Sevgili okurlarım, bugünkü köşemde sizlere yeni açıklanan sisteme göre kolej giriş puanlarının oluşumunda öğrencilerin beden eğitimi, sağlık ve spor dersi ile resim derslerinden de uygulamalı sınavlardan alacakları puanların da kullanılacağının duyurulmasının ardından basına verdiğimiz açıklamanın tamamını yayınlıyorum…
“KKTC Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 2010-2011 Öğretim Yılına yönelik hazırlanan “İlköğretim 4. ve 5. Sınıflar Seviye Belirleme ve Kolej Giriş Sınavı Kılavuz Kitapçığı” okullara ve ilgililere dağıtıldı.
Kılavuzun başlığında yer alan “2010-2011 Öğretim Yılı” ibareleri dahi Eğitim Bakanlığının çıkmazını ve yanlış anlayışını göstermektedir, çünkü Bakanlığın kendisi dahi “Eğitim-Öğretim Yılı” demekten vazgeçmiş bulunmaktadır. Bakanlık terminolojisinde, Eğitim salt bir sözcük değil, bir esastır. Sistemin esasında var olan temel öğe EĞİTİMDİR. Bu; bakanlığın yalnızca öğretime endekslendiğinin açık bir ifadesi, hükümetinin ise kısırlığının eğitime de yansımasıdır.
Kuzey Kıbrıs’ta yazılan kitapların basımlarının durdurulması ve yerlerine Türkiye’den kitaplar getirilmesini sağlayan bu bakanlık, ne acıdır ki işine gelen uygulamaları Türkiye programları ile aynılaştırırken, işlerine gelmeyenleri ise farklı olarak kullanabilmektedir.
Örneğin Türkiye’de Kolej Giriş Sınavları yaklaşık 15 yıl önce kaldırılmış ve Anadolu Liselerinin orta kısımları kapatılarak diğer kolejlerin de orta kısımları Türkçeleştirilmiş olmasına rağmen, bunu burada uygulamayı bırakın, aksine kolej sınavlarını o yaş çocuklarına uygulamayı yeniden gündeme taşımışlardır.
Üstelik de bunu, sınav sayılarını artırarak ve daha alt sınıflara indirgeyerek ve öğrencilerin özel derslere devam etmelerini daha da teşvik edecek düzenlemelerle uygulamaya koymuşlardır.
Yukarıdaki temel eleştirinin ardından kamuoyu ile paylaşmak istediğimiz esas konu ise Seviye Belirleme Sınavı (SBS) içerikleri ile ilgilidir. Şöyle ki:
4. ve 5. sınıflara her dönemin sonunda yapılmak üzere konan bu sınavlarda okullarda okutulan her ders yer alacaktır. Fakat özellikle 5. sınıfta yapılacak olan SBS1 ve SBS2’nin Kolej Giriş Puanı (KGP) hesaplamasında kullanılacak olması, sınavın objektifliğinin önemini gündeme taşımaktadır.
Hal böyle iken SBS1 ve SBS2 sınavlarında resim, beden eğitimi, sağlık ve spor derslerinin de yer alacak olması, son derece düşündürücüdür.
Hele bunların uygulamalı olarak yapılacak olması, sınavların objektifliğinin tartışılmasını gündemin odağı yapacaktır..
Kolej girişlerinde 1 puanın hatta 0.1 puanın bile ne denli etkili olduğu düşünülürse, bu türden uygulamalı sınavların oldukça büyük tartışmalara yol açaçağı daha şimdiden görülmektedir. Yalnızca objektiflik de değil, sınavın yapılabilirliği de tartışılacaktır.
Yaş grubu sayısının 3500 olduğu ve tüm öğrencilerin SBS’lere katılacağını düşününce nasıl bir yöntemle eşit, adil, objektif ölçme ve değerlendirme yapılacağı bir kere meçhuldür!
Hele, daha geçtiğimiz yıl yapılan kolej sınavlarında oldukça fazla şaibelerin yaşandığını, bu şaibelerin medyaya da yansıdığını, soruların dışarıya çıkarıldığı ve hatta bazı daire müdürlerinin, çocukları adına bu sorulara önceden ulaştığı söylentileri ortada iken ve bu şaibeleri aydınlatmayan ve kamuoyuna doyurucu açıklama yapmayan Eğitim Bakanlığı, şimdi subjektif değerlendirmesi ağır basan uygulamalı sınavla, şaibesiz ve objektif sınavı nasıl yapabilecektir?
İşin bir diğer boyutu ise koleje girmeye çalışan öğrencilerin mekik yapmaya, şınav çekmeye, takla atmaya “zorlanarak” nasıl bir değerlendirme yapılabileceği konusudur ki özellikle fiziksel yeteneklere bakarak puanlama yapmanın hem haksızlık hem de çağ dışı kalmış uygulamalar oldukları açıkça görülmektedir.
Peki ya fiziksel engeli olan ya da bu alanlarda sıkıntısı olan çoçukların psikolojik ve insani dengelerini alt üst etmeye kimin ne hakkı vardır? Kolej mi, yoksa militer nitelikli okul mu bu?
Tüm sınav puanları eşit olan 2 çocuktan birisi belki de “ters takla” atamadı diye koleji kazanamayabilecek! UBP yönetim anlayışlarının bizleri nerelere getirdiğine bakar mısınız? Kim bilir daha neler göreceğiz?!
Kamuoyunun tüm bu uygulamaları iyice değerlendirmesi ve çocuklarımızın yalnızca öğretim değil özellikle eğitim ihtiyaçlarının da karşılanması istemlerini yükseltmeleri gerekmektedir. Biz CTP-BG olarak hem eğitime gerekli önem verilmesi, hem küçücük çocukların sınav endeksli sistemlerle değil sağlıklı yönlendirme sistemleri ile yeteneklerine göre üst kurumlara yerleştirilmeleri gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Unutulmamalıdır ki tüm çocuklar bizim çocuklarımızdır ve onlara eşit ve adil bir biçimde çağın gerektirdiği eğitimi fırsat eşitliğini göz ardı etmeden sunmalıyız.”
Sevgili okurlarım, bu basın açıklamamızın üzerine konu ile ilgili yorumu sizlere bırakıyorum.
Sevgi ve dostlukla kalınız.