Çağdaş bir eğitim sistemi, demokratik ve hoşgörülü bir toplumun oluşması için etkin ve belirleyici olan etkenlerin başında gelmektedir. Bu amaçla, söz konusu çağdaş eğitim yapılanmasının, özellikle içerisinde çeşitli kültürleri barındıran Kuzey Kıbrıs’ta, çok kültürcü bir eğitim modelini temel alması oldukça önemlidir. Şüphesiz ki bir toplumda birçok kültürün varlığı, ne bu toplumda ve okullarda çok kültürlü ortamların istendik düzeyde olduğunu, ne de toplumu oluşturan bireylerin çok kültürcü anlayışlara sahip olduğunu gösterir.
Çok kültürlülüğün yaşamımızdaki önemi, Yaşar Kemal’in Baldaki Tuz adlı eserinde oldukça anlamlı bir şekilde dile getirilmektedir:
“...Diyelim ki dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir.
Her çiçeğin kendine özgü bir rengi, kokusu vardır.
Dünyamız bu bin çiçeğinden dolayı güzel, zengin, çeşitlidir.
Bu bin çiçeği, tek bir çiçeğe, ya da birkaç çiçeğe indir, tek yönlü, tek kollu, tek renkli bir dünya. Allah böyle bir dünyanın bin belasını versin.”
Çok kültürlü bir toplumda, toplum eğer kendi geleceği için gerekli olan toplumsal ve evrensel değerleri, farklı kültürlere de sahip olan kendi toplum kuşaklarına aktaramıyorsa, o toplum süreç içerisinde yok olmaya mahkum olur. İşte bu nedenlerle, farklı da olsa toplumun gelecek kuşaklarına aktarılmasını istediği kültürel değerlerin korunması ve kültürler arası etkileşimlerle zenginleşmesi de oldukça önemlidir. Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğünün halen sürmesinde, geçmişten günümüze iki taraflı milliyetçiliğin sürekli olarak kendini yeniden üretmesinin en büyük taşıyıcılarından birinin eğitim olduğu da söylenebilir. Bu çerçevede, eğitimde ve tarih öğretiminde gereken objektif bilimsel düzenlemelerin yapılması oldukça önemlidir. Tarih eğitimi ve öğretimi ile ilgili olarak, CTP hükümeti döneminde 2004-2009 yıllarında önemli adımlar atıldığı, hatta tarih kitaplarının çağdaş ve hoşgörülü anlayışlarla da yenilendiği, bunun da değişim yönünde önemli bir motivasyon sağladığı bilinmektedir. Her ne kadar 2009’da hükümeti kuran UBP bu konularda atılan adımları geriye çevirdiyse de, CTP tarafından gösterilen bu çaba ve ortaya çıkarılan ürünler, Güney Kıbrıs’taki toplum ve halkların desteği ile bütünleşmediği takdirde kalıcı olamayacağı gibi, barış sürecine de olumsuz etki getireceğini pratikte de tüm çıplaklığı ile görmüş olduk. Bu türden kültürel çalışmalar, çok kültürlülük üzerine ortamların geliştirilmesi ve tarih kitaplarının öneminin yükseltilmesi, Kıbrıs Türk çözüm yanlısı güçlerle Kıbrıs Rum çözüm güçleri ile birlikte ele alınmalıdır ve bu alandaki dinsel ve dar ulusçu baskılara karşı ortak bir direnç geliştirilmeli ve ortak bir çaba yükseltilmelidir.
Gerek Kıbrıs Türk toplumunda gerekse Kıbrıs Rum toplumunda hoşgörülü bir toplum yaratılması amacı ve eğitimin demokratikleştirilmesi için temelde kabul edilmesi gereken ilkelerden bazıları aşağıdaki gibi önerilebilir:
►Öğrenme hakkı ile bilgiye eşit ve özgürce ulaşmanın olanaklarının sağlanması eğitimin temel hedeflerindendir.
►Her türlü inanç ve kültür mirasının kuşaktan kuşağı aktarılmasının önündeki bütün engeller ortadan kaldırılmalıdır.
►Herkes için fırsat eşitliği temelinde bireyin toplum içindeki yaşama hazırlanması eğitimin hedeflerindendir.
►Her bireye sahip olduğu yetenekleri geliştirmesi için fırsatlar verilmeli ve olanaklar yaratılmalıdır.
►Özgürlük, toplumsal adalet, dayanışma ve hoşgörü değerleri eğitim sürecinin özünü oluşturan ana ilkeler olmalıdır.
►Eğitim üretim içindir olgusunun kabulü ve uygulanması, bir toplumu ileriye taşıyacak önemli değerlerdendir.
Çok kültürlü toplumlarda ayrı gruplar arasında hoşgörü ve işbirliğinin siyasi partilerin yanı sıra hatta özellikle STÖ tarafından desteklenip savunulması oldukça önemlidir. Kültür çeşitliliği, gerek kendi toplumumuz içerisinde gerekse de toplumlar arasında gerek bireylerimizi gerekse toplumlarımızı tehlikeye atmaz, aksine zenginleştirir. Tek kültür, ya da bir kültürün diğer kültürlere hegemonyası, özgürlüğe ve demokrasiye karşı bir tehdittir.