Yaratıcı düşünmenin eğitimsel yapısında kavram gelişimi ve dil

Her hangi bir disiplin alanında, bilginin aktarımını yapabilme, problemleri çözebilme ve/veya üst düzeyde zihinsel etkinlikleri geliştirerek bilgi üretebilmek için ilgili alandaki temel kavramların öğrenilmesi gerek ve zorunluluktur.

Her hangi bir disiplin alanında, bilginin aktarımını yapabilme, problemleri çözebilme ve/veya üst düzeyde zihinsel etkinlikleri geliştirerek bilgi üretebilmek için ilgili alandaki temel kavramların öğrenilmesi gerek ve zorunluluktur. Yaratıcı düşünme sürecinde, kavram gelişimi, eğitimin temel sorunlarından biri olarak görülmektedir. Çünkü kavram edinme işlemi, bireyin bir kavramı öğrenmek için hangi öğretimsel stratejileri kullandığına, nasıl ve nelere dikkat ederek plânlı bir şekilde inceleme yaptığına, incelemeleri sırasında kullandığı denencelere ve yönelimlere işaret etmektedir. Sosyal ve kültürel açıdan bakıldığında, bireyin düşünce ve duygu zenginliği, eğilimleri, duyarlılığı ve algılama yeteneği ile geliştirdiği değerlerin niteliği, kısaca yaşam biçimi ve yaşama yüklediği anlamlar, kavram oluşturma ve geliştirme sürecini, özellikle de kavramların nitelik ve niceliğini etkilemektedir. Bilindiği gibi kavramlar, insanlarla, onların algılama ve düşünme sistemleriyle var olmakta buna göre de yaşam alanları bulmaktadırlar. İnsanların ürettiği bu kavramlar sonuçta insanlar için yararlı olması amaçlanan, insanlar arası etkili ve kaliteli iletişimi sağlayan ilkeler geliştirmeye temel olan bir çeşit bilgi formudur. Kavramların dille oldukça yakın bir ilgisi vardır. Her kavram sözcük ve/veya sözcüklerle ifade edilmektedir. Bireyin kültüründe, geliştirdiği kavram çeşitliliği ile dil zenginliği arasında olumlu ve doğrusal bir ilişki vardır. İfade becerisinin özü olan sözel ve/veya yazılı dil, düşüncenin üstünde saydam bir yapıdır. Bireyin gelişen duygu ve düşüncelerini yansıtmasına destek ve aracıdır. Dili etkili ve özgün kullanabilme becerisi, en az düşünebilme kadar önemlidir; etkileşim ortamlarında sağlıklı bir iletişimin temel gereğidir. Birey, bilgisini, çevresindekilere etkili biçimde aktarmak için zihninde plânlayabiliyorsa, ifade edecek bir düşünsel birikime ve bunu iletebileceği etkili bir iletim kanalına sahip demektir. Eğer birey sahip olduğu birikimlerini etkili bir dille ifade edemiyorsa, o düşünsel birikim bir süre sonra kaybolabilir veya kişideki ifade isteği çekingenliğe dönüşerek olumsuz etkide bulunabilir. Böylece, kavram geliştirme ve ifade edici dilin etkili kullanımının da yaratıcı düşünme sürecinde, öğrenenin önemli zihinsel parametrelerinden olduğu görülmektedir. Gelişmiş bir ifade edici dil, yaratıcılığın ön koşullarındandır. Tek düze, tek yönlü, zenginleşmemiş, kavramların sık sık değiştiği bir dilde, yaratıcılık kısır ve kısıtlanmış kalacaktır. Öğrenenlerin, kazandıkları bilgileri yeni bir formla ifade etmeleri, bilgiyi yeniden üretmeleri, yeni algılarla oluşturdukları kavramları açıkça ifade etmeye, aktarmaya cesaretlendirilmeleri, çok boyutlu düşünmenin geliştirilmesinde psikomotor etkenler olabilecektir. Tüm bu paylaştığımız dil ve kavram gelişiminin yaratıcılığa etkisi özellikle ilkokuldan başlayarak ortaokul ve lisede de dil ve anadil derslerinin ne denli önemli olduğunu da bir başka pencereden açıklayabilmektedir. Hatta daha da ileri giderek yapılan araştırmalarda ana dil dersleri ile matematik dersleri arasında birçok ülkede pozitif bir korelasyon bulunması da oldukça anlamlıdır. Eğitim sistemimiz içerisinde dil ve kavram gelişimine daha fazla önem verilmesi birçok açıdan yararlı olacaktır.
Bu haber 61 defa okunmuştur

:

:

:

: