Kültür, küreselleşme ve kültürel çatışma

KÜLTÜR - UYGARLIK İLİŞKİSİ Avrupa’da yüzyıllarca önce başlayan Rönesans hareketleri insanoğlunun doğayı kontrol etme isteklerini artırdığı ölçüde öğrenme, tanıma, keşfetme ve yönetme arzularını da giderek yükseltti.

KÜLTÜR - UYGARLIK İLİŞKİSİ
Avrupa’da yüzyıllarca önce başlayan Rönesans hareketleri insanoğlunun doğayı kontrol etme isteklerini artırdığı ölçüde öğrenme, tanıma, keşfetme ve yönetme arzularını da giderek yükseltti. Özellikle sanayi devrimi diye de adlandırılan 1789 Fransız burjuva devrimiyle birlikte feodal toplumdan kapitalist topluma geçiş süreci hızlanmış ve maddi kültür insanların ve toplumların yaşamlarında başat hale gelmeye ve insan ilişkilerini derinden etkilemeye başlamıştır.
Bir başka pencereden bakıldığında ise, 18. yy aydınlanma dönemi kapitalist ilişkilerin artmasına paralel olarak aklın, bilim ve sanatın, hukuk düzeni ve insan haklarının da gelişmesine etki eden önemli bir katalizör olmuştur. Kapitalist yapının beslenebilmesi ve büyüyebilmesi, Avrupalı aydınlanma dönemi insanları tarafından üretilen ve geliştirilen tüm kültürel değerlerin başta Avrupalı insanlara ancak ardından da mutlaka dünya insanlarına aktarılması ve kültürel değişim sağlanması ile mümkün kılınabileceğinden, özellikle Avrupalı kültürün evrensel kültür haline getirilebilmesi için büyük gayretler sarf edildi.
Bir başka açıdan da, kapitalist yapılar kendilerine yeni pazarlar ve sömürgeler yaratırken, evrensel kültür yaratma ve üretilen maddi değerleri pazarlama gayesi ile sömürge ülke insanlarına kültür aktarımı kapitalistler için en önemli misyon haline gelmiştir.
Giderek, uygarlık dendiği zaman akla Avrupa Kültürü gelmeye başlamış ve insanlar evrensel kültür olarak Avrupa Kültürünü benimsemeye başlamışlardır. Zamanla Avrupalı olmayan kültürler değersiz kılınmaya ve kullanılması halinde geri kalmışlık olarak nitelendirilmeye başlanmış ve insanlar bu öz yerel değerleriyle uygarlık diye adlandırdıkları Avrupalı ya da evrensel değerler arasında kendi içlerinde çatışma yaşamaya başlamışlardır. Bu çatışma giderek büyümüş, günümüzde küreselleşmenin olanakları ile daha da evrensel bir boyut kazanmıştır.






ÜST-ALT KÜLTÜR ÇATIŞMASI




18. yy başlarında evrensel değerler olarak kabul edilen bilim, sanat, bilgi ve teknoloji birçok tanımlamaya göre üst kültürü oluşturmaktayken, bugün bu üst kültürlerle ilişkiye giren insanlar kendi toplumlarına ait olan alt kültürleri de giderek bırakarak ya da unutarak üst kültürün yarattığı yeni kültürleri de evrensel boyutta yaşamakta ve tüm insanların sahip olduğu bir başka üst kültür alt kültür haline de gelmekte ve tek tipleşmektedir.
Diğer bir deyişle, baskın olan üst kültür alt kültürleri de etkileyerek değişimlerine yol açmakta, bu değişim sürecinde de üst kültür-alt kültür çatışması yaşanmasına yol açmaktadır. Bu çatışmadan korunmak bir toplumun kendi değerlerine de sahip çıkması ve yerel kültürlerini koruyarak evrensel kültürü mümkün olduğunca kontrollü bir biçimde uyumlaştırması ile mümkün olabilir, aksi halde o kadar da kolay değildir kültürel yapısının bozulmasını ve yok olmasını engellemek, çünkü küreselleşen dünyamızda bir taraftan da amaç diğer toplumlardan geri kalmamak ve evrensel kültürü içselleştirmektir. İşte burada önemli olan üst kültürün ürettiği tüm değerleri öğrenmek ve bunlarla uyumlu bir biçimde alt kültürün gelişmesini sağlamak olmalıdır.




ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK
Aslında kültürün insanın kendisiyle ve yaşadığı toplum ve dünyasıyla ilgili bir değerler bütünü olarak da tanımlanabilir. Öyleyse kültürü anlamak için her şeyden önce insanı, yarattığı değerleri, toplumu, değişim ve gelişimi ve insanlar arasındaki ilişkileri anlamak gerekmektedir. Kaygıları, sevinçleri, üzüntüleri, sanatı anlamak insanı anlamakla özdeştir bir bakıma.
Kendi insanını ve toplumunu anlamadan üst kültürün etkilerine kapılmak kültürel çatışmaları hızlandırmaktadır günümüzde. Üst kültürün yanı sıra bir toplum içerisinde de farklı coğrafi bölgelerin yaşam tarzlarından da etkilenerek farklılaşan yerel kültürler de çeşitlilik arz etmekte ve bir toplum içerisinde çok kültürlü yapıların oluşmasına neden olmaktadır.
Bir taraftan toplumlar çok kültürlü yapılara sahipken, diğer taraftan da tek bir evrensel üst kültürün etkilerindedirler ve kültürler arası çatışma daha da bir görünür hale gelmektedir. Çok kültürlülük hem çatışmaya hem de değişime neden olmaktadır. İşte bu nedenlerle kültürel görecelik oldukça önemli bir kazanım olabilir toplumlarda ve bunun için de çok kültürlü eğitime önem verilerek, çok kültürlü ortamlarda yaşayan insanların farklı kültürlere eşit saygı göstermelerinin ve hoşgörülü olmanın kazanımlarını sağlamalarına çalışılmalıdır. Ancak bu şekilde farklı kültürlere sahip olan insanlar başta insana değer vermeye, insan olmanın değerlerini geliştirmeye ve yerel alt kültürleri üst kültürle uyumlaştırmaya ve barış içerisinde yaşamaya güdülenebilirler. Zaten bu başarılamaz ise üst kültür tüm alt kültürleri etkisi altına alarak yok edebilir. Bu da kültürel zenginliklerin kaybedilmesine ve dünyada tek bir kültür oluşmasına yol açar.
Bu haber 45 defa okunmuştur

:

:

:

: