Kıssadan hisse hikayeler

Sevgili okurlarım, geçtiğimiz hafta birçok üzücü ve düşündürücü olay yaşadık ülkemizde…

Sevgili okurlarım, geçtiğimiz hafta birçok üzücü ve düşündürücü olay yaşadık ülkemizde…

KTHY ile başlayan, halkın değerlerini peşkeş çekme süreci;
Çalışanların maaşlarından, Emeklilerin hem maaşlarından hem de ikramiyelerinden vergi alma girişimleri;
Türkiye’de yapılan üniversite giriş sınavlarında iller ortalamasında 252 puan ile son sırada bulunan Şırnak’ın daha da gerisinde 232 puanla yer almış olmamız;
UBP hükümetinin yeni hazırladığı ve birçok değerleri alt üst eden polis yasa tasarısı;
DAÜ’de işlerine son verilen 110 civarında akademisyenin durumu ve DAÜ’nün özelleştirilme çabaları;
Kooperatif Merkez Bankası ve Vakıflar Bankası üzerinde döndürülmeye çalışılan dolaplar;
Ve nihayetinde Başbakan Küçük ile TC Başbakanı Erdoğan arasında geçen ve halkımızı her 2 başbakanın tavırları açısından derinden yaralayan görüşme ve basın toplantısı ve daha birçok olay…
Bunları hem çok yazdık/konuştuk hem de daha çok mücadele verilecek bu ve benzeri alanlarda UBP yönetim ve anlayışları ile…
Bugün Pazar.
Kıssadan hisse bazı hikayeler paylaşmak sizlerle ve bu Pazar gününde sizlerin hem biraz tebessüm etmenize hem de gelişmeler karşısında kıssadan hisse çıkarabilmenize karınca kararınca katkı koymak istedim.
Hepinizin güzel, mutlu ve huzur dolu bir Pazar dinlencesi geçirmenizi temenni ederim…

***************************************************************************
Kıssada Hisse 1: “Farenin hikayesi”
Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.

Kendi kendine: “İçinde hangi yiyecek var acaba?” diye düşündü.
Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı.
“Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı.

Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı: “Zavallı farecik… Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın” dedi.

Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu ve “ Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” diye adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama “Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol” dedi.
Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve “Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!” dedi.
İnek: “Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor.” dedi.

Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.

O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.

Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti.

Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını ısırdı.
Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.

Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu. Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi.
Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler. Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti.
Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.

Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.

Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.
Kıssadan Hisse: “Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise tehlike bir gün hepimiz içindir unutmayalım”


Kıssadan Hisse 2: “İmamı Azam’ın hikayesi”
Zamanında İmam-ı Azam ile herhangi bir konuda tartışmaya girip de galip çıkan görülmemiştir.
Hem derya gibi ilmi, hem de herkese nasip olmayan zeka ve mantığı sayesinde hepsinden kendisi galip çıkıyordu. Abbasi Halifesi Me’mun İmam-ı Azam’ı Kufe’ye kadı yapmak istiyordu. İmamı çağırdı ve bu niyetini açıkladı.
İmam-ı Azam yönetimin yanlışlıklarına alet olmamak için bu teklifi kabul etmedi.
- “Ben kadılık yapamam”, dedi.
Halife de herkes de kabul ederdi ki ondan iyi kadılık yapacak bulunamazdı.
Bu nedenle Halife sert çıktı:
- “Yalan söylüyorsun, sen kadılık yaparsın!”
İmam-ı Azam akan suları durduracak şu cevabı verdi:
- “Eğer ben yalan söylüyorsam, yalan söylediğim için kadılık yapamam, çünkü yalancıdan kadı olmaz. Eğer “yapamam” dediğim zaman doğru söylüyorsam, sözümün gereği olarak kadılık yapamam. O halde her iki halde de kadılık yapamam”.
Bu hikaye size kimleri hatırlattı bilemiyorum ama bana yaşadığımız son 2 yıla dair çok iyi bir analiz süreci yaşattı…!
Bu haber 85 defa okunmuştur

:

:

:

: