Yaratıcı düşüncenin okulda geliştirilmesi

Okul ortamı, öğrenenin kendini özgür hissedeceği bir öğrenme öğretme ortamı olmalıdır. Yaratıcılık, 2–7 yaşlar arasındaki çocukların somut işlemler döneminde olmaları nedeniyle özellikle dramatizasyon, demostrasyon, yaratıcı drama ve rol yapma gibi tekniklerle geliştirilebilir

Okul ortamı, öğrenenin kendini özgür hissedeceği bir öğrenme öğretme ortamı olmalıdır. Yaratıcılık, 2–7 yaşlar arasındaki çocukların somut işlemler döneminde olmaları nedeniyle özellikle dramatizasyon, demostrasyon, yaratıcı drama ve rol yapma gibi tekniklerle geliştirilebilir. 11–15 yaşlarında ise çocuklar soyut işlemler dönemine girdiğinden bu dönemde şiir, öykü, anı yazma, resim yapma, bilimsel düşler kurma ve geliştirme daha baskındır.


5-7 yaş arasında çocuğun kişilik yapısı ortaya çıkmaya başlamaktadır. Çocuk, kendi kültüründeki sembolleri öğrenmiştir. Sık sık kendi kendine olan ve ilgisi belli sembollerde yoğunlaşan çocuk, hayali oyunlarda güçlü duygusal deneyimlerle kendini anlatırken, kendi kendine yepyeni bir dünya oluşturur. Bu yaştaki çocukların çoğu düşsel bir dünyanın gerçek yaratıcılarıdır.


Edwards ve Springate (1995) makalelerinde, bu yaş grubundaki çocukların yaratıcılıklarının ortaya çıkarılması için sınıf ortamının şu şekilde düzenlenebileceğini vurgulamakta ve zaman, yer, malzeme, iklim ve durumlar alt başlıkları altında konuya açıklık getirmektedirler:


Zaman: Yaratıcılık zamanı takip etmez. En iyiyi ortaya çıkarmak için çocuklar geniş ve acele ettirilmedikleri bir süreye gereksinim duyarlar.

Yer: Bitirilmemiş işleri tamamlamak için bir sonraki günde devam edebilecekleri bir yere gerekinmeleri vardır. Estetik olmayan bir çevre yaratıcı bir iş için yeterli değildir. Doğal ışığı olan, renklerin uyumlu olduğu, rahat, sadece kendi işlerinin değil arkadaşlarının hatta öğretmenlerinin, yetişkin sanatçıların ürünlerinin bulunduğu, çocuğa uygun ölçüde bir ortam onun çalışması için gereklidir.

Malzeme: Çok fazla para harcamaksızın öğretmenler kaynak malzemeler edinebilirler. Bu malzemeler her türden kâğıt malzemeler, yazım ve çizim araçları, düğme, taş, kabuk, boncuk ve tohum gibi yapım malzemeleri, hamur, kil gibi heykel malzemeleri olabilir. Çocuklar bu malzemelerin seçimine, örgütlenmesine yardımcı olunduğu takdirde üretici olabilir ve hayal güçlerini kullanabilirler.

Atmosfer: Sınıf atmosferi cesaretlendirmenin olduğu ve hataların, risk almanın, yeniliğin, dağınıklılığın, gürültünün ve özgürlüğün kabul edildiği bir şekilde olmalıdır. Bu bir kargaşa ve sıkı kontrol durumu değil her ikisinin ortasında bir durumdur. Öğretmenler de sınıf ortamında sanatsal etkinliğe kendi becerilerini ortaya koyarak katılmalıdırlar.
Durumlar: Çocukların en iyi ve en heyecan verici işleri, kendileri ile iç ve dış dünyalarının karşılaştığı durumlarda ortaya çıkar. Bu yolculukta öğretmen rehberlik etmelidir.

Demirci’ye göre (2007) öğretmenler, yaratıcı düşünen bireylerin ortaya çıkmasına uygun zeminler hazırlayabilirler. Bu da en güzel çocukluk çağlarında yapılabilir. Çocuklar ön yargılar ve katı dünya görüşleri ile engellenemezler. Onlar doğal olarak meraklı ve doğal problem çözücüdürler. Bu da kendiliğinden ve uyarlayıcı esnekliği cesaretlendirmek, özgünlüğü ve geleneksel olmayan yorumlamaları ortaya koymak için uygun bir ortamdır. Bireyin yaratıcılığı, çocukluk ve gençlik döneminde olaylara, nesnelere ve olgulara ilişkin sorular sormaları, dış dünya ile kendi duygu ve düşüncelerini etkileşime sokmaları ile gelişir ve ortaya çıkar. Yaratıcı bir zihin yapısına sahip kişiler orta yaşlılık döneminde bu yeteneklerinin en olgun ürünlerini veririler. Yaratıcılık için kesin bir yaş sınırı ortaya koymak güçtür. Öğrenme ve öğretme ortamları öğrenenin yaratıcı davranışlarını geliştirecek biçimde düzenlenmelidir. Bunun için öğretmen, anne babalar, çocukların çok boyutlu düşünmelerini sağlamak için uygun strateji, yöntem ve teknikleri eğitim ortamında kullanmalıdırlar. Yaratıcı düşüncenin oluşması için buluş yolu, araştırma, soruşturma ve tam öğrenme stratejileri, güdümlü tartışma, örnek olay, gösterip yaptırma yöntemleri, küçük ve büyük grup tartışması, münazara, yaratıcı drama, gösterme, yaptırma, deney, gözlem, beyin fırtınası, problem çözme gibi teknikler eğitim ortamında işe koşulabilir. Öğrenenin problemin farkına varmasına, onu anlayıp sınırlamasına, denenceler kurmasına ve diğer kişilerle birlikte çalışmasına olanak ve fırsat verecek şekilde eğitim ortamları düzenlenmelidir. Aynı zamanda yeni düşünceler kurmalarını, sistemler üretmelerini engelleyen kültürel değişkenler ortadan kaldırılmalıdır. Öğrenen, özgün, yeni ve tutarlı ürün koyduğunda, bu, pekiştirilmelidir. Oysa genel eğitim yapısında ve kültürel yapıda, bu tür düşünce ve davranışlar hemen hemen her yaşta ve ortamda engellenmektedir. Özellikle üstün yetenekli çocuklar, bu konuda en çok zarar görenler olduklarından, onlar için ayrı eğitim programları hazırlanmalıdır. Öğrenenler, eğitim ortamında sürekli desteklenip yüreklendirilmelidir. Çünkü yaratıcılık bilişsel, duyuşsal ve devinişsel, özde, kültürel bir etkinlik sonucu ortaya çıkabilir.
Bu haber 85 defa okunmuştur

:

:

:

: