Felsefeyi unuttuk mu?

Genel olarak aktarırsak, Yunanca 'seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum' anlamına gelen phileo ve 'bilgi, bilgelik' anlamına gelen sophia sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplindir felsefe.

Genel olarak aktarırsak, Yunanca 'seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum' anlamına gelen phileo ve 'bilgi, bilgelik' anlamına gelen sophia sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplindir felsefe. Buna göre, felsefe Yunanlılar için, 'bilgelik sevgisi' ya da 'hikmet arayışı' anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya filozof adı verilmiştir. Söz konusu ilk anlamına karşın, felsefenin bir tanımını vermek oldukça zordur. Bunun en önemli nedeni, hemen bütün felsefe tanımlarının tartışmalı olmasıdır. Bu ise büyük ölçüde felsefe denen faaliyet ya da disiplini anlamının veya felsefe anlayışlarının tarihin akışı içinde çağdan çağa, hatta filozoftan filozofa kökten bir biçimde değişmesidir.

Felsefe ile ilgili literatüre göre, felsefenin temel konusu 'nihai ve en yüksek şeyler', genel olarak varlık, bir bütün olarak evrenin kendisini ya da insanın eylemlerini, yaşamını ve yazgısını kökten biçimde etkileyen şeylerdir. Varlığı bir yönüyle ya da belli bir bakımdan ele alan bilimlerden farklı olarak, felsefe, varlığı bir bütün olarak ele aldığı, varlığı varlık olmak bakımından incelediği, olanı betimleyen bilimlerden farklı olarak olması gerekene yöneldiği için, konularına uygun düşen yöntem ya da yöntemleri kullanır. Buna göre, felsefenin konuları arasında yer alan şeyler, duyuların ya da duyusal kavrayışın çok ötesinde kaldığı için, felsefe duyuları kullanmaktan özenle kaçınır. Felsefe saf düşünceye dayanır; çünkü felsefe kavram analizinden oluşur ya da kavramsal analiz temeli üzerinde yükselir. Ancak felsefe ulaştığı sonuçları kanıtlamak için, belirli ve kesin birtakım işlem ya da yöntemler kullanmaz.
Felsefe, bilimle karşılaştırıldığında; bilim, dünyada yer alan şeyleri betimlerken, felsefenin onları sınıfladığını söylemek gerekir. Bilim, bilgi verirken; felsefe, bilginin ne olduğunu, neyi/nasıl bilebileceğimizi araştırır. Felsefe var olan şeylerle ilgili olarak akla dayalı bir açıklama sağlar; bilimlerin ayrı ayrı ele aldığı olgu sınıflarının tümünü birden açıklayacak en genel ilkelere ulaşmaya çalışır. Bu anlamda felsefe, varlığın ilk ilkelerinin bilimidir. Özel bilimlerden kazanılan tüm bilgilerin eleştirisini ve sistematizasyonunu gerçekleştiren en genel bilim, bilimlerin bilimi, yani felsefedir; denebilir. Sonuç olarak, felsefe insanın yaşamını, değerlerini ve amaçlarını sorgulayan, bu alanda insan yaşamının ve eylemlerinin kendilerine dayanacağı genel ilkelerin bilgisidir. Felsefe bir düşünce faaliyetidir. İnsanın soru sorabilme yeteneğine ve yetkinliğine dayanır ve bu bağlamda, belirli türden sorular hakkında belirli bir türden düşünme etkinliğidir. Soru sormanın temelinde, ilgili konudaki sorgulanmayan ne var ise tartışmaya açabilme cesareti belirleyicidir; bunun için de sorulan sorunun vereceği rahatsızlıkların bedelini ödemeyi göze alabilmek gereklidir. Felsefeyi tüm diğer disiplinlerden ayıran en önemli özellik, felsefenin bu türden sorular üzerinde düşünürken, mantıksal argüman ya da akıl yürütmeye dayanmasıdır. Buna göre, felsefeciler, bu mantıksal akıl yürütmeleri ya kendileri yaratırlar ya da başkalarının akıl yürütmelerini eleştirirler. Aynı zamanda bu akıl yürütmelerin temelinde bulunan kavramların analiz edilmesi ve açıklığa kavuşturulması gereklidir.
Felsefe, insanı ve insan yaşamını ilgilendiren her şey hakkında akıl yürütebilir, her şeyi felsefi bir problem konusu yapabilir, her şeyi sorgulayabilir. Felsefenin doğal ve kendiliğinden gücü de buradadır. Aslında, insanlık tarihi boyunca felsefeden korkanlar da işte bu nedenlerle korkmuşlardır. Felsefede, tartışılamayacak, sorgulanamayacak, ilgili durum/olay/olgu söz konusu her ne ise soru sorulamayacak şey yoktur. Örneğin felsefe, bizim (halkın) apaçık ve doğru olduğuna inandığımız inançlarımızı sorguya çekebilecek yetkinliktedir. Yaşamın anlamını meydana getirdiğini söylediğimiz temel sorular üzerinde odaklanır. İnsanın varoluşuyla, doğru ve yanlışla, dış dünyanın varoluşuyla, bilginin kaynağı ve sınırlarıyla, bilimle, sanatla ve daha birçok konuyla ilgili sorular üzerinde akıl yürütüp, bu sorulara genel geçer ve nesnel yanıtlar getirmeye çalışırlar.

Eskiden okullarda felsefe/sosyoloji/mantık dersleri vardı ve ilk temel düşünce süreci olarak, bizler (bu derslerden yararlanabilen şanslı öğrenciler) bu derslerin ve öğretmenlerimizin vermeye çalıştığı düşünmeyi, soru sormanın ne ifade ettiğini öğrenme kazanımlarını, olasıdır ki bu biçimde edindik. Şimdi hangi nedenlerle, hangi gerekçelerle felsefe dersleri okutulmaz oldu okullarda? Nasıl ve nereden nitelikli bilgi edineceğini bilen, soran ve sorgulayan, basmakalıp olmayan düşünme yapıları oluşturan, soru sormanın ne’liğini kavramış; birden çok doğru yanıtın varlığını kabullenerek gerçeğin tek olduğu bilinciyle hareket edebilen bir toplumun varlığı kimleri korkutur da bize bunların temel düşünce yapısını veren felsefe ve felsefeye bağlı diğer disiplinleri öğrenmemizi engellerler?

Bu haber 149 defa okunmuştur

:

:

:

: