Geçtiğimiz hafta, Ankara’ya ilk resmi ziyaretini yapan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Çankaya Köşkü’nde TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştü. Eroğlu, Gül ile düzenledikleri ortak basın toplantısında “yaşayabilir, kalıcı bir anlaşma” arzusunu yineledi. Gül ise özetle, ''ümit ediyorum ki 2010 yılı içerisinde bu iş biter. Eğer bir netice çıkmazsa, şüphesiz ki KKTC kendini ispatlamış bir ülkedir, kendini ispatlamış bir demokrasisi vardır. Ekonomisi giderek güçlenmektedir. Türkiye her türlü desteği vermeye devam edecektir'' dedi. Eroğlu'nun müzakerelere devam edip masada olacağını ifade ettiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi: ''Umut ederim ki 2004 yılında kaçırılan büyük fırsat, referandum fırsatı bu sefer müzakerelerin başarısızlığıyla kaçırılmaz. Bunun altını özellikle çiziyorum, büyük bir fırsat, 2004 yılında, referandumda Kıbrıs Türkleri 'evet', ama Kıbrıs Rumları 'hayır' diyerek kaçırılmıştır. Şimdi müzakereler başladı, müzakerelere Sayın Talat devam etti, Sayın Derviş Eroğlu, aynı şekilde olumlu, yapıcı bir şekilde devam etmektedir. Bunun Kıbrıs Rum tarafı tarafından da iyi anlaşılması, dünya kamuoyu tarafından çok iyi görülmesi gerektiğine inanıyorum ve bu fırsatın kaçırılmaması için de herkesin üzerine düşeni iyi niyetle yerine getirmesi gerektiğine inanıyorum. Şüphesiz ki müzakereler sonsuza kadar devam edemez. Bunun bir süresinin olması lazım. Hatırlayacaksınız, daha önce de bu yönde seslenişlerde bulunmuştum. Ama ümit ediyorum ki bu sefer 2010 yılı içerisinde bu iş biter. BM Genel Sekreterinin, özel temsilcinin görüşlerinin bu doğrultuda olduğunu ve açıklamalarını bu şekilde yapmış olduğunu görmekten de ayrıca memnuniyet duymuş bulunuyoruz.” Cumhurbaşkanı Gül : ''Şüphesiz ki, KKTC ile Rum Kesimi arasında başlayan müzakereleri başından beri destekliyoruz. Bu müzakerelerin bir neticeye varması, kapsamlı bir çözüme ulaşması, bir daha problemlerin yaşanmaması hepimizin arzusudur. Burada da parametreler, Birleşmiş Milletlerin (BM) koyduğu parametrelerdir. Bu parametreler, Ada'nın gerçeklerini dikkate alarak zaten kabullenilmiş, kararlaştırılmış parametrelerdir. Ümit ederiz ki, bu çerçeve içerisinde, 2010 yılının sonuna doğru müzakereler neticelenir. Sayın Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nu tebrik ediyorum, kendisinden dünya kamuoyunun özellikle beklentileri farklıydı. Ama seçildikten sonra kendisi devlet adamlığını göstermiştir ve müzakerelere başladığı yerden devam edeceğini, daima masada olacağını, konuşarak çözüm bulmak için her türlü iyi niyeti, iyi gayreti ortaya koyacaklarını ispatlamışlardır. Bu da KKTC için gerçekten çok anlamlı bir hamle olmuştur. Ümit ederiz ki, Rum kesimi de bu iyi niyeti görürler ve bu müzakerelere netice alıcı şekilde yaklaşırlar. Karşılıklı tartışmalar, müzakereler, zor konular ancak müzakereyle, diyalogla aşılabilir. Ciddi müzakere süreci yaşanır ve ciddi müzakere süreci içerisinde her iki toplumu mutlu edecek bir neticeye ulaşılır.'' 'Akdeniz'in bir barış adası haline gelmesi, bizim büyük vizyonumuzdur. Bu vizyon çerçevesi içerisinde garantör ülkeler olarak Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs'ın tamamı, hep beraber, Doğu Akdeniz'i çok büyük bir işbirliği alanı haline getirebiliriz. Bu anlamda herkese görev düşmektedir. Avrupa Birliği'ne (AB) büyük görev düşmektedir. AB üzerine düşen sorumlulukları, en iyi şekilde yerine getirmelidir ve bu problemin ileride AB'nin, büyük vizyonunu, stratejik konularını yeri geldiğinde nasıl zehirlediğini de görmek durumundadır. O bakımdan bu meselenin çözümü için herkes elinden geleni yapmalıdır. Türkiye'nin vizyonu gayet açıktır. KKTC de tüm iyi niyetini çözümle, diyalogla, problemlerin çözümü yönünde net adımları atmaktadır. Ümit ediyorum ki, bu hem Kıbrıs Rumları, hem de bütün dünya tarafından iyi şekilde anlaşılır ve hep beraber iyi neticeye varırız.''
Eroğlu ise: Kıbrıs'ta yürütülen müzakere sürecinde, 'yaşayabilir, kalıcı bir anlaşma sağlamayı hedeflediklerini' söyledi. 'Her zaman, Anavatan Türkiye ile işbirliği içinde olduğumuzu söylüyoruz, Kıbrıs konusu her iki ülkenin de ulusal davası' dedi. Bu hedefe sadece kendi arzularıyla ulaşamayacaklarını belirten Eroğlu, Rum tarafının da aynı arzuyu, niyeti ortaya koyması gerektiğini kaydetti. Kıbrıs sorununun didiklenmeyen tarafının kalmadığını, onun için yılsonuna kadar anlaşmaya varılabileceğinden bahsedilebilindiğini kaydetti. Eroğlu, BM Genel Sekreteri ve Kıbrıs'taki temsilcisinin yılsonuna kadar anlaşma olması beklentisini ifade etmesinin, hem cesaret verici olduğunu, hem de karşı tarafın bir anlaşmaya varma niyetinde olup olmadığını ortaya çıkarması bakımından önemli olduğunu söyledi.
Basında çıkan bu haberi köşemde özetleyerek aktarmamın tek sebebi; Sayın Cumhurbaşkanı Gül’ün Sayın Talat ile söylem ve vizyona sahip çıkma mantığının nasıl örtüştüğüne ve Sayın Eroğlu’nun seçimden önce ve adadaki söylemlerinden ne kadar farklı olduğuna dikkat çekmektir.
Yunus Emre der ki:
Hayat dediğin: Düğüm! Düğüm!
Bir ben var ki benden içre!
Gör/düğüm! Kör/düğüm!
Gördüğümün gösterdiğine körlüğüm, kördüğüm eder gördüğümü
Mazeretlerle ör/düğüm!
Yorum sizin…