Yerel seçimlerin düşündürdükleri

Yerel seçimler için geri sayım da bitti gibi. Pazar günü, Kıbrıs Türk Halkı, sandık başına gidecek ve oy verecek yine.

Yerel seçimler için geri sayım da bitti gibi. Pazar günü, Kıbrıs Türk Halkı, sandık başına gidecek ve oy verecek yine.

Hepimiz de farkındayız ki ha bire seçim atmosferi yaşamaktan yorgunuz ve artık sağlıklı olarak birçok kimse kendini ifade edemez ve hatta neredeyse söylenenleri anlayamaz oldu… Çünkü tutarlı söylemler, duyarlı politikacılar, dengeli politikalar ve halk adına iş gören bir yapı yeterince kalmadı. Dün söylediğini bugün inkâr edenler, ister meclis kürsüsünden, isterse gazetelerdeki köşelerimizden ya da televizyon kanallarından sorduğumuz sorulara yanıt vermediler; belki veremediler veya en kötüsü tenezzül edip halkı –bizleri- ciddiye bile almadılar. Bilmiyoruz; çünkü açıklama yok!
Hükümete gelir gelmez, acı reçete olarak adlandırılabilecek her türlü durum halkın sırtına yük bindirmek suretiyle tek tek uygulamaya konulmadı mı?

İşten durdurmaların seçimlerden önceki ve seçimlerden sonraki kullanılışında, müthiş yaratıcılıklara tanık olmadık mı?

Mesela herkes anımsar, bu seçim bitti ama Cumhurbaşkanlığı seçimindeki oylara göre işinize ya dönersiniz ya da dönemezsiniz denerek; insanlar kirli tercihlere mecbur bırakılmadı mı?

Anket adı altında, neredeyse tüm Kıbrıs halkının kime oy vereceğini saptamaya çalışarak, insanlar tehdit, şantaj ve sabotajlarla yıldırılmak usulüyle fişlenmedi mi?
Türkiye’den akraba, eş dost ziyaretine gelen bir Belediye Başkanı, seçimlerle ilgili fikrini söyledi diye müdahale var denerek taciz edilip, rahatsız edilerek UBP’nin yandaş medyası neredeyse tellallar çıkarıp propaganda yapmadı mı?

Bu halk, kendini korusun diyerek güvendiği polis tarafından (ki polislerimiz de devlet memurudur ve aldıkları emri görevlerinin mecburiyeti anlamında yerine getirmişlerdir bunu unutmamak adına bu parantez çok önemlidir!) biber gazıyla, darp edilerek, gözaltı süreçleriyle yıldırılmak istenmemiş midir?

Atatürk Öğretmen Akademisi’nin çocukları düne kadar sokaklardaydı…
Okullar tatil olalı birkaç gün oldu ama öğretmen alımlarında, atamalarında, müdür görevlendirmelerinde, Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği kolej ve yönlendirme sınavlarında, ilgili sınavların sonuçlarının açıklanmasında gün geçmiyor ki yeni bir sorun dile gelmesin yeni bir skandal patlak vermesin!

Hemen her sendika hak ve emek sömürüsüne dur demek adına yollara döküldü…
DAÜ kaynayan kazan durumunda…

KTHY’ nin durumu vahim bir şekilde ortada…

İnsanlar sokaklarda, yollarda, çadırlarda yaşamaya alıştırıldı ve bu duyarsızlık, görmezden gelme had safhada. Ben anımsıyorum, çocukluk ve ilk gençlik yıllarımda, biz de ailelerimiz de çadırlara mecbur edilmiştik, 63’lerde, 74’lerde! Ancak o bir başka mücadele idi toplumsal olarak verilen ve hiç kimse de buna karşı çıkmıyordu zaten. Ama ya şimdi? Hani neredesiniz, KKTC kurulunca ağlamayıp da alkışlayanlar! Neredesiniz? Bu halk yine çadırlarda yaşıyor sayenizde! Ekonomik tedbir, mağduriyet yaşatarak mı alınır?

İnsanlar tedirgin, insanlar huzursuz… Her seçim sonucunda, biraz daha rahatlayarak daha fütursuz olabildiklerini göremiyor muyuz? 2 seçim yaşadık son 2 yılda, bu da 3.sü… Halkın durumu ortada. Müzakerelerin akıbeti meçhul… Dün söylenen bugün unutulursa; adada söylenen Ankara’da değişirse; ulusal hava yolu satışa çıkarsa… Bilmiyorum bu tutumdan daha ne beklenti vardır? Var mıdır?

Şimdi yerel seçimler var. Çok söze gerek yok; durum bu kadar aleniyken, ortadayken anlamı da yok! CTP-BG iktidardayken, belki halkımızın bir kısmına, dünya görüşü olarak onlara uygun olmayan politikalarla hareket etmiş olabilir ki her iktidarın/partinin hareket ve hedef düsturu farklı olmasa tek parti yönetimi olur. CTP-BG kendini ve hedeflerini yeterince anlatamamış; aktaramamış da olabilir. Ama hepimiz biliyoruz ki Kıbrıslı Türklerin aleyhine olabilecek tek bir imzası, tek bir kararı olmamıştır CTP-BG’nin…CTP-BG hem muhalefette hem iktidarda, halkın refahı adına, particilikten, partizanlıktan, adam kayırmalardan ve oy potansiyeline göre ödül ve iş dağıtmaktan kaçınmıştır…Zaten olsaydı bunlar, hiç merak etmeyiniz şimdiye kadar saklı kalmazdı ve çarşaf çarşaf sürmanşet haber yapılırdı ilgili konularla muhatap olanlar; şekerli medya tarafından.

Pazar günü sandık başında lütfen şu son yaşanan 2 seçimi bir düşününüz…

Bizlere revayı hak gördükleri yaşama bir bakınız…

Sonra elbette ki demokratik hakkınız olan oyunuzu tasarrufunuzca kullanınız.
Biz, CTP-BG olarak demokrasi için ve demokratik haklarımız için demokratik olarak direnmeye devam edeceğiz!
Bu haber 51 defa okunmuştur

:

:

:

: