Eğitimde çağdaş yaklaşımlar gereklidir…

Bilgi çağına, dışarıdan bakıldığında, görülen resim ile algılanan resim ve içinde fiilen yaşanan resimde farklılıklara rastlanmaktadır. Hızlı teknoloji, bilgiyi sürekli güncellerken, iletişim becerilerine dolaylı olarak olumsuzluklar taşımaktadır.

Bilgi çağına, dışarıdan bakıldığında, görülen resim ile algılanan resim ve içinde fiilen yaşanan resimde farklılıklara rastlanmaktadır. Hızlı teknoloji, bilgiyi sürekli güncellerken, iletişim becerilerine dolaylı olarak olumsuzluklar taşımaktadır. Bu durum yine dolaylı olarak yeni ve farklı koşullara uyumu güçleştirmekte, belki insanları içe kapalı, çekingen ve aracı araçlarla (tv, bilgisayar, internet, cep telefonu, canlı-sanal oyunlar vb.) kimlik oluşturabilen kişiler hâline dönüştürmektedir. Süreç devam ettiği için veriler sınırlıdır. Yaratıcı düşünmenin eğitim kapsamında ele alınarak değerlendirilmesi, bir ön görü olarak, bireylerin yazılı, sözlü veya beden dili anlamında iletişim becerileri kazanmalarına, yeni ortamlara kolay ve anlamlı uyum sağlamalarına destek olabilir. Çünkü zekâ ve yetenek, çevre ve eğitimin olumlu etkileri ile tanınacak fırsat ve ortamlara göre doğru orantılı olarak artabilir; geliştirilebilir. Eğer amaçlanan, temel sorunlarla ilgili, meraklı, özgür, özgün, enerjik, sağlıklı ve olumlu sosyal düşüncelerle donanımlı bireyler yetiştirmekse, en önemli hedeflerden biri yaratıcılığı yüksek olan bireylerin yetiştirilmesi olmalıdır. Yaratıcılığı yüksek düzeyde bireyler yetiştirebilmek için temel dayanak fikren açık ve özgür olunabilecek eğitim ortamlarında, öğrenenleri soru ve/veya sorunlara farklı yanıtlar arayan kişiler olarak yönlendirebilmek olmalıdır.

Bu bağlamda, yakınsak ve ıraksak düşünme süreçleri irdelenmelidir. Yakınsak düşünmeyi, yalnız ve tek bir doğruya bağlı, mevcut bilgilerden çıkarılan geleneksel sonuçlara götüren düşünme tarzıdır; diye tanımlayabiliriz. Bu tarzda, öğrenciler, doğru olarak görünen ve kültürel normlarla uyuşan çözümler bulmaya çalışırlar. Yakınsak düşünce, yalnız, açıkça doğru olan yanıtı aramaktadır. Bütünüyle yakınsak düşünmeye dayanan birey, güçlü olasılıkla hayal gücü sınırlı ve çoğunlukla somut ya da hiç hayal gücü olmayan bir kişidir. Bu noktada yaratıcılık beklenmemelidir. Iraksak düşünmeye özgü karakteristik yapıyı, var olan bilgiye dayanılarak değişik yanıtların üretilmesi olarak tanımlayabiliriz. Bu yanıtlar yeni, özgün veya yaratıcı olarak değerlendirilme yeteneğindedirler. Iraksak düşünen, yanıtlarında akıcılık (bir probleme verdiği yanıtta ürettiği çözüm sayısı); uyumlu esneklik, yorum ve yaklaşımların yeniden ve farklı bir şekilde yapılandırılması; esneklik (düşünmede tembelliğin olmaması); özgünlük (üretilen fikirlerin yeniliği); fikirleri işleme (fikir ve çözümlerin geliştirilmesi, ayrıntılara inilmesi) özelliklerine sahiptir.

Düşünme ayrılıkları, temelde zihinsel yeteneklerdeki farklılıklara dayanmaktadır. Bu farklılıkları oluşturan da bugünkü eğitim sistemidir. Günümüz eğitim sistemi ders anlatımlarında veya uygulamalarında, sınav sistemleri yapısıyla, yakınsak düşünmeyi oluşturmakta ve gelişmesini de teşvik etmektedir; denebilir. Yakınsak düşünme, tek doğru yanıt üzerinde ısrarla durmaktadır ve daima o tek doğru yanıtı aramaktadır. Bu klâsikleşmiş yapı, benzeri bulunmayan yeni çözümler arama kapasitesine, düşünme eyleminde farklı perspektifler kurabilme yetkinliğine ulaşmayı engellemektedir. Oysa bu iki düşünce arasında denge kurulabilmelidir. Sadece tek yanıt isteyen sorular ve/veya problemler olduğu gibi hiçbir standarda uyumlu olmayan sorular ve/veya problemler de bulunmaktadır. Iraksak düşünmenin gereği olan çağrışım akıcılığı, ifade akıcılığı ve farklı bilgileri birden çok seçeneğe ulaşmak için değişik yanıtlar irdeleme yeteneğinin okul öncesi gruplara oyun ve etkinlikler ile tanıtılıp, temel öğretimin ilk basamaklarından itibaren de sistematik olarak başlı başına ders niteliğiyle öğretilmesi, yetiştirilecek bireyler için ve toplumların geleceği adına çok önemlidir.

Düşünme süreçlerinde kullanılan temel beceriler, yaratıcı düşünme ve yaratıcı düşünmenin yönlendirilmesi kavramlarının öğretilmesi için de kullanılabilir. Çünkü aynen düşünme kavramında olduğu gibi yaratıcı düşünmenin de belli bir plân ve programa yönelik olarak öğretilmesi, sınıfta yapılan öğretimin bütünleyici bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda yaratıcı düşünmenin yönlendirilmesi, bireye yaratıcı düşünme süreçlerini nasıl ve hangi yönde işlevsel hâlde kullanabileceğini, sistematik ve kendiliğinden olarak düzenleyebilme yetisi kazandırabilir. Zihinsel olarak düşünme becerilerinin etkili biçimde edinilmesi ile düşünme süreçlerinin karmaşık yapısı çözümleniyorsa ve buradan yaratıcı düşünme süreçlerinin temelleri atılıyorsa, son aşamada, yaratıcı düşünmenin çocuğun ilgi, istek, heves, algı, yetenek, kapasite ölçütlerine göre yönlendirilerek geliştirilmesi hedeflenmelidir. Bu durum pek çok kişinin erken zamanda kendini tanımasına, kendini fark etmesine ve bunu genel ve özel yaşamında, toplumsallaşma ve meslek edinme yaşamını kişisel isteğine göre belirleme şansı kazanmasına neden olabilecektir. Çünkü yaratıcı düşünmenin öğretilmesi, eğer bu yaratıcı düşünme süreçleri eğitsel olarak ve eğitim sistemi içinde yönlendirilmezse, bireyin ve yakın çevresinin (anne, baba, öğretmen vb.) kişisel çabaları ile sınırlı kalabilir. Eğitsel olarak sistemli yöneltme, yönlendirme ise hem yaratıcı düşünme kapasitesini genişletebilir hem üretim ve buluş isteklerini artırabilir.
Bu haber 67 defa okunmuştur

:

:

:

: