Eğitimde yanlışlardan dönmek üzerine…

Bir ülkede eğer ne için ve nasıl bir insan yetiştirilmek istendiği konusu belirgin değilse o ülkede insan yetiştirme rassal olaylara bırakılmakta ve günü birlik politikalar uygulanarak, çağdaş plan ve programlar yapılamamaktadır.

Bir ülkede eğer ne için ve nasıl bir insan yetiştirilmek istendiği konusu belirgin değilse o ülkede insan yetiştirme rassal olaylara bırakılmakta ve günü birlik politikalar uygulanarak, çağdaş plan ve programlar yapılamamaktadır.

Hep belirttiğimiz bir konu da eğitimin bir devlet politikası ya da diğer bir deyişle eğitimin bir toplum politikası olup toplumsallaştırılmasının önemidir. Elbette hükümetlerin eğitim politikaları olacaktır ve toplumsallaşan eğitimin hedefleriyle günü birlik uygulamalardan ziyade koşulların gerektirdiği çağdaş adımların atılmasında bu politikalar hayata geçirilecektir. Siyasal partiler eğitimde satılan doğru adımlara sırf muhalefet olsun diye karşı durmak yerine daha iyisinin yapılabilmesi konusunda alternatifler üretmelidirler. Amacınız üzüm yemekse üzüm yiyeceksiniz, bağcıyı dövmek eğitimcilerin işi olmamalıdır…

UBP hükümeti eğitim Bakanlığı tarafından okulların açılmasından önce öğretmenlere “okula hazırlık ödeneği” adı altında verilmesi gereken meblağın hala daha verilmemesi oldukça düşündürücüdür. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıl da okulların açılmasının üzerinden aylar geçtikten sonra bu para ödenmiş ve öğretmenlerin hakları ile oynanmıştı. İnsanlarımızın hemen her sektörde var olan haklarını hiçe saymak, görmezden gelmek ve hele bunu yaparken herhangi bir açıklama gereği dahi duymamak oldukça manidardır. UBP çalışan kesimlerin kazanılmış hakları ile daha ne kadar oynayacaktır? Bu tutum asla kabul edilemez…“Okula hazırlık ödeneği” bakanların ya da hükümetlerin öğretmenlere bahşettiği bir iaşe değil, yasal bir haktır. Bu nedenle eğitim sistemi gibi önemli bir alanda devlet ciddiyeti esas olmalıdır. Bu konuda Bakanlık tarafından herhangi bir açıklama dahi yapılmaması kabul edilebilir bir durum değildir.

Geçtiğimiz günlerde Sayın Bakan Çavuşoğlu kamuya yaptığı açıklamada kolej giriş sınavları ve ortaokulda yapılacak yönlendirme sınavlarını 3 aşamalı bir şekilde gerçekleştireceklerini duyurdu. Bu takdir edilmesi gereken bir adımdır. Ancak Sayın Çavuşoğlu’nun 3 aşamalı diye sanki yeni bir uygulamaymış gibi açıkladığı yöntem aslında CTP-BG’nin hükümeti döneminde uygulanmaya başlayan bir değerlendirme modeliydi ve fakat başta UBP tarafından eleştiriliyor ve uygulanması yönünde takoz oluşturuluyordu. Nitekim geçtiğimiz yıl Sayın Dürüst Bakanlığında bu yöntem kaldırılmış, bu yıl ise yeni bir uygulamaymış gibi takdim edilerek ve hiç geçmişe atıf yapılmayarak uygulamaya sokulmaya çalışılmaktadır. Ahtvefa diye bir deyimden sanırım haberleri yoktur bu arkadaşlarımızın!

Yalnızca bununla da kalmıyor ve yine CTP-BG döneminde başlatılıp Sayın Dürüst tarafından uygulamadan kaldırılan ve Sayın Çavuşoğlu tarafından yeniden keşfedilen diğer bir konu da akademik İngilizce programlarıdır. Bu konuda da doğruya geç de olsa geldiklerinden dolayı kutlamak gerekiyor.

Dahası var! CTP-BG döneminde kadrolu olsu geçici olsun öğretmenler sınava tabi tutuluyor ve aldıkları puanlara ve sıralamaya göre görevlendiriliyorlardı. Sayın Dürüst bu sistemi de ortadan kaldırmış ve geçtiğimiz yıl geçici öğretmenleri sınavsız bir şekilde görevlendirme yolunu seçmişti ki bu yöntem hem adalet ve eşitliğe aykırıydı hem de tamamen partizanca bir uygulamaydı. Sayın Çavuşoğlu bu yıl geçtiğimiz hafta yapılan geçici öğretmenlik sınavı ile yerleştirmeleri yaparak yine CTP-BG’nin bu ülkede başlatmış olduğu bir başka doğru uygulamayı daha hayata geçirmiş oldu yeniden. Bu konuda da Sayın Bakanı kutlarız.

Sayın Çavuşoğlu’nu attığı bu adımlardan dolayı kutlarken, geçmişte UBP olarak CTP’ye karşı çıkışlarından dolayı ülkeye büyük bir zaman ve değer kaybettirdikleri konusunda yapacakları özeleştirinin de çok yerinde olacağını ayrıca belirtmek isterim. Sırf partizanlık yapmak ve popülizm uğruna aynı UBP’nin sürdürdüğü akıl almaz politikaların bu ülkeye hiçbir yarar getirmediğini görmesi bile Sayın Çavuşoğlu’nun, olumlu bir durumdur… Bir de vefa gösterip geçmişte CTP-BG tarafından başlatılan bu çalışmaları ansa çok daha fazla takdir göreceğinden eminim…

Tabii bu arada Sayın Bakan Çavuşoğlu’nun okullarda sınavlara hazırlık amacı ile bağışlı/paralı kurs başlatmaya yönelik çalışmalarına anlam vermek pek mümkün görünmüyor; özellikle eğitim sisteminin sınav odaklı olmaktan kurtarılmasının dile getirildiği ve ivedilikle öğretimin yanında eğitimin ön plana çıkarılmaya ihtiyacı olduğu bu dönemde… Eğitime önem veren kesimler tarafından Sayın Bakanın bu adımları diğer konularda olduğu gibi aynı alkışı alamıyor maalesef…

Örneğin, özel dersi keseceğim ve öğretmenlerin 2. iş yapmalarını engelleyeceğim diyen Sayın Bakan, aynı davranışları diğer meslekler için gösterememekte, hatta öğretmen olup ders dışında 2. iş yapanları görmezden gelmekte, ilaveten de okullarda öğleden sonraları ailelerin verecekleri bağış adı altındaki paralarla dönecek olan özel kursların açılmasını ve toplanan paraların öğretmenlere verilmesini yapılan müdür toplantılarında gündeme getirmektedir.

Hâlbuki sürece aşamalar halinde yayılan bir değerlendirme sistemi gündeme getirildiğine göre okulların sınavlara yönelik kurs açmaları kadar anlamsız bir durum söz konusu olamaz. Hem tüm dersler önemlidir, sanat-spor-müzik-davranış dersleri öne çıkarılmalıdır diyeceksiniz hem de akademik dersler diye anılan dersler için öğleden sonraları okullarda paralı/bağışlı kurslar düzenleyeceksiniz.

Okulların asli görevlerini yerine getirmeleri oldukça ivedi bir sorun olarak ortada dururken kendi işlevlerinin dışında misyonlarla donatılmaları ne kadar doğrudur ve çocuklarımıza ne kazandıracaktır? Sayın Bakandan okullara kendi misyonlarını kazanmaları konusunda adımlar atmasını beklemekteyiz…

Bu haber 132 defa okunmuştur

:

:

:

: