Yaratıcılık ve zekâ

Zekâ ve yaratıcılığın çocuğun doğuştan getirdiği yetenekler olduğu bilinmekte ancak geliştirilebilecekleri üzerinde de bilimsel bulgular bulunmaktadır. Uygun çevre koşulları ve eğitimle her ikisi de keşfedilebilir ve gelişmesine yardımcı olunabilir.

Zekâ ve yaratıcılığın çocuğun doğuştan getirdiği yetenekler olduğu bilinmekte ancak geliştirilebilecekleri üzerinde de bilimsel bulgular bulunmaktadır. Uygun çevre koşulları ve eğitimle her ikisi de keşfedilebilir ve gelişmesine yardımcı olunabilir. Günümüz eğitim programlarında yaratıcılığı geliştirici etkinliklere önemli oranda yer verilmektedir. Araştırmalar yüksek düzeyde zekânın, yüksek düzeyde yaratıcılığı garanti etmediğini, yaratıcılıkla zekâ arasında çok yüksek bir korelasyon olmadığını, daha zeki bir bireyin daha yaratıcı birey anlamına gelmediğini göstermektedir. Getzels ve Jackson (1962) dört yüz kırkdokuz ortaokul ve lise öğrencisi üzerinde yaptıkları çalışmalarda yüksek yaratıcılık ve zekânın birbiri ile ilişkisinin olup olmadığı, üstün yaratıcı bir kişiyi üstün zekâlıdan ayıran özelliklerin ne olduğu, iki grubun meslek seçimi, sosyal organizasyonları, tutumları ve ilgileri üzerinde durmuşlardır. Sonuçta;

1. Üstün zekâ ile üstün yaratıcılık arasında düşük düzeyde bir ilişki olduğunu;
2.Üstün zekâlı öğrenenlerle üstün yaratıcılığı olan öğrenenlerin birbirlerinden çok farklı özelliklere sahip olduklarını saptamışlardır.

Üstün zekâlıların yakınsak problem çözme tarzını benimsedikleri, buna karşın üstün yaratıcı olan çoçukların ise ıraksak problem çözme tarzını benimsedikleri ve bu verilerin de Guilford (1967)’un modeline uygun olduğu kanısına varmışlardır (Ataman, 1993).
Wallach ve Kogan (1965) ilkokul dönemindeki öğrencilerde yaratıcılık ve zekâ arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Yaratıcılığın ancak çeşitli gereçlerin bulunduğu özgür bir ortamda oluşabileceği sayıltısına dayanarak ilkokul öğrencileri için yaratıcılık testleri geliştirmişlerdir. İki grupta da yaratıcılığın basit bir zekâ fonksiyonu olmadığı, yaratıcılık için zekâ düzeyinin en az 120 olması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Torrance (1960)’nin geliştirdiği yaratıcılık testinin sonuçlarına göre, yaratıcılık, zekâ düzeyi 120’nin üstünde olan öğrencilerde, 20; 120’nin altında olan öğrencilerde, 50 puan olarak bulunmuştur. Bu sonuç yaratıcı olmak için zekâ düzeyinin yüksek olmasının gerekli olmadığını göstermektedir. Burada sözü edilen zekâ testleri mantıksal ve dil yeteneklerini ölçen genel zekâ testleridir. Eğer Gardner (1997)’ın ifade ettiği zekâ alanlarına göre bir test geliştirilirse farklı sonuçlar çıkabilir. Uygulamalar sonucunda zekâ bölümü ve yaratıcılığın boyutları arasındaki ilişkilerin görülmesi amaçlanmaktadır. Bu testlerin kullanılmasıyla yapılan pek çok araştırma sonuçlarına göre her çocukta yaratıcılık ve zekânın bulunduğu ve bu yeteneklerin gelişmesinde en önemli dönemin anaokulu yılları olduğu vurgulanmaktadır. Yaratıcılık testleri çoğunlukla açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Bunlar bilinmeyen problem çözümlerinin geliştirilmesini teşvik eden sorulardır. Örneğin, bir şekil verilir ve bu şekli kullanarak çeşitli obje ve eşyanın üretilmesi istenir. Ya da bazı resimler gösterilir ve bu resimlerle ilgili çeşitli soruların üretilmesi, üretilen sorulara yanıt verilmesi istenir. Bu testler sonucunda, çocukta, istenen yaratıcı düşüncenin olup olmadığı saptanmış olur. Çocuğun verdiği her yanıt onun akıcılık puanını gösterir. Aynı kategoriye girmeyen değişik yanıtlar ise onun esneklik puanını verir. Orijinallik ise değişik, ender ve orijinal yanıtlar bulabilmesidir.

Bu dönemde uygulanacak çocuk merkezli, otoritenin olmadığı yapılandırılmamış programlar çocuğun yaratıcılığının artmasına ve zihinsel gelişimine yardımcı olacaktır. Ayrıca çocuk sadece okulda değil, günlük yaşamındaki tüm etkinliklerde yaratıcı düşüncenin geliştirilmesi için cesaretlendirilmeli ve serbest bırakılmalıdır.
Ülkemizde de yaratıcı gençlerin yetiştirilmesi amacı ile eğitim programlarının yeniden bütünsel bir anlayışla ele alınması oldukça önemlidir.
Bu haber 50 defa okunmuştur

:

:

:

: