Üniversitelerimizdeki krizin nedenleri

19 Nisan 2009 seçimlerine giderken halka türlü vaatlerle şirin görünmeye çalışan UBP, tek başına hükümete geldikten sonra hangi taahhütlerini yerine getirdi ki, üniversiteler konusunda ülkemiz adına olumlu adımlar atmasını bekleyelim?

19 Nisan 2009 seçimlerine giderken halka türlü vaatlerle şirin görünmeye çalışan UBP, tek başına hükümete geldikten sonra hangi taahhütlerini yerine getirdi ki, üniversiteler konusunda ülkemiz adına olumlu adımlar atmasını bekleyelim?

Köyün minareleri taa seçimler sonrasında görülmüştü zaten. Mayıs 2009’da kurulan hükümet üniversiteler konusunda daha ilk günden bir şey yapmayacağını belli etmişti. Eğitim Bakanlığı’nın ve hatta hükümetin ilk icraatlarından biri Tarih kitapları başta olmak üzere kendi öğretmenlerimizin yazmış olduğu 83 kitabı çöpe atmak olmuştu. Bir diğer icraatı ise TED Koleji’ne fuar alanında 39 dönümlük arazi tahsis ederek kolej açmalarına onay vermekti. Bir diğeri ise seçmeli ders olarak okutulan din derslerini zorunlu hale getirmek ve yaz kursları ya da dini bilgiler kursları adı altında ağırlıklı olarak kuran kurslarını toplumun gündemine taşımaktı. Başka? Kolej sınavlarını yeniden sisteme taşımak da bir diğer icraatları idi eğitim bakanlığının. İngilizce ders sayılarını azaltmak, barış eğitimi derslerini kaldırmak, Şehit Ertuğrul İlkokulunda başlatılan Tam Gün Eğitime son vermek, sınavsız öğretmen atamak, pedagojik formasyonları olmayan kişileri öğretmen yapmak ve bunun benzeri icraatlar. E malum, bu türden işleri kılıfına uydurup yapmak için vakit ayırırsanız üniversitelerle ilgilenebilecek zamanınız da kalmaz elbette!

2003 yılında 23 bin olan üniversitelerdeki öğrenci sayısı dönemin CTP hükümeti tarafından alınan önlemlerle 2008’de 48 bine çıkartılmıştı. 2009’da ise bu sayı 42 bine düştü! Daha o zamanlarda hemen her platformda yapılması gerekenleri de ortaya koyarak eleştirilerimizi yapmıştık ancak dönemin Eğitim Bakanı bu önerilere maalesef kulak tıkamıştı. Bildiğini okudu 2 dönemdir. Yani hiçbir adım atmadı maalesef. Hiçbir önlem almadı bakanlık olarak! Ve gün geldi çattı, bu yılki sonuçlar açıklandı. Sonuç? Geçtiğimiz yılın da gerisine düşüldü. Öyle görülüyor ki şimdi, bu yıl toplam öğrenci sayımız 36 binlere düşecek. Sayın Nazım Çavuşoğlu daha çiçeği burnunda bir bakan olduğundan bu sonuçlar ağırlıkla kendisinden önce bakanlık yapan ve şimdilerde Turizm Bakanlığı görevini yürüten Sayın Dürüst’ün sonuçlarıdır. Sayın Dürüst gerek geçtiğimiz yıl Mayıs-Ağustos arasında gerekse de Ağustos 2009’dan Mayıs 2009’a kadar olan süreçlerde hangi önlemleri aldığını, hangi makro politikalarla sorunları çözmeye çalıştığını, yeni açılımlar olarak hangi stratejik planlamaları gündeme taşıdığını herhalde Sayın Çavuşoğlu’na aktarmıştır! Bunları kamuoyu ile de paylaşırsa büyük bir katkı koymuş olacaktır Sayın Çavuşoğlu.

Ne oldu ya da ne olmadı ki üniversitelerin ilk yerleştirmelere göre doluluk oranları 2008’de %54 iken bu oran 2009’da %26’ya ve 2010’da da %23’e düşmüştür? Bunları UBP yöneticileri topluma açıklamalıdırlar…
Evet, biz biliyoruz ki Türkiye’de üniversite sayıları artmıştır ve artmaya da devam edecektir.

Artan üniversite sayıları ile paralel olarak üniversitelerin kontenjanları da artmaktadır. Bu artışlar hem toplamda üniversitelerin artışları ile değişmektedir, hem de üniversiteler kontenjanlarını artırmaktadır.

Bu arada diğer bazı ülkeler de bir kısım üniversiteleri ile YÖK kapsamına girmekte ve Türkiye’den öğrenci kabul etmektedirler.

KKTC’de sosyal yaşam giderek pahalı olmaktadır ve bu da öğrencileri olumsuz etkilemektedir.

KKTC’de sosyal yaşam alanları özellikle Türkiye’nin büyük şehirleriyle karşılaştırıldığında öğrencilere cazip gelmemektedir.

Üniversitelerdeki bölümler günümüz öğrencilerine cazip gelmemekte, mezun olunduğunda hemen iş bulunabilecek alanlar sayıca onlara yeterli gelmemektedir.

Bunlara ilaveten daha çeşitli tespitler yapılabilir. Hükümetin görevi işte bu olumsuzlukları ortadan kaldıracak olan projeleri geliştirip uygulamak değil midir? Yoksa neye hükümet ediyorlar ki?

Yapılması gereken ilk iş; tüm toplumu kucaklayacak olan işlevsel bir “toplumsal eğitim konseyi”nin derhal oluşturulması ve Eğitimin bir toplum politikası haline getirilmesi olmalıdır.



Bu haber 438 defa okunmuştur

:

:

:

: