AÖA giriş sınavlarının düşündürdükleri

Geçtiğimiz hafta yapılan Atatürk Öğretmen Akademisi Sınav sonuçları ile inanın ki bir deprem etkisinden de fazla sarsıldım. Aslında belki de bu bir toplumsal depremdi ya da kim bilir belki de yıllardır yaşadığımız eğitim sistemindeki sistemsizliğin artçı depremiydi de böylesi bir sınavla silkinmemizi sağlayabilirdi!

Geçtiğimiz hafta yapılan Atatürk Öğretmen Akademisi Sınav sonuçları ile inanın ki bir deprem etkisinden de fazla sarsıldım. Aslında belki de bu bir toplumsal depremdi ya da kim bilir belki de yıllardır yaşadığımız eğitim sistemindeki sistemsizliğin artçı depremiydi de böylesi bir sınavla silkinmemizi sağlayabilirdi!

Atatürk Öğretmen Akademisi sınavla öğrenci kabul eden bir kurumumuzdur bilindiği üzere. Lise mezunu gençlerimiz arasından ilk okul ve okul öncesi öğretmeni olmak için başvuru yapan öğrencilerin girdiği bir sıralama sınavıdır.
Bu sınavın bir sıralama sınavı olup da okula girebilmek için belli bir taban puanının olmaması bilmem ne derece doğrudur. Sınava başvuru yapan öğrencilerin sınav başarıları düşük de olsa açıklanan sayıda öğrenci okula alınacaktır demektir bir taban puanın açıklanmaması nedeniyle ki düşündürücü olan nokta da budur.
Gelelim bu yıl yapılan sınavın yapısını ve sonuçlarını analiz etmeye.
Sınav Türkçe, İngilizce, Matematik, Fen ve Sosyal olmak üzere 5 bölümden oluşmaktadır.
Her bölüm için öğrencilere 25 tane soru soruluyor sınavda.
Sınav, 4 yanlışın 1 doğruyu götürdüğü, diğer bir deyişle her yanlışın ¼ doğruyu götürdüğü çoktan seçmeli sorulardan oluşmaktadır.
Sınava katılan öğrencilerin sınav kağıtlarının değerlendirmeye alınabilmesi için her bir alandaki 25 sorudan net olarak 5’er sorunun doğru cevaplanması şartı vardır.
Demek ki toplamda her alandan minimum 5 net doğru olmak şartı ile en az 25 net doğru olması sınavın değerlendirmeye alınması için gerekli koşuldur.
Ölçme ve değerlendirme teknikleri açısından çeşitli sakıncaları bulunan bu yöntemde, örneğin bir öğrencinin 4 alanda bulunan soruların tamamını ancak 5. Alanda yalnızca 4 soruyu doğru cevapladığını düşünelim. Bu öğrenci bu durumda 125 sorunun 104’ünü doğru cevaplamış olur. Ancak bu öğrenci tüm alanlarda en az 5 net doğru cevaplayamamış olduğundan sınav kağıdı değerlendirmeye alınmayacaktır. Şimdi de 2. Bir öğrenciyi düşünelim ki her 5 alandan 5’er soruyu doğru cevaplamış olsun. Bu öğrencimiz toplamda 25 soru cevaplamış olacaktır. Yani, sınavı değerlendirmeye alınan 1. Öğrencinin ¼’ünden de az bir soruyu doğru cevaplamış olmasına rağmen bu öğrencinin sınavı değerlendirmeye alınacaktır!
Ne dersiniz sevgili okurlarım bu duruma? Belli bir minimum taban puanı şartının aranması düşünülmelidir ki bu kadar az soru cevaplayan bir öğrencinin sınavı kazanması olası olamasın.
Bu arada sınavın öğrencilerin ne bildiğini ölçmekten ziyade, öğrencilerin var olan bilgileri ile öğretmen akademisinde okutulacak derslerin ve kazandırılacak davranışların kazanılması sürecinde ne derece başarılı olabileceğini yoklayabilecek bir ölçme yapılması ve potansiyelin kinetiğe çevrilebilme olasılığının ölçülmesi daha isabetli olur diye düşünüyorum. Uluslar arası toplumda bir üst kuruma giriş sınavlarında da bilgiyi ölçme yerine genel olarak muhakeme gücünü ölçen sınavlar revaçtadır eğitim bilimsel yaklaşımlara göre. Bu yöntem ayrıca bir önceki eğitim basamağında eğitimiz ezbercilikten kurtulmasını sağladığı gibi, okullardaki derslerin yalnızca sınavlarda sorulan derslere öbeklenmesinin de önüne geçerek, resim, sanat, müzik, spor, teknoloji, insan ilişkileri, yaratıcılık, girişimcilik gibi ders ve davranımların programlarda yer almasının da önünü açabilir.
Kolej giriş sınavları için de bu ölçme yaklaşımlarının benimsenmesi, ilkokullarda derslerin sınav odaklı olmasının da önüne geçebilecek, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda kazanımlara ulaşabilmesinin olasılığını artıracaktır.
Bu uzun girişten sonra yeniden geçtiğimiz hafta yapılan giriş sınavına dönelim dilerseniz.
Bu yıl okula 15’i ilkokul 15’i de okul öncesi öğretmenliğine olmak üzere toplam 30 öğrenci alınacağı açıklanmıştı.
Sınava başvuran öğrenci sayısı 367.
Ve sıkı durun sevgili okurlarım, kaç öğrencinin sınavı değerlendirmeye alındı dersiniz?
Yani kaç öğrenci 125 sorudan 5X5=25 soru çözebilme barajını aşabildi sizce?
Yalnızca 65 öğrenci her alandan 5 soru çözebilerek sınavının okunması hakkını kazanabildi.
Diğer bir deyişle tam 302 öğrenci bu 5 farklı alandaki 5’er soru çözme barajını aşamadı!
Lise mezunu öğrencilerimiz bunlar.
Bizim öğrencilerimiz.
Hepsi de üzerlerine titreyerek yetiştirdiğimiz öğrenciler. Ya da aslında yetiştirdiğimizi sandığımız!
Kolej sınavları, en iyi okullar!, özel dersler, fen liseleri, Anadolu liseleri, özel kolejler….derken 18 yaşına gelen ve temel alanlarda sorulan 25’er sorunun 5’er tanesinin doğru çözülmesini sağlayamayan bir sistem!
Yıllardır söylediğimiz en önemli konulardan biri eğitimin toplumsallaştırılarak ama bireylerin ilgi, bilgi ve yeteneklerini dikkate alarak yapılan bir yönlendirme sistemi ile zenginleştirilmesinin gerekliliğidir.
Nasıl bir toplum istediğimize bağlı olarak nasıl bir insan yetiştireceğimizin belirlenmesi gerekir her şeyin başında.
Eğitimin üretim için yapılabilmesinin yolları adapte edilmelidir eğitim sistemine.
Ve her şeyden önce eğitim ülke koşullarımız ve ihtiyaçlarımız dikkate alınarak yapılandırılmalıdır.
Teknolojiyi transfer edebilirsiniz bir başka ülkeden, sorun değildir.
Ancak eğitim sistemi bir başka ülkeden dogma bir şekilde transfer edilemez. Zaten transfer edilmeye çalışılan sistem ülke koşullarımıza yeterince uyumlu olmadığı gibi sürekli de değişen bir durumda geldiği ülkede de ve onyıllardır transfer edilen sistemin kötü bir prototipi uygulanmaya çalışılıyor ülkemizde. Kaynaklarımız zaten yetersiz. Kararları da siz alamıyorsunuz doğal olarak sistem sizin olmayınca.
Bunların üstüne bir de denetim mekanizması tam çalıştırılmıyorsa ülkemizde gelinecek köy burası olacaktı doğal olarak. Düşünsenize sevgili okurlarım, onyıllardır hükümet edenler bir türlü denetim yasasını geçirmemişler ve ne öğretmenler ne okullar denetlenmemiş sağlıklı olarak. Hatırlanacağı üzere denetim yasası CTP-BG hükümeti döneminde geçirilmiş ve 19 denetim uzmanı göreve alınmıştı, ancak 15 aylık UBP döneminde denetimle ilgili adımların atılmadığın ve sistemin yeterince işletilmediğini görüyoruz. Peki, nasıl bulunacak var olan sistemin yetersizlikleri ve düzeltmeler yapılsın, anlamak mümkün değil UBP’nin yaklaşımlarını.
Ben buradan bir kez daha çağrı yapmak ve Atatürk Öğretmen Akademisi Sınav sonuçlarının vahametini de dikkate alarak eğitimim toplumsallaştırılması ve bir devlet politikası haline gelerek ülkemiz koşullarına göre dizayn edilmesi ivedi olarak ele alınmalıdır.
Bizler CTP-BG olarak bu konuda yapılacak çalışmalara katkı koymaya hazırız.
Aksi halde geleceğimizi kaybediyoruz yavaş yavaş, popülist, dogmatik ve partizan uygulamalara yenik düşerek…
Bu haber 165 defa okunmuştur

:

:

:

: