Ülkemizin eğitim sisteminin özgünleşip çağdaşlaşması ve geleceğimizi doğru şekillendirebilmesinin önünün açılması açısından “toplumsal eğitim projesi” bağlamında en geniş katılımlı bir çalışma içerisine girmemiz gerekliliği artık kaçınılmaz bir noktaya gelmiştir. Bu proje çerçevesinde demokratik ve katılımcı çalışmalar, özgür konuşma ve eğitimin tüm alan ve evreleri için çalışma platformları oluşturulmalıdır; araştırma geliştirme analizleri, eğitim şûraları bu süreçte oldukça önemlidir.
Tutarsız eğitim politikalarına dönüş, gerici ve çağ dışı anlayışlarla anti demokratik, anti laik ders sistemlerini dayatmaya ve genelin gereksinimlerini ve toplumun çağdaş dünyadaki geleceğini göz ardı ederek kimi grup ve çevrelere imtiyaz sağlayacak yaklaşımlar, ülke eğitimini temelden yozlaştıracak etkenlerdir.
Küresel eğitimin oluşturduğu neden sonuç ilişkileri incelenirken, eğitimde esnek plânlama modelinin sahip olması gereken önemli bir değerin de bireylere, çağdaş ve geleneksel olabilme özelliğini kazandırabilecek düzenlemelerin hayata geçirilmesidir. Toplumların özgün geleneklerini koruyarak küreselleşme sürecini nasıl yaşayabileceği esnek plânlama modeli içindeki var oluş stratejileri düşünülerek araştırılmalıdır.
Böylece, toplumların öz kültürlerini yitirmeden zenginleşmeleri, küreselleşme sürecinde diğer toplumlarla bütünleşirken küryerel yapıya ulaşmalarının, temel eğitim sistemlerine küryerel plânlamaların katılımıyla sağlanabileceği düşünülmektedir.
Küreselleşen eğitim yapılarında, küryerel eğitim plânlarına duyulan gereksinimin esnek plânlama modelinde incelenmesinin çok önemli sonuçları saptanmıştır. Bu doğrultuda küresel sistemin değerleri için Kıbrıs özelinde de yerel ve küresel nitelik önerilmektedir. Küresel toplum hem yerel özelliklerini korumalı, hem de küresel değerlere sahip olmalıdır.
“Yerel bağları koparmaksızın dünya vatandaşı nasıl olunur? Ulusal ve kolektif yaşama etkin katılım nasıl sağlanır?” sorularının yanıtı küryerel düzenlemelerle verilmekte ve küryerel olmanın yollarını araştırmayı vurgulamaktadır ve çağdaş eğitimde dört ilkeden bahsedilmektedir.
Bu ilkeler: “öğrenmeyi bilmek, öğrenmeyi öğrenmek, bireysel öğrenmek ve birlikte yaşamayı öğrenmektir.”
Bu makalenin yazarı tarafından geliştirilmiş olan “Yeni Sistem Eğitim Alanları”, küreselleşme sürecinin bir anlamda sistemlere dayattığı değişim/dönüşüm içinde, küryerel eğitim yapılanışlarına koşut olarak kurgulanan ve yeni eğitim yönelimlerinin incelenmesi ve bu doğrultuda eğitsel gereksinimlerin belirlenmesi sonucunda, bilgi çağı insanının sadece diplomaya değil, çağın gerektirdiği değerler dizgesi bağlamında, “bilgi ve bilgiye ulaşma dışında, bilgiyi üretebilme, çoğaltabilme, yayabilme ve işleyebilme” özelliklerini de kazandırabilecek eğitimsel ortamlara, eğitimsel fikirlere gereksinim duyduğu gerçeğinden hareketle oluşturulmuştur. Yeni Sistem Eğitim Alanları, Esnek Plânlama Modeline göre küryerel algı ile uygulanması öngörülen yedi ders alanından söz etmektedir ve işlevsel olmaktan uzak, merkezî ve hantal yapıdaki eğitim sistemlerine alternatif oluşturabilecek özgün bir sistemin ön tasarımıdır.
Buna göre Yeni Sistem Eğitim Alanları kapsamında (açık uçlu bırakılmak koşuluyla) 7 maddelik yeni ders yapıları oluşturulmuştur. Bunlar: 1.Eğitsel Yaratıcı Drama; 2. Yaratıcı Düşünme/Düşünmeyi Yönlendirme; 3. Kariyer Eğitimi; 4. Sözlü ve Yazılı İletişim Becerileri; 5. Bilgiyi Plânlama; 6. Bilişim Teknolojilerinin Kullanımı; ve 7. Bilginin sunumu; olarak eğitim programlarına dahil edilmelidir.
Genel anlamda düşünüldüğünde bu çağda yetişen gençliğin çok boyutta sorumluluk alabilen, kendine özgü tutum oluşturabilen, kalıplardan ve klişe yargılardan arınmış, yerel özgünlükleri taşıyabilen bireylerden oluşması amaçlanmalıdır.
Günümüzde, örgün eğitimin kalitesi, bilgi ve beceriyi ölçen, buna göre gereken yönlendirmelerle bireyleri destekleyerek ilgi, istek, yetenek ve tutumlara göre kişiye özgü eğitsel hedefler saptama yönünde değildir.
Sistem, standartlaştırılmış eleme yöntemi kullanmaktadır; bu da şans ve rastlantısal sonuç alma gibi etkenleri etkili hale getirmektedir.
Oysa ki, eğitim sonrasında bireylerin karşı karşıya kaldığı günlük yaşam, diplomalarla kazanılamayan, çeşitli alanlarda farklı bilgi ve becerileri, geliştirilmiş tutum ve davranışlar olarak istemektedir.
Eğitim sürecinde yetersiz donanımlardan kaynaklanan bu bağlantısızlık, bireylerin aranan niteliklere sahip olmadıkları gerçeğini açığa çıkarmaktadır. Eğitim dokümanlarına, eğitim ortamlarına kolay ve hızlı erişim, maliyet sorunlarının çözümlenebilmesi, doğrudan, eğitimin kalitesini belirlemektedir. Küreselleşme sürecinde, eğitim sistemleri de yeniden değerlendirilmeli, plânlanmalı ve sisteme temel bir program hazırlanmalıdır. Bu temel programda, bilgi çağının gereksinim duyduğu birey tipini eğitim çıktısı olarak kazanabilmek için genel özellikleri belirleme hedefi gözetilmelidir.
Eğitimdeki “her öğrenci öğrenebilir” ve “her öğrenci değerlidir” ilkelerinden hareketle, öğrencilerin kendi beceri ve yetenekleri doğrultusunda eğitim almaları ve mümkün olan en üst düzeyde kendilerini geliştirebilmelerinin olanakları yaratılmalı ve ülkemizde var olan eğitim standartlarının AB ölçütleri dikkate alınarak geliştirilmesi sağlanmalıdır.
Eğitimde fırsat eşitliğine de katkıda bulunması ve eğitim süresince yalnızca akademik diye nitelenen bilişsel boyuttaki derslerin değil, duyuşsal ve psikomotor becerilerin de geliştirilebildiği ders ve etkinliklerin de yapılabilmesi açısından eğitimin süresinin uzatılması oldukça önemlidir.
Eğitim süresinin uzamasının gerekliliği, bilişsel boyuttaki derslerin ve okul sınırları içerisinde geçecek zamanın da doğru orantılı olarak artırılması anlamında değerlendirilmemeli, öğrencilerin okul dışında da öğrenmelerinin artırılması için farklı öğrenme ortamları yaratılmalıdır.
Öğrencilerin bilgi, beceri ve yeteneklerinin eğitimin her kademesinde izlenmesi ve etkin rehberlik hizmetlerinin de desteği ile, ailelerin de görüşleri alınarak yönlendirme sistemi en uygun şekil ve düzeylerde kullanılmalıdır.