Eğitim sistemi ile çocuklarımıza yazık ediliyor…

Okulların işlevleri eğitim sisteminin kendilerine yüklediği insan yetiştirme sorumluluğunu yetkileri çerçevesinde yerine getirmektir.

Okulların işlevleri eğitim sisteminin kendilerine yüklediği insan yetiştirme sorumluluğunu yetkileri çerçevesinde yerine getirmektir.

Eğitim sistemi ise toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yetiştirilmek istenen insanlara kazandırılması düşünülen davranış, beceri, kazanım ve tüm karakteristiklerin kazanılması için programlanmakta ve modellenmektedir.

Toplumlar her canlı türünün temel özelliği olan kendi türünü devam ettirmek özelliğine sahiptir ve bu nedenden ötürü geçmişten günümüze değin taşımış olduğu gelenek, görenek ve her çeşit kültürel özlliklerini gelecek kuşaklarına aktarmakla mükelleftir.

Bugün yani anı yaşayanlar geçmişten miras olarak devraldıklarını günümüzün olanakları ve yaşantıları ile zenginleştirerek geleceğe iletmek durumundadırlar ve bundan da sorumludurlar. Bunu yapamadıkları takdirde geçmişin izlerini ve bugünün yaşanmışlarını geleceğe taşıyamayacak olacaklarından yokolmaya kapı açmış olurlar.

İşte tüm bu ve benzeri kaygılarla okulların özellikle toplumsal işlevleri oldukça önemlidir ve göz ardı edilemez.

**************************************************************************

Yalnızca akademik bilgilerin öğretildiği, salt yarışmacı zihniyetlerle öğrencilerin elenerek bir üst kuruma geçirildiği kurumlar okul olmaktan ziyade bir yarışma pistine dönüşmüş olurlar. Böyle olunca da okullar toplumsal işlevlerini yerine getirmekten uzaklaşıp yalnızca yarışma sınavlarına öğrenci hazırlayan kurumlar haline gelirler ve bilgi depolayan bilgisayarlardan farkları kalmaz. Böylesi ortamlarda toplumlar kendi kimlik ve karakterlerini giderek kaybeder duruma gelir ve o ülkede yaşayan insanları birbirine bağlayan kültürel özellikler giderek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelebilir.

**************************************************************************

Zaten küreselleşmenin negatif etkilerinin tüm alt kültürleri etkilediği bir zaman tünelinden geçerken yerel özelliklerin korunmasının anlamı biraz da bu gerekçelerle daha da bir önemlileşmektedir. Okulların önemi bu noktada artmakta ve özellikle bilgi depolayan diğer araçlardan farklılaşmaktadır; farklılaşmalıdır.

Okullar yalnızca bilişsel özelliklerin kazandırıldığı kurumlar değildir; olmamalıdır. Bilişsel özelliklerin yanı sıra ağırlıkla duyuşsal özelliklerin ve psikomotor becerilerin kazandırıldığı kurumlar haline gelmesi gereken okullar ayrıca öğrencilerin yaşadıkları en zengin sosyal çevreler halinde düşünülmeli ve yapılandırılmalıdırlar.

Okullar sadece matematik, fen, dil vb. derslerin verildiği, sınav sorularının çözüldüğü, test alıştırmalarının yapıldığı yerler değildir; olmamalıdır.

***************************************************************************

Öğrenciler okullardaki öğrenme ortamlarında kendi becerilerini ve yeteneklerini geliştirirlerken; sosyalleşme anlamında çeşitli etkinliklere katılırken; kendi kültürel yapılarını içselleştirir ve diğer kültürleri tanıma fırsatları yakalarken; hoşgörülü kişilik özelliklerini geliştirir ve sağlıklı ilşkiler kurma noktasında gelişirken; sanatsal ve sportif etkinliklere katılarak beden ve ruh sağlıklarını kazanmanın yollarını öğrenirken; bir taraftan da öğrenmenin yollarını öğrenmekte, bilgiye ulaşmanın yollarını kazanmakta, bir mesleğe yönelmekte, akademik olarak da temel becerileri kazanmaktadırlar. Tüm bu etkinlikleri yaparak- yaşayarak öğrenmekte, laboratuvarlarda deneyler yaparak neden-sonuç ilişkilerini sezmekte, sporu seyrederek değil yaparak yaşamakta, müzik ile doğrudan ilgilenmekte ve en az bir müzik aleti çalabilmekte, resim-el işi- heykeltıraş vb sanat alanları ile doğrudan uğraşmaktadır. Eğer okuldan bahsediyorsak okul budur. Eğer öğrenci yetiştireceksek böyle yetiştirmemiz gerekir.

***************************************************************************

Peki biz ne yapıyoruz sevgili okurlarım özellikle son on yıllarda? Okullar yalnızca öğrencileri bir üst kurumun giriş sınavlarına hazırlayan test merkezleri haline gelmedi mi maalesef? Kim daha çok ve daha çabuk matematik-fen-dil sorusu çözebiliyorsa o daha iyi bir öğrenci olarak kabul edilir ve bir üzt kuruma seçilir oldu! Diğerleri ise başarısız! Peki nerede yaratıcılık? Nerede sanat? Nerede spor ve müzik? Nerede insan ilişkileri, kültürel özellikler? Nerede kültürel mirasımızın geleceğe aktarılması? Nerede bizi biz yapan özelliklerin kazandırılması? Laboratuvarlar nerede? Deney yapmak, araştırma yapmak? Grup çalışmaları nerede? EĞİTİM NEREDE?


Eğer bir eğitim bakanlığı tüm sistemini sınavlar odaklı yaparsa, ve hatta okulları da sabah yetmedi şimdi de öğleden sonraları paralı kurs yerlerine çevirmeye çalışırsa varın siz kültürel mirasınızı geleceğe nasıl taşıyacağınıza kara kara düşünerek karar vermeye çalışın! Varın siz çocuklarımızın duyuşsal ve psikomotor özelliklerinizi nasıl geliştirebileceğinizi kara kara düşünün! Ve varın siz bilişsel boyutta kazandırıldığı sanılan temel akademik becerilerin aslında yalnızca ezbere dayalı ve test teknikleri ile çözülmeye çalışılan sorular yumağı olmadığını çocuklarımıza ne zaman öğretebileceğinizi düşünün kara kara.

Eğitim bakanlığı okulların öğleden sonraları test sorusu çözme merkezlerine dönüştürüldüğünü ve bunun için velilerde bağış altında para toplanacağını duyurdu ve hatta buyurdu bile!

Yazık ki ne yazık!

Eğitim sistemini yazmaya bu hafta devam edeceğiz sevgili okurlarım. Sevgiyle kalın…

Bu haber 155 defa okunmuştur

:

:

:

: