Yaratıcı düşünme, yaratıcı tasarım ve eğitimsel öngörüde bilimsel yöntem

Yaratıcı düşünme nasıl öğretilebilir? Bu sorunun yanıtı bilimsel olguların, bilimin kendi yöntemiyle, bilimsel süreçler içinde öğrenilmesi koşul olduğunda ifadesini bulabilir.

Yaratıcı düşünme nasıl öğretilebilir?
Bu sorunun yanıtı bilimsel olguların, bilimin kendi yöntemiyle, bilimsel süreçler içinde öğrenilmesi koşul olduğunda ifadesini bulabilir.
Eğitimin bütün alanlarında içerik ve süreç bilimsel olgu ve kavramlara dayalıdır. Bütün bu alanlarda kullanılacak yaratıcı düşünme süreci de bilimsel problem çözme süreciyle özdeşleşmektedir.
Bilim, organize edilmiş bilgiler topluluğu; deneylerin ve gözlemlerin sonucunda gelişen düşüncelerin kişileri daha ileri deneylere ve gözlemlere götüren, birbirlerine bağlı kavramlar dizisidir.
Bilinmektedir ki bir olgu, doğa koşullarında inceleniyorsa yapılan işleme gözlem; laboratuar koşullarında inceleniyorsa yapılan işleme deney denmektedir.
Gözlemler, nedir? Nasıl? Neden? Ne kadar? gibi soruları yanıtlarken çoğu zaman insandaki düşünme ve araştırma isteğini uyarmaktadır. Araştırma yapabilmenin temellerinden olan bilimsel merak, bilim için uyarıcı bir güç oluşturmaktadır.
Bilimsel bakışla değerlendirildiğinde, onaylanmış ve genel kabul gören sıralanış, aynı koşullarda tekrarlandığında doğrulanan gözlemlere gerçeklik, bir problem için önerilen geçici çözüm, varsayım veya varsayımlar topluluğuna hipotez, uzun zaman içinde yeni gerçeklerle desteklenip kökleşmiş hipoteze de kuram denilmektedir.

Bilimsel bir yöntem kullanılarak, yaratıcı düşünme ve onun ürünü olan yaratıcı tasarım ve eğitimsel öngörünün temel evrelerinde aşağıdaki aşamalardan söz edilebilir:

1. Problemin farkına varılarak çözümlenecek problemi tanımak;

2. Tanımlanan probleme çözüm üretilebilmesi için gözlem ve deneylerin yapılması, bilimsel verilerin elde edilmesi;

3. Toplanan bilimsel veriler arasında çeşitli ilgiler kurularak, problem için geçici bir çözüm bulunması ve hipotez kurulması;

4. Hipoteze dayalı tahminlerin ileri sürülmesi ile yeni ve farklı gerçekliklere ulaşılması;

5. Hipotezin gerçekliğinin araştırılması için tahminlerin sınanması;

Sonuç olarak ulaşılan kuram, eğitimsel öngörü ve yaratıcı tasarımların biçimlendirilmesi ile sağlanabilir. Bu bağlamda, Okul Örgütünün Yaratıcı Kültür İklimi ile Grup Çalışması dikkatle ele alınması ve değerlendirilmesi gereken yapılanışlardır.

Okul Örgütünün Yaratıcı Kültür İklimi: Yaratıcı düşünme eğitimi, yaratıcı organizasyonun boyutlarından biridir. Ancak okullar ne kadar öğrenenlerin yaratıcılık eğitimine kaynak ayırsalar, ne ölçüde yaratıcı davranışı teşvik etseler de okul çevresi veya okul kültürü, öğrenenlerin düşüncelerinin uygulanmasını desteklemedikçe, yenilik gerçekleşememektedir. Bu nedenle öğrenenlere kazandırılması gereken yaratıcı düşünme eğitimi ile okulun üst ve alt sistemleri arasındaki iletişim ve okulun yaratıcı düşünme kültürü son derece önem kazanmaktadır.

Grup Çalışması: Ekiplerin toplu haldeki yaratıcı öğrenme güçleri bireylerinkinden fazladır. Ekip halinde öğrenme disiplini, bilgi tabanlı okulların çalışma biçimini de ortaya koyacaktır. Ekip halinde öğrenme, ekip içi iletişimde, tartışma yerine karşılıklı konuşmayı seçmekle başlamaktadır. Karşılıklı konuşma, anlamın ve çağrışımın grup içinde serbestçe akışı demektir. Bu ise bireysel olarak ulaşılamayan içsel görülere grup yapısında ulaşılabilmesi demektir. Bu tür etkinliklerde grup içerisinde karşılıklı doğrular alınarak yeni bir sonuç üretilir. Bireyler kendi görüşlerinde ısrarcı ve tutucu değillerdir. Konuşmalardaki çaba, doğru olana varma çabasıdır; çünkü doğruyu kimin söylediği değil, doğru olanın ne olduğu önemlidir. Bu tür etkileşimlerde grup içinde kazanan taraf yoktur; çünkü ekip ruhunda temel olan kazanmak değil ürmek eğilimidir. Kazanan, düşünsel süreçte üretebilen ekiptir. Karşılıklı konuşma, ekip içinde öğrenmeyi aksatan etkileşim biçimlerinin nasıl tanınabileceğini öğrenmeyi de kapsamaktadır. Grup içindeki olası etkileşim ve/veya iletişim sorunları, öğrenmeyi ve bireyler arasındaki güvenin gelişimini de olumsuz olarak etkileyebilir. Ancak var olan sorunların tanınarak grup tarafından algılanması, anlaşılması, çözümü getireceği için fiilen öğrenme süreçlerini de hızlandırabilir.

Özellikle günümüz koşullarında çağdaş kurumlarda öğrenme uygulamaları bireylerle değil, ekiplerle olmaktadır.
Ekip halinde öğrenme önemlidir ve üç temel koşulu vardır. Bunlar genel anlamda şöyle sıralanabilir:
►Ekip üyelerinin hepsi önceki öğrenmelerini ve tüm varsayımlarını donduracaklar;
►ekipteki herkes birbirini çalışma arkadaşı olarak görecek;
►karşılıklı konuşma ortamı oluşturmak ve bu ortamın devamlılığını sağlamak için saygıyı temel almak anlamında ortamın bozulmamasını sağlayan birer yardımcı olacaklardır.

Ekip halinde öğrenme yeteneği olmadan, okul örgütündeki yerleşik zihinsel modelleri, paradigmaları, kökleşmiş varsayımları, imgeleri değiştirmek ve öğrenen bir örgüt olmak için gereken ön koşulları sağlamış olunmamaktadır.

Sistemleri istenilen yönde harekete geçiren noktalar, çoğu zaman görünmeyen yerlerde saklıdırlar. Bilgi tabanlı kurumlar, sistemleri kendi istedikleri yönde harekete geçirebilmek için çoğu zaman yeni ve radikal düşünme yollarını denerler. Çünkü değişimin yönetiminde ağırlıklı olarak iki seçenek görülmektedir. Ya değişim yaratılmalıdır ya da yaratılmış bir değişime uyum sağlanmalıdır. Değişen dünyanın yeni paradigmalarına uyum sağlamak veya değişimin önüne geçerek yeniliklere açık, çağdaş ve başarılı bir gelecek yaratmak için bugünden geleceği şekillendirecek hareketlere gidilmelidir. Çağımızdaki yaşantılarda her şey o kadar hızlı gelişmektedir ki gelişmelerle aynı anda hareket edildiğinde bulunulan yer sorgulanmaya ve bilgiyi yeterince etkili kullanamamanın sıkıntısı yaşanmaya başlanmaktadır. Bu nedenlerle öncelikli olarak eğitim sistemlerinde önce davranmalı bir sonraki adım için plânlama ve programlama çalışmaları üretilirken, bugün yapmaya çalışılan etkinliklere, öğrenen bir kurum disiplini ve yaratıcı kurum iklimi içerisinde yenileri güncellenerek eklenmelidir.

Eğitim Yönetim Sistemi olarak düşünülebilecek yapı içinde, okulda uygulanan eğitim programı, çevremizde meydana gelen değişmelerin doğasını yansıtmak ve günümüzün gereksinimlerini ele almak durumundadır.
Bu bakımdan okul örgütlerinin uyguladıkları eğitim programları, aşağıda belirtilen beş temel yargı çerçevesinde sorgulanabilir/sorgulanmalıdır:

• Yüksek düzeyde, etkili ve işlevsel öğrenmeyi gerçekleştirme hedefindeki bir program uygulaması gereklidir.
• Bilgi çağı için yeterlikleri geliştirme anlamında yapılanlar, günün ve esnek plânlamalarla tasarlanmış geleceğin gereklerini karşılamalıdır.
• Değişmeyi gerçekleştirecek yeterlikleri, dinamizmi geliştirmek için uygulamalar ve etkinlikler programlı olarak uygulanmalıdır.
• İşbirliği yeterliği kazandırmak için öğrenenlere gerekli olan temel beceriler kazandırılmalıdır.
• Sistemler düşüncesinde yeterlik kazandırmak için okul örgütü ve eğitim yönetimi kapsamında, ilgili alt sistemlere işlerlik kazandırılmalıdır.

Bu haber 63 defa okunmuştur

:

:

:

: