Kriz yüzünden işten çıkarılan bir UBP’li politikacı ile bir UBP’li gazeteci yurt dışına çıkmışlar. Bir süre yiyip-içip eğlenmişler. Doğal olarak paraları çabucak tükenmiş.
İş aramışlar ve bir çitlikte hayvan pisliklerini ahırdan kürekle kazıyıp çöp römorkuna atma işi bulmuşlar. Bir süre çalışmışlar, başarılı olmuşlar, çiftlik kâhyası da onları sevmiş ve hallerine acıyarak 'Size daha kolay bir iş vereceğim' diyerek onları yumurta paketleme işinde görevlendirmiş.
'Bunların irilerini ve iyilerini bu taraftaki kutulara, küçük ve kötülerini bu taraftaki kutuya koyacaksınız' demiş.
Fakat bizimkiler çok yavaş çıkmışlar, 'Bu iyidir, değildir, küçüktür, büyüktür' tartışmaları ile isleri aksatmışlar.
Onları gözleyen kâhya yanlarına gelmiş, 'Siz Kıbrıs’ta ne iş yapıyordunuz? ' diye sormuş.
Bizimkiler, 'UBP’li Gazeteci' ve 'UBP’li Politikacı' diye cevaplamışlar.
Kâhya, 'Belli belli.' demiş.
'ÇOK İYİ ÇAMUR ATIYORSUNUZ AMA BİR YUMURTA İÇİN BİLE İYİYLE KÖTÜYÜ AYIRT ETMEYİ BİR TÜRLÜ BECEREMİYORSUNUZ! .'
…
Önce yüzümüz gülsün istedim. Çünkü uzun zamandır bırakın gülmeyi, gülümsemeye bile derman bulamaz haldeyiz.
Son haftalarda yaşadığımız süreçlere baktığımızda, yerel seçimlere eş zamanlı olarak KTHY ve ardından “acı reçete” denen ama halka “zehir zemberek” dayatmalarla, hiçbir geçiş ortamı sağlamadan yaşatılan süreçler hepimizi sıcaklarla da birleşip perişan etti.
Bu bağlamda önemli olan, krizi nereden okumak gerekli?
Biz neye karşıyız?
Türkiye para versin, kesinti olmasın diye mi yollara düştü sendikalar?
Yoksa sağ hükümetlerin, yıllardır “BİZ İSTERSEK VERİRLER, İSTEMEYİ BİL YETER” argümanı iflas ettiği için mi karşıyız?
Karşıyız karşıyız da neye karşıyız?
***
Karşıyız; ganimet düzeni ile almaya, fazladan tüketmeye, emeksiz yaşamaya karşıyız!
Üretemeden tüketmeye, el açmaya, el etek öpmeye, hak, özgürlük ve adalet için değil de 3 kuruşun peşinde koşan bir halk gibi algılanmaya karşıyız!
Oy toplamak adına iş vermeye, oyla tehdit etmeye ve tehdit edilmeye; oy satarak ve/veya alarak seçim yapmaya –buna da demokrasi demeye- karşıyız!
Yerine göre Türkiye’ye atıp tutmaya, yerine göre kollayıp savunmaya velhasıl kelam rüzgârın yönüne göre saklanacak saçak altı bulmakta marifetli (!) olup kendini garantiye almaya karşıyız!
Çözüm karşıtı olanların, bu tarzda yaşanan her tıkanıklıkta başını taşlara vurup parmağını suyun öte yakasına sallayarak, bunlar gider de öteki gelirse para verir bize diyerek olayı basitleştirmelerine; umarımızın, yolumuzun, toplumsal onurumuzun, adil ve hakça bir çözüm ile sağlanabileceğini hala görmek istemeyenlere karşıyız!
Ve elbette seçim bildirgelerinde halka söz verdiklerinin tam tersini hem de oy aldıkları halka dayatan ubp yönetimlerine karşıyız…
***
Kuşkusuz ki bu pakete bu haliyle ve halka zorla, baskıyla, emrivaki ile yaşatılmasına karşıyız!
Ama Türkiye daha fazla para versin diye değil!
Yaşanabilecek olası ekonomik bir kriz kapımızdayken, önlem almayıp kulis yaparak delege peşinde, listelerle uğraşan başta UBP’li hükümet yetkililerine karşıyız; “AH EVET HALA BİR HÜKÜMET KALDIYSA” dediğinizi duyar gibiyim!
Bizim UBP’li yetkililerimizin planlamadan ve kriz yönetiminden bu kadar uzak, bu kadar bana ne’ci, bu kadar adam sende’ci olmasına karşıyız!
Yaşanan bu kriz ortamını, ekonomik paketi, yaşanan toplumsal karmaşayı Kıbrıs sorununun çözüm süreciyle eş zamanlı ve gerçek zamanlı olarak okumalıyız. Ve bu koşullarda, imaya mana yüklemek son derece zor olacağından, açıkça saptama yapmak yerinde olacaktır; UBP hükümeti toplumsal adalet ahlakını yitirmiştir.