UBP hükümeti 19 Nisan 2009 seçimlerinden hemen sonra 11 Mayıs tarihinde kuruldu ve o gün bu gündür ülkemiz Kuzey Kıbrıs’a sözde hükümet ediyor!
Daha hükümet olduğu ilk günden itibaren sanki maliye bakanlığında içine para konan bir kasa varmış ve CTP bu kasadaki parayı tüketmiş ve güya UBP hükümeti daha yılın başında ve hemen bütçe görüşmelerinin ardından kasayı boş bulduk edebiyatı ile halkın algısını psiko-sosyolojik bir şekilde darmadağın eden UBP hükümeti diğer taraftan da Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanmaya başlamış ve ülkenin ekonomik anlamda krizden çıkabilmesi için projeler üretip hayata geçirmeyi bir tarafa bırakmıştı.
Sendikalara, sivil toplum örgütlerine ve tüm halka yalan vaatlerle ve hatta belgeler-protokoller imzalayarak hükümete gelen UBP, bu kez de yalan vaatlerini Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dönük olarak devam ettirmiş ve Sayın Eroğlu’nu Cumhurbaşkanlığı sarayına göndermiştir.
Akabinde bu kez de Sayın Küçük UBP içerisinde “konsensüs sağlanarak” genel başkanlığa ve başbakanlığa getirilmiş, bu kez de 11 Aralık 2010 tarihinde yapılacak olan UBP kurultayına dönük çalışmalara başlanmış ve ülke yine unutulmuştur ekonomik sıkıntılara çözüm bulma açısından. Ancak halk unutulurken, unutulmayan şeyler de vardı UBP hükümeti tarafından ve halkımız darmaduman edilmeye, kurumları talan edilmeye devam ediliyordu ilk günden beri. Bu icraatlar günümüzde öylesine geniş boyutlarda halkımızı olumsuz bir şekilde etkiliyor ki artık UBP hükümetine “YETER” demenin zamanı çoktan gelmiştir.
Günümüzde neler mi var bizleri olumsuz etkileyen, gelin kısaca ve özce bir gözden geçirelim:
→UBP, bütçe açığını kapatmak için ekonomiyi kayıt altına almak, üretimi teşvik etmek ve ürettiklerimizi ve üretebileceklerimizi en azından Türkiye’ye satabilmenin yollarını bulmak yerine ellerini sürekli olarak halkın cebine atmakta ve bir taraftan piyasayı daraltırken diğer taraftan da dolaylı ve doğrudan vergilerle halkı tarumar etmeye devam etmektedir.
→UBP, çalışanların güvencesi olan toplu iş sözleşmelerine ve hatta asgari ücrete dahi karşı çıkarak, asgari ücretin serbest piyasada belirlenmesini savunmakta, ucuz yabancı iş gücü getirerek onların ücretlerinin geldikleri ülkelerin asgari ücretleri düşünülerek düşük tutulmasını desteklemekte, böylelikle de KKTC vatandaşlarının giderek daha da artan bir oranda işsiz kalmalarının yolunu açmaya çalışmaktadır.
→UBP insanca yaşamak için gerekli olan yaşam kalitesini artırmak adına hiçbir şey yapmamakta ve yaşamlarımızı gün be gün daha da çekilmez bir hale getirmektedir.
→UBP hükümeti kamu kesimi maaşlarından sürekli olarak kesinti yapmakta, emeklilerden ek vergi almakta ve özel sektörde çalışanların sorunlarıyla ilgilenmemektedir.
→UBP hükümeti yabancı yatırımcı diye gelen birçok işadamına her türlü olanağı sunarken, bu yatırımcıların ülkemize hemen hemen hiçbir katma değer yaratmamasına göz yummakta, gençlerimizi çalıştırmak yerine ucuz işgücü diye sürekli yabancı işçi getirenlere ve haksız rekabet yapanlara çeşitli cazip olanaklar sunmaktadır.
→1960’lı yıllardan beridir on yıllarca kurum ve kuruluşlarımıza sahip olmak için verdiğimiz mücadeleleri bir çırpıda bir kenara atarak, özelleştirme yasası, rekabet yasası, damping ve anti-damping yasası olmadan ve çalışanların sosyal güvenlikleri sağlanmadan sözde özelleştirme kandırmacıları ile kurum ve kuruluşlarımız UBP hükümeti tarafından yabancı sermayeye peşkeş çekilmektedir.
→Tamamen alan-veren ve buyuran-uygulayan mantığı ile hareket eden UBP hükümeti son haftalarda yaptıklarına bir yenisini daha ekleyerek Kıbrıslı Türklerin mücadele yılları ile özdeşleşen Saray Oteli aylık sadece 5 bin Euro karşılığı kiralamış yani “özelleştirmiş” ve geçtiğimiz aylarda KTHY’yi türlü alavere dalaverelerle ortadan kaldırıp yine geçtiğimiz günlerde de şirketin iflasını gerçekleştirmiştir.
→Sırf hükümette kalabilmek, sırf başbakan ve bakan olabilmek uğruna kendi vatandaşlarının hem de kendi yüzlerine baka baka horlanmasına ve incinmesine fırsat yaratmış ve halen de bu tavırlarını sürdürmektedir UBP hükümeti.
→UBP hükümeti halka verdiği sözleri tutmayıp tam tersi icraatlarla yalanlarını sürdürmektedir. Eşel-Mobil’den tutun da seyrüsefer ruhsatlarına, elektrik fiyatlarından tutun da petrol fiyatlarına kadar hayatın her alanında verdikleri sözlerin tam terslerini uygulamaya geçirdiklerini unutmak mümkün müdür UBP hükümetinin?
→Sırf TC’den biraz daha para almak ve bunu partizanca ve popülistçe harcayabilmek ve bu yolla partisel ve kişisel iktidarlarını sürdürebildikleri kadar sürdürebilmek uğruna bu topraklarda yaşayan tüm vatandaşlarımızın yani Kıbrıs Türk Halkının onuru ile oynanıp kimliğinin “aşağılanmasına” yol açmıştır ve açmaktadır bu UBP hükümeti ve bu pervasızlıkla ülke nüfusumuzun bir bilmece haline gelmesine yol açmıştır.
→UBP hükümeti kendini dev aynasında görerek ve bu halka ne yaparsak yapalım yine bizi seçecek mantığına kapılarak halkımızı değersiz bir varlık gibi görmeye çalışmaktadır.
→Ülkemiz insanlarını önce 2 kutup haline getirip kendilerine oy vermeyenlere yaşam hakkı tanımayarak, ardından da kendilerine oy verenleri kim daha fazla UBP’ye yakınsa diye kendi içlerinde de gruplandırıp insanların işleri ve aşları ile oynayıp, kendilerinden olmayanları partizanlıkla işlerinden atarak ya da iş vermeyerek aslında bu ülkeye en büyük kötülüğü yapmaya devam eden UBP yönetimi ülkemiz insanlarını hem bölmekte hem de birbirlerine düşürmektedir.
→UBP hükümeti yasalaştırdığı ek vergilerle çalışanların ve emeklilerin aslında değil 13. Maaşlarını, 12. Ve hatta 11. Maaşlarını bile ortadan kaldırmışken, son günlerde softa şaşırtmacası yaparak 13. Maaşları ödeyeceğiz diyen UBP hükümeti neredeyse halkımızla alay eder duruma gelmiştir.
→UBP hükümeti et fiyatlarını ucuzlatacağım mantalitesi ile hareket ederek et ithalatının önünü açmış ve tüketicinin güneye kaymasına vesile olmuş, böylelikle de hayvancıların iflasını sağlayarak bu sektörde uğraşan bazı kesimlerin nemalanmasının önünü açmıştır.
→Et muammalarının önünü kesemeyen UBP hükümeti diğer taraftan da halka brusellalı et yedirme hevesine giren bir kısım gözü dönmüşün ekmeğine bal sürmektedir.
→Kendi öğretmen ve eğitimcilerimizi yazmış olduğu 83 kitabı bir çırpıda depolara atan UBP hükümeti yüz binlerce lira ödeyerek TC’den kitaplar getirtmiş ve uygulamaya sokmuştur. Bu kitaplar eğitimde paralel müfredatlar sürdürdüğümüz TC’den gelmiş olmasına karşın farklı bir coğrafya ve kültüre sahip olan ülkemiz insanlarına ve sosyolojik yapısına uygun olmayan örneklerle doludur ve gerek eğitimbilimsel gerekse toplumbilimsel açılardan dogma bir şekilde alınıp okutulması doğru da değildir.
→Ülkemizde çeşitli alanlarda yüzlerce üniversite öğrencisi iş bulamadığından dolayı bu alanlara burs verilmemesi kararı ortada dururken, ekonomik darboğaz var diyerek emeklilerden dahi ek vergiler alınırken, söz konusu alanlarda öğrenime başlayan birçok öğrenciye bakanlar kurulu kararları ile okul harçları ödeyen UBP hiç de toplum karşısında inandırıcı olamamakta ve çelişkiler içerisinde yoğrulmaktadır.
Yazacak daha nice konu vardır UBP hükümetinin icraatsızlıkları ve plansızlıkları ile ilgili ancak bir sayfada ancak bu kadarı yazılabilir. Fakat UBP’nin tüm toplumu kucaklayamadığı, Kıbrıs Türk Halkını ileriye taşımak bir yana yerinde bile muhafaza edemeyip sürekli olarak geriye götürdüğü gün gibi ortadadır. İşte bu nedenlerle “haçanabir susacağız”, haçanabir incineceğiz”, haçanabir yalanlarınızı dinleyeceğiz”, “haçanabir onurumuzla oynayacaksınız” diyerek UBP yönetimine karşı durmamız gerekmektedir…
HAÇANABİR BE GARDAŞ!