İnsan yetiştirme

Aslında değişimin ne kadar zor bir süreç olduğunu bilmek ve buna rağmen değişimin gerçekleşmesi için uğraşmak oldukça manidar olsa gerek.

Aslında değişimin ne kadar zor bir süreç olduğunu bilmek ve buna rağmen değişimin gerçekleşmesi için uğraşmak oldukça manidar olsa gerek.

Hele biz eğitimciler bu anlamda oldukça meşakkatli bir gayret içerisinde bulunuyoruz hep, değişim anlamında elbette; yoksa hakkını vererek yapılan her iş meşakkatlidir bana göre ve hem değerlidir hem de saygındır.

Esasında bugünkü yazımda biraz da bu mesleklerle ilgili duyarlılıklar ve mesleklere saygı duyma bağlamında bir şeyler yazmak istedim; ilaveten mesleki eğitime duyulan toplumsal ihtiyaçlardan ama ancak bireysel yeteneklerin de dikkate alınması gerektiği bir eğitim sürecinden de dem vurmak yerinde olur düşüncesindeyim.

Nedense, mesleki teknik eğitime-yeterli olmasa da-yapılan onca yatırıma rağmen, hala daha bu tür okullara bir taraftan “akademik başarıları düşük” olan öğrencilerin yönlendirilmesi diğer taraftan da s sosyo-ekonomik düzeyi daha düşük olan ailelerin çocuklarının bu okullarda öğrenim görmesi çok da doğru olmadığı gibi amaca da hizmet etmiyor diye düşünüyorum.

Günümüzde hemen her olayda “eğitim şart” diyoruz da maalesef iş kendimize döndüğünde bu olguyu pek dikkate almıyoruz. Mesleki okullar açılırken bile birçok aydın insan dahi bu okullara “akademik olarak başarılı olamayan çocukların-diğer bir pencereden bakıldığında da başarısız olan çocukların-gidebileceği okullar” olarak bakması toplumumuzun geleceği açısından büyük bir talihsizliktir diye düşünüyorum.

Bir toplumun her türlü meslekte yetişmiş hatta kaliteli bir biçimde eğitim almış yetiştiği alanda yetenekli insanlara ihtiyacı vardır. Meslekleri sıralayacak olsak belki de ülkemiz dahilinde yüzlerce farklı alanda insan yetiştirmemiz gerektiğini görebileceğiz. Peki bu insanların tümünün de üniversite eğitimi mi alması gerekir? Tabii ki hayır. Ancak ve Peki üniversite eğitimi almasına gerek olmayan dalların eğitime ihtiyacı yok mudur? Tabii ki vardır. Fakat burada önemli olan eğitim sisteminin pratik yaşamla bütünlüklü bir şekilde çalışması ve yaşamdan kopuk insanlar yetiştirmemesidir. Elbette bir diğer önemli konu da aile eğitimidir ki her aile çocuğunu yeteneğine göre geliştirme amacını içselleştirebilip meslekler arasında prestij farkı ya da küçük görme davranımlarında bulunulmasın. Pek tabiidir ki burada devlete ve hükümetlere büyük görevler düşmektedir. Bir insan hangi mesleği yaparsa yapsın yaşayabileceği asgari yaşam koşullarını elde edebilme şansına sahip olmalıdır. Mesleklerin asgari gelirleri arasında uçurumlar yaratılmamalı, ancak elbette yapılan işin yıpranma payları düşünülerek ek tahsisat ya da sosyal ve sağlık önlemleri ile donatılmalıdır. Öyle insanlar yetiştirmemiz gerekmektedir ki insanlar arasındaki fark yaptıkları işlerden ibaret olsun ancak insanlar yaptıkları işlere hem saygı duysunlar, hem saygı görsünler hem de mesleklerini severek yapsınlar. İş çıkışında gidecekleri sosyal ortamlar ortak olmalı insanların. Eğer yapılan işe göre statü kazandırır ve bazı meslekleri imtiyazlı hale getirirseniz ve hatta sosyal tabakanın en üstüne oturtursanız pek tabiidir ki insanlar da çocuklarının bu mesleklere yönelmelerini isteyeceklerdir. İlgi ve yeteneği varsa herkese doktor olma şansı da verilmeli duvarcı ustası olma da.

Ne zaman düzelecek peki bu işler diye bakıldığında ben hep aile eğitimiyle yani toplumsal eğitimle paralel gidilmesi gerektiğini söylerim. Öyle akşamdan sabaha düzelmesi çok kolay değildir ama bir taraftan eğitim düzenini toplumsal konsensüs sağlanarak yeniden oluşturabildiğimiz, yaşam boyu eğitimi işe vuruk hale getirmeyi planladığımız, aile eğitimini de ciddiye almaya başladığımız gün start verilmiş olacaktır. Ardından kararlı olmak ve toplumsal sevgiyi öne çıkarmak gün be gün gerçekleşebilecektir. Bu konsensüsün ardından eğitim uzmanları işlerini zaten daha rahat yapabilecek ve eğitim siyasallaşmadan uzaklaşacaktır. Ne zaman ki kendi çocuğumuzun yeteneği olması durumunda herhangi bir mesleği okumasından mutsuz olmayacağız ve ne zaman ki çocuğumuzun birlikte yaşamak istediği eşinin mesleğine bakarak değil de onların uyumlu olmalarına göre rıza göstereceğiz birlikteliklerine işte o zaman doğru yolda olduğumuzdan emin olabileceğiz sevgili okurlarım.

Sevgiyle kalınız.
Bu haber 122 defa okunmuştur

:

:

:

: