niteliği ve ölümlerle, yaralanmalarla iyice sertleşen, sanki profesyonel askerlere müdahale edilir gibi, genelde film senaryolarında gördüğümüz, helikopterle tam teçhizatlı askerleri, gemi güvertesine indiren İsrail, ne yapmak istiyor acaba? Gemideki sivillerden gelen “İsrail askerleri öldürme kastıyla ateş etti” şeklindeki açıklamalar, tüm insanlara “bu kadarına da pes!” dedirtti. Gerek olayın vehameti gerekse İsrailli devlet yetkililerinin olay sonrası açıklamaları İsrail'e yönelik tepkilerin giderek artmasına neden oluyor. Peki, bir şeyler değişecek mi? Bu konuda kuşkulu olmakta ve beklentiye girmemekte (şimdiye kadarki yaşanan tarihsel süreç anlamında) fayda var. Bu bağlamda İsrail devleti ile Yahudi toplumunu da birbirinden ayrı tutmaya özen göstermek çok önemli. İsrail devletinin sert ve terör destekler tavrını onaylamak olası değildir ve bu tavırdan tüm Yahudi toplumunu sorumlu tutmamak gerekir.
İsrail'in yardım gemilerine saldırısı ve ardından yaşananlar dünya basınının da manşetlerinde hak ettiği yeri aldı. Bazı manşetlere birlikte bakalım:
Guardian; “Obama bir daha İslam dünyasına seslendiğinde, sözlerine kimse kulak asmayacak. Bunun sorumlusu da başında bulunduğu yönetimden başkası değil.' Örneğin Mısır'ın Gazze ile sınırını geçici olarak insani yardımlara açması jestten ibaret. Gazze'nin ihtiyacı olan, gemilerdeki insani yardımlar ve çimento, çelik ve inşaat malzemeleriydi. Bunlar İsrail'in geçen yılki cezalandırıcı saldırısının yarattığı hasarı onarmak için kullanılacaktı. Ancak geçtiğimiz gün bir Mısır güvenlik yetkilisinin de söylediği gibi, bu malzemeler yine geçemeyecek sınırdan. Dolayısıyla bu konuda değişen bir şey olmayacak. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturumunda da kayda değer bir ilerleme olmadı. Vatandaşları İsrail komandoları tarafından öldürülen Türkiye, İsrail'i uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle kınayan bir açıklama yapılmasını, Birleşmiş Milletlerin konuyu soruşturmasını ve sorumluların cezalandırılmasını talep etti. Peki, Orta Doğu'da yeni bir yaklaşım sözü veren adamın yönetimi ne yaptı? Eski yaklaşıma geri döndü. Amerika Birleşik Devletleri Türkiye'nin haklı taleplerini sulandırdı.
Fınancial Times: “İsrail, tüm propaganda çalışmalarına rağmen, bu olayın ardından, gözlerin Gazze’ye yönelik ablukaya odaklanmasını engelleyemeyecek.” Bu olay en büyük zararı, ülkenin Arap dünyasıyla ilişkilerine verdi. İsrail, düşmanlarına kendisine karşı kullanabilecekleri yeni bir malzeme verdi. Örneğin Hamas hemen, Müslümanları İsrail'e karşı ayaklanmaya çağırdı. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad da, saldırının İsrail'i yok olmaya biraz daha yaklaştırdığını savundu. Ahmedinejad şunu da gayet iyi biliyor: Bu saldırının ardından Amerika Birleşik Devletleri'nin, bırakın Müslüman dünyasını, BM Güvenlik Konseyi üyelerini bile, İran'dan hesap sormaya ikna etmesi zorlaşacak.
Independent: “ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral David Petaeus'un savı güçlenmiş oldu.” Bu olay Obama yönetiminin dikkatini dağıtarak, onu birinci önceliği olan İran'a yönelik yaptırımlardan uzaklaştıracaktır. İsrail ile Filistin arasında ABD arabuluculuğunda başlatılmaya çalışılan dolaylı görüşmeleri daha da zorlaştıracaktır. Ayrıca bu olay muhtemelen Hamas'ı da güçlendirmiş, Filistin lideri Mahmud Abbas'ı zayıflatmış durumda. Dolayısıyla ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral David Petraeus'un şu savı da güçlenmiş oldu: İsrail-Filistin sorununu çözememesi, Amerika'nın Orta Doğu'daki güvenlik çıkarlarına zarar veriyor. İsrail'in propagandasına kimse İsrailliler kadar inanmıyor. Bu propaganda kampanyaları İsrail'in en zayıf noktası. Çünkü İsrail'in gerçekliği algılamasını engelliyorlar. Yenilgi ve başarısızlıklar, zafer ve başarı olarak gösteriliyor. Hata yapıldığını kabul etmeme ısrarı da, generallerin ya da siyasetçilerin işine son verilmesini zorlaştırıyor. Başarısızlık ve yetersizlikleri ne kadar açık olsa da.
New York Post: Gazze Haberi, 'Teröristler dümende…' New York Post gazetesi, Türkiye karşıtı ve tamamen İsrail'e destek veren yazı dizisine devam ediyor. Gazetenin başyazısında, Erdoğan'dan 'İslamcı' başbakan olarak söz ediliyor ve İsrail'in yardım gemilerini engelleyeceğini başından beri bildiği öne sürülüyor. IHH'nın terörist organizasyonlarla bağlantısı olduğu da iddia edilen haberde, 'İsrail komandolarına direniş sürpriz değildi. İsrail'i kışkırttılar ve Türkiye'nin İsrail yönetimiyle olan askeri ve diplomatik bağlarını iyice sekteye uğrattılar” açıklamaları yer almakta.
Jerusalem Post: 'Türkiye de çatışmanın bir parçası oldu artık...' Ely Karmon imzalı yazıda; 'Bu filonun arkasında Hamas bağlantılı örgütler vardır. Özellikle de İHH ön plana çıkmaktadır. Bir bakış açısına göre yardım filosu, militanlarının 'şehit olması' nedeniyle büyük bir başarı kazanmış bile sayılabilir. İslami Hareket temsilcisi Raed Saah'ın ağır yaralandığı haberinin yayılması da Arap İsrailliler arasında şiddeti körüklemesi bakımından manidar. Artık Türkiye ve AKP de dramanın bir oyuncusu haline geldi diyebiliriz. Hamas'ın Ankara ziyareti, Erdoğan'ın Davos çıkışı ve iki ülke arazsındaki askeri işbirliğinin azalması ve bitmeyen diplomatik kriz bu gidişatın habercisiydi zaten' ifadesi kullanıldı. (Gazete haberleri özet olarak ve özetlenerek, 02.06.2010 tarihli Habertürk Gazetesinden derlenerek aktarılmıştır).
Şimdi sormak istiyorum, dünyada barıştan ve insanlıktan daha kıymetli neyimiz var? Bu anlamda neyi paylaşamıyor olabiliriz? Uğruna kan dökülen, can verilen; geleceklerini yitiren gencecik insanların, masum kadınların, çocuk olması yasaklanmış minicik bebeklerin sırtından kazanılan (!) toprakların, savaş paralarının, gücün ne kıymeti var ki?; eğer orada özgürce yaşanamıyorsa ve her anınız korkuyla büyüyorsa… Hangi savaşın galibi olmuş ki şimdiye dek?