Oldu da bitti maşallah!

“İnsanlar arasında iyilikten başka hiçbir üstünlük kabul etmem. Karakterin olmadığı yerde, ne büyük sanatçı, ne de büyük mücadele adamı vardır. Orada var olan, zamanın yok ettiği, içleri boş yaratıklardır. Bütün mesele, büyük görünmek değil, gerçekten büyük olmaktır...” (BEETHOVEN ).

“İnsanlar arasında iyilikten başka hiçbir üstünlük kabul etmem. Karakterin olmadığı yerde, ne büyük sanatçı, ne de büyük mücadele adamı vardır. Orada var olan, zamanın yok ettiği, içleri boş yaratıklardır. Bütün mesele, büyük görünmek değil, gerçekten büyük olmaktır...” (BEETHOVEN ).

***

Yerel seçimler de tamamlandı. Sonuçlar bir bir açıklandı…
Çok fazla sürpriz yok desek doğrudur ve bu yarışa girip “ipi göğüsleyerek”, gerçekten halk hizmetine aday olan herkese başarılar dilerim içtenlikle.
Halka hizmete talip olmak da halk tarafından seçilmek de yürekli bir duruş gerektirir benim anlayışımda.

***

İlk bakışta sonuçlar anlamında sarsıcı bir değişim görünmüyor siyasal partilere göre verileri okursak. Saptama yapacağımız noktalar ise zaten anlaşılmayacak gibi değil!
UBP, 14 belediyeden 12’ye düştü!
Sayın Eroğlu sandalyesini Sayın Angolemliye kaptırdı!
KTHY ve Kıbrıs Türk Halkı sürekli irtifa kaybederken, şükretmeleri lazımdır ki paraşütsüz aşağı iteklenmediler; bizim halkımız vicdan sahibidir her şeye karşın!
CTP, yönetimde olduğu tüm belediyeleri korudu. Bunda hem halkın hem de CTP-BG’nin kendini çok yönlü sorgulamasının katkısı vardır bence ve halkımız bu anlamda biraz daha mı iyi algılayarak değerlendirmeye başladı CTP-BG’nin duruşunu? Özellikle de 15 aydır gördüğü UBP’den ve “icraatlarından” sonra!
CTP-BG ayrıca İnönü’de desteklediği bağımsız adayla da sonuca gitti. Hem de İnönü’de elde edilen bu sonuç oldukça anlamlı olsa gerek yıllardır UBP’nin yönetimlerinden sonra.

CTP-BG Mağusa milletvekilliğinde tam destek verdiği Sayın Angolemli ile de başarılı oldu…Hem de UBP’nin kalesi denen Mağusa’da!

Hele Serdarlı, Geçitkale, Alsancak ve Büyükkonuk’ta oldukça düşük oy farkları ile kaybedilen belediye başkanlıkları, CTP-BG, oralardaki parti adayları veya bağımsız adaylar için geleceğe oldukça umutla bakılmasını yüreklendiriyor…
Gerçekte belki seçim sonuçlarını ne olağanüstü başarı ne de olağanüstü başarısızlık olarak yorumlayamayız; ancak göreceli olarak bakıldığında, 2006 seçimleri ve o dönemdeki CTP-BG’nin konum ve gücü ile kıyaslandığında ve hatta UBP’nin 15 aydır süren aşırı baskıları da eklendiğinde insanlarımız üzerinde yoğunlaşan, seçimlerin bu son verileri, CTP-BG anlamında, “kayıp yoktur ve doğru yoldan ayrılmamak geç de olsa kazanımlarla dönecektir” diyerek yorumlanabilir…

DP, belediye başkanlığı sayısını 4’ten 5’e yükseltti.
Kendileri için oldukça olumlu bir sonuçtur.
Ancak Lefkoşa gibi bir belde de artık ellerinde değil! İşte bu oldukça düşündürücüdür…
TDP, maalesef belediye sahibi olamadı; ancak Sayın Angolemli TDP’nin yüzünü güldürdü; özellikle CTP-BG’nin desteği ile kazanılan bu milletvekilliği hem TDP’ye hem de tüm halkımıza hayırlı olsun.
ÖRP’ye gelince başta Mağusa milletvekilliğinde alınan %17 oy oldukça anlamlı ve önemli bir ilerleme olarak görülebilir.
Yeni İskele’de de Sayın Alanlı’nın aldığı oy oranı oldukça yüksek sayılır.
ÖRP’nin desteklediği bağımsız adaylar da oldukça önemli oy oranlarına ulaşmışlardır… İnönü kazanılmıştır mesela…

***
KKTC genelinde kurulan 633 sandıktan çıkan sonuçlara göre 28 belediyeden 12’sini Ulusal Birlik Partisi, 8’ini Cumhuriyetçi Türk Partisi, 5’ini Demokrat Parti ve 3’ünü de bağımsız adaylar kazandı. Seçimlere katılım oranı KKTC genelinde yüzde 72 oranında kalırken en yüksek katılım İskele’de yüzde 79, en düşük Lefkoşa’da yüzde 65 ile gerçekleşti.

Bu seçimlerde, katılım oranının bu kadar düşük olması ciddiyetle ele alınması gereken bir konu.
“Halk var fark var” diyerek, halkı, kendine hizmet etmeye aday olan kişi ve olgularla ilgilenemeyecek kadar kendinden soğutan bu yapıya acil olarak dur demek gerekmektedir.
Şimdi halk kimin arkasında duruyor?
Fark denen şey bu muydu acaba; sistemli olarak satışa çıkarılan toplum temelleri üzerinden halkı uyuşturarak fark mı oluşturacaklardı?
Eğer durum buysa pes demek gerekmez mi; bu denli art niyet az bulunur; zor bulunur!
Katılımın düşük olması, bir açıdan da insanların demokratik hak ve özgürlüklerini kullanmaya isteksiz olması anlamındadır ve yılgınlık ifadesidir.
Çünkü bu davranışın analizi olasıdır ki: “Oy vereceğim de ne değişecek; gelenle giden arasında ne fark var; bana ne…” söylemleridir kısa dönemli bireysel hedeflere odaklanmış bazı kesimlerin ki, bu halk iradesinin bastırılmaya çalışılmasının öznel sonuçlarıdır.
Yine iyi dayandı ve dayanıyor insanımız!
Her gün değişik bir üslupla tehdit edilmeyi hangi bünye sür git tolere edebilir ve kendi içsel sağlığını koruyabilir ki?

***

Politika halka hizmet ettiğini bilen için çok önemli bir araçtır ve halka hizmet hakka hizmet diyerek yüceltilir.
Politika kendine hizmet etmek için kullanılmaya başlandığında tehlikelidir…
Çünkü ne halk ne de bu yapının içeriğindeki hassas dengeler bunu kaldırmaz.
Çünkü seçim kazanmak, taç giymek değildir; seçim kazanan kral olmaz! Hanedan olmaz; görevi soya göre, asil kan usulü devretmez! Krallar seçilmez! Seçimle gelen seçimle gider; kralların nasıl gelip nasıl gittikleri de malumu âlidir…





Bu haber 238 defa okunmuştur

:

:

:

: