Bu yazıyı yazmak için bilgisayarımın başına oturduğum şu sıralarda seçim halen devam ediyor.
Güzelyurt’tayım.
Seçime katılım çok düşük henüz.
İnsanlarla yaptığım sohbette “olacağı buydu” diyorlar!
Özellikle son haftalarda yaşanan KTHY krizi ve hükümetin bu konudaki anlaşılmaz tavırları insanlarımızı şaşkınlığa ve umutsuzluğa iten önemli bir faktör olmuştur.
“KTHY bizim öz değerimiz ve bayrak taşıyıcımız olarak böyle pervasızca elden çıkarılabiliniyorsa, artık her şeyimizi satabilirler bunlar” diyor birçok insan, hem de farklı partilere mensup insanlarımız. Devamla, “Sırada DAÜ, Toprak Ürünleri, KIBTEK, Fuar Alanı, diğer üniversitelerimiz, ve daha birçok kurumumuz var ‘satılacak’ bu gidişle” diye devam ediyorlar değerlendirmelerine.
Bir kısım insanımız da “ uzun bir dönemdir sırf iktidar uğruna bazı siyasiler ‘kim gelirse gelsin bir şey değişmez’ propagandası yapmadılar mı salt UBP ve Sn Eroğlu başa getirilebilsin diye” yorumlarını katarak “ bu durumda bize demek ki ihtiyaç kalmadı, nasılsa bizlerin yerine başkaları karar veriyor” mantığı ile hareket etmeye başladılar.
Sevgili okuyucularım, elbette çeşitli diğer nedenlerin yanı sıra benim seçmen sandığımın bulunduğu Güzelyurt Barış İlkokulu’nda konuştuğum çeşitli görüşlerden insanların üstte bazılarını belirttiğim görüşleri de seçimlere katılımın düşük olmasına etki eden faktörlerdendir.
Oy vermenin bitmesine daha saatler var ben bu yazıyı yazarken ancak muhtemelen %60-65 oranının üzerine çıkılması çok zor görülüyor.
İnsanlarımızın umutlarını sömürmek, vicdanları ile oynamak, boş vaadlerle oylarını alarak söylenenlerin tam tersini yapmak, 19 Nisan 2009 seçimlerinden beridir neredeyse meclisi doğru dürüst çalıştırmamak ve yasalar yerine ülkeyi kanun gücünde kararnamelerle yönetmeye çalışmak, partizanlığın doruklarına çıkmak, insanları işleriyle aşlarıyla korkutmak, benden sonra tufan diyerek CB seçimlerine endekslenmek, kendi kendimizi yönetemeyiz algısını topluma endekslemek ve daha nice basiretsiz, pervasız, fütursuz, teslimiyetçi politikalarla özgüvenimizi kaybettirmeye yönelik politikalarla varılabilecek yer elbette bugünkü umutsuzluk ve seçimlere katılım oranının düşüklüğü yaşanacaktı!
Artık seçimler bitti…
Şimdi eğri oturup doğru konuşma zamanıdır sevgili okuyucularım.
Herkes şapkalarını çıkarıp önüne koyacak.
Herkes eteklerindeki taşları bir bir dökecek.
Özellikle 19 Nisan 2009 erken genel seçimleri ve 18 Nisan 2010 CB seçimleri sonrası ortaya çıkan tabloyu bir kez daha değerlendirmek durumundayız tüm toplum olarak.
UBP’nin popülist ve partizan politikaları ile bir yere varılamayacağı gün gibi ortadadır.
Ülkemizde işsizlik gün geçtikçe artmaktadır.
Yaşam kalitesi her geçen gün aşağıya gitmektedir.
Tüm toplum olarak irtifa kaybediyoruz.
CTP-BG olarak toplumsal dönüşümlerin gerektiğini, kamu reformunun şart olduğunu, başlangıç olarak en azından cari bütçemizi kendi yerel kaynaklarımızdan karşılamamız gerektiğini ve bunun yollarını hayata geçirmemiz gerektiğini, istihdam yaratabilecek şekilde özel sektöre destek verilmesi gerekliliğini, üretimin hem çeşitlendirilmesi hem de artırılması gerektiğini, üniversitelerimizin hem nitel hem de nicel olarak büyütülmesi için önlemler alınmasının zorunluluğunu ortaya koyduk ve bu konularda adımlar atmaya çalıştık. Bir kısım adımlarda yol aldık, bir kısmında çeşitli engellerle karşılaştık, bazı hatalar ya da eksikler yaptık. Ancak hem kendimize güvendik, hep bilimsellikten yana olmaya çalıştık ve hep dürüst davrandık. Evet doğrudur, çözümü çok istememize ve çok ilerlemeler kaydetmemize rağmen maalesef gerçekleştiremedik. Çok saldırılar aldık bu konularda çözümsüzlüğe oynayan çeşitli kesimlerden ancak hiç yılmadık. Yılmayacağız da. Bizler değişime inanan ve bunun her dönemde öncülüğünü yapan bir siyasal parti olarak ülkemizde çözüm ve barışın gelmesi, kendi öz değerlerimizle ekonomimizin büyütülmesi ve toplumumuzun daha güzel yarınlara ulaşması için mücadeleye devam edecek, kendi içerimizde siyasal tezlerimizi tartışacak ve tüm enerjimizi insanlarımız için, çözüm ve barış için, sosyal adalet ve demokratik bir düzene kavuşmak için kullanacağız. Başka da bir yolumuz ve vizyonumuz yoktur.
Seçimler halen sürerken yazmak istedim bunları sevgili okuyucularım ve sonuçları almadan da gazeteye gönderiyorum. Dilerim sonuçlar ülkemiz ve insanlarımız için en doğrusunu getirir bizlere.
Sevgi ve dostlukla kalınız.