YETER!

Konumuz, Çinli bir filozofun denkleminin bize neler düşündürebileceği ile ilgili olsun bugün.

Konumuz, Çinli bir filozofun denkleminin bize neler düşündürebileceği ile ilgili olsun bugün.

Sonunda da yazacağım ama başında da yazayım, sözüm meclisten dışarıdır diye ve sadece insan olduğumuzu ve bir dünyalı gibi yaşamak istediğimizi vurgulamak amacındayım.

Bir dünyalı gibi yaşarken herşeyden önce toplumumuzun çözüm, barış ve demokrasi mücadelesi veren bir toplum olduğunu da unutmamak gerekir.

Çinli filozof, aşağıdaki gibi bir denklem kuruyor!

“( İnsan ) = ( yemek ) + ( uyumak ) + ( para kazanmak için çalışmak ) + ( Eğlenmek )

( Eşek ) = ( yemek ) + ( uyumak ) olduğuna göre ilk denklemde, ( yemek + uyumak ) yerine ( Eşek ) koyabiliriz.

( İnsan ) = ( Eşek ) + ( para kazanmak için çalışmak ) + ( Eğlenmek )

Bu yeni denklemde her iki taraftan ( Eğlenmek ) çıkartılırsa, denklem şuna dönüşür!:

( İnsan ) - ( Eğlenmek ) = ( Eşek ) + ( para kazanmak için çalışmak )

SONUÇ: Eğlenmesini bilmeyen insan, sadece para kazanmak için çalışan eşekten başka bir şey değildir.”

Çinli Filozof Chang Ying Yue; “her kim gün boyunca arı kadar aktif, bir boğa kadar güçlü, bir at kadar çalışkan olduğu halde, akşam olunca bir köpek kadar bitkin eve dönüyorsa; bir veterinere görünmelidir. Çünkü eşek olması, kuvvetle muhtemeldir “diyor!

Bunu neden mi paylaştım sizlerle? Paylaştım, çünkü benim bildiğim ve gözlemlerimle de destekleyebildiğim kadarıyla bu ülkede pek çok insan, birçoğumuz, doğum yeri neresi olursa olsun KKTC’de yaşayan insanlar, sözüm meclisten dışarı, teşbihte hatam olursa affola, tabiri caizse “eşek” gibi çalışıyor(uz). Çoluk çocuğuna nafaka çıkarmak adına didiniyor insanlarımız. Her canlı türü gibi kendi türümüzün devamı için çalışıyor, çocukları göç etmesin bu ülkeden diye didiniyor. Üretmek istiyor insanlarımız ve ürettiklerini satabilmek. Kendi kendini yönetmek istiyor ve ayakları üzerinde durabilmek. Özellikle genç kuşaklarda karı-koca çalışan çiftler çoğunlukta çünkü yaşam koşulları o denli ağır ki tek maaş yetmiyor. Bir yaşam standardınız da varsa ve eğitim giderleri, ortalama asgari yaşam koşullarını tuttursanız da yine de bazı durumlarda fazladan çaba ve emeği mecbur kılıyor. Şamar oğlanı olmaktan, değerlerini yitirmekten, evlatlarını gurbet ellere göndermekten, sürekli olarak aşağılanmaktan bıkıp usandı insanlarımız, bizim insanlarımız…aldatılmaktan feleği şaştı…doğum yeri neresi olursa olsun emeğinin terini bu topraklara akıtan insanlarımız, hepimiz, birer dünyalı gibi yaşamak ve insan onuru ile ayakta durarak toplumumuzu daha nitelikli bir yaşama kavuşturmak için mücadele ediyoruz…Artık bizleri bu yola taşıyamayacak yönetimleri istemiyoruz…

Sayın Başbakan Küçük açıklama yapmış, TC gazetelerinde yayınlandı geçtiğimiz günlerde. Hepinizin malumudur sanırım bu haber…
Özetle deniyor ki biz, KKTC’de bolluk, refah ve fazladan mal, mülk, para ile yaşıyoruz. Maaşlar bol keseden verildi hep, veriliyor da. Paracıkları nereye saçıp savuralım vallahi biz de bilmiyoruz! Ey Türkiye, sen kendi garibanından kesip tabii ki bize para ödeyeceksin, emeklin kuyruklarda ölecek maaş beklerken ve 3 kuruş zam görmeden yokluk içinde yaşarken, ben burada senin sırtından ve seni kemirerek yaşarım; yaşadım da… Şimdi biraz kesinti yapalım dedik diye nedir bu kıyamet? Nedir bu yollara dökülmeler, bağırıp çağırmalar? Ayıp değil mi biraz kesinti ile bu ülke refaha çıkabilecekken nedir bu ben merkeziyetçilik?

İşte bize, KKTC halkına, TC kamuoyuna düşündürülmek istenen budur!
Lütfen bu oyuna gelmeyin. İnternet sitelerindeki TC yurttaşlarının yazdıklarını, bu asılsız iddialar ve mesnetsiz açıklamaları doğru var sayarak okuyunca, insanın yüreği sızlıyor!
Hem halkımın uğradığı haksızlığa ve kendi insanının ihanetinden kaynaklanan kirlenmeye; hem de oradaki halkın yaşam içindeki mağduriyetini sanal bir gündemle kullanan bu politikacıların benim yurttaşım olması hasebiyle duyduğum iç sıkıntısı…
Oradaki insanlara kızmaya, gücenmeye kimsenin hakkı yok diye düşünüyorum, yürütmedekilerin verdiği verilerden yola çıkarak yorum yapılıyor ve herkes kendi yaşamındaki sıkıntıyı, sorunu yansıtıyor. Belki biz de derdik benzer şeyleri… Yapay gündemlere dikkatli yaklaşmak gerek.
Provokasyonların en tehlikelisi devlet eliyle yapılanlardır unutmayalım!


Sayın Ersin Tatar’ın BRT’deki sabah programında (07.07.2010) yaptığı açıklama da dinlemeye değerdi kanımca. Sayın Talat’ın KTHY için verdiği mücadeleyi sanki çok kötü bir şey yapılmış da onun faturası UBP’ye kesilmişçesine bir heyecanla “İlle de bizde olsun yönetim dedi Sayın Talat” diyordu… Fena mı etmiş? Ulusal hava yolunun her anlamda ulusun denetiminde ve yönetiminde olmasını istemiş de hata mı etmiş? Ne yapsaydı; sizin gibi “sat kurtul, ver kurtul, aldıklarına bak, yoluna devam et” mi deseydi? Belki de bunları ön görmüş de ağlamıştır, alkışlayanlardan bu halka, bu ülkeye fayda gelmeyecek diye bir sezgisi mi vardı acaba?

Ülkemizde yaşanan, yaşatılan ve el birliği ile sahnelenen bu oyunlara yabancı değiliz.
Aktörler üç aşağı beş yukarı aynı. Bunlar 35 yıldır hep aynı yöntemleri kullandılar…
Ama bu halk eskisi gibi değil!
Kolayca pes etmeye, başımıza vurulup susturulmaya, haklarımızı elimizden alanlara korkuyla boyun eğmeye niyetimiz yok…
Biz, size ve sizin gibilere her zaman demokratik yollardan karşı durmayı ve yasaların desteği ile tokat gibi yanıtlar vermeyi başardık!
Yine yaparız!

Halkımız ateşte suyu yavaş yavaş ısıtılıp haşlanarak ölen kurbağa misali olma yolundan, UBP’nin özellikle son dönemlerdeki şok kararları nedeniyle sıçrayarak kurtulacak ve yok edilemeyecektir…Halkımız hangi siyasi partili olursa olsun kendi geleceğini şu anki hükümetin ellerinden kurtarmanın yolunu bulacaktır mücadelesi ile ve bizler her zaman olduğu gibi halkımızla birlikte bu mücadeleyi sürdürecek ve dünyalı gibi yaşamanın olanaklarını yaratacağız hep birlikte…
Bu haber 299 defa okunmuştur

:

:

:

: