Kuzey Kıbrıs toprakları çöplük mü?

GAMBİYA’YA GİDEN UN YÜKLÜ GEMİ Gambiya’ya un götürmek için bir gemi kalkıyor TC limanlarının birinden bundan birkaç ay önce.

GAMBİYA’YA GİDEN UN YÜKLÜ GEMİ

Gambiya’ya un götürmek için bir gemi kalkıyor TC limanlarının birinden bundan birkaç ay önce. Gemi sefer halindeyken unların bulunduğu 2 bölümün birinde yangın çıkıyor ve unlar yanıyor tümüyle. Yangın söndürme işlemleri sırasında diğer bölmedeki unların da büyük bir kısmı deniz suyu ile ıslanıyor.

Gemi geri dönüyor yükünü aldığı TC’ye boşaltmak için. Geri dönüyor dönmesine ancak TC bu yükü geri kabul etmiyor. Çevre dernekleri de karşı çıkıyor yükün TC topraklarına dökülmesine.

TC kabul etmeyince yanan ve ıslanan unları, gemi ve acente yetkilileri Akdeniz’de dolaşmadık ve başvurmadık ülke ve liman bırakmıyorlar ancak gittikleri her yerden umutsuzca ayrılıyorlar gemideki yükleri ile birlikte.

Durum bu vaziyette iken araya giren birileri KKTC’deki Mağusa Limanından söz ediyorlar yetkililerine acentenin! Bu durumda “Forza Mağusa” diyor gemi…

Mağusa Belediyesi bu unları kabul etmiyor.

Meclis kürsüsüne taşınıyor olay bundan 5 hafta önce. Şahsen ben gündem dışı bir konuşma alarak bu unların akıbetini soruyorum ilgili bakanlara. KKTC’de hangi firmanın aracılık yaptığını ve bu işten kimlerin ne kazanacağını da soruyorum. Böylesi bir kabulün ülkede büyük bir çevre felaketine daha sebep olacağını vurguluyoruz o gün yapılan konuşmalarla CTP-BG milletvekilleri olarak. Bakanların söyledikleri ise kesinlikle bu unların kabul edilmeyeceği yönünde olmuştu o gün…

Bugün ise mecliste bakanların verdikleri sözlerin aksine, binlerce yanık ve ıslak unun Dikmen çöplüğüne yüzlerce kamyonla taşındığını öğreniyoruz. Torbalar açılarak unlar çöplüğe serpilmiş, hala daha da serpiliyor. Bugün 15 Kasım günü de serperek unları , seremoniyi tamamlayacaklar bilgisine ulaşıyoruz.

Düşünsenize, unların geldiği ülke olan Türkiye dahi unları kabul etmezken, Akdenizde hiçbir ülke gemiyi limanlarına almazken bizim yürütmemiz kucak açıyorlar bu çevre felaketine! Rastlantısal olarak tam da 15 Kasım kutlamaları ile de aynı günlere geliyor bu un serpme olayı. Çevre dernekleri milyonlarca farenin üreyebileceği ve insan yaşamına tehdit unsuru olabileceği uyarılarını yapıyorlar ama kimin umurunda? Nasılsa mecliste 26 sandalyeleri var ya. Ülke insanlarımız 50 yıldır sürdürdüğü mücadelede yenik düşmedi ya, kim bilir belki de farelerden türeyebilecek “veba” gibi hastalıklarla da bizi yüz yüze getirip dayanıklılığımızı ölçmeye mi çalışacaklar bu “devleti biz kurduk” diyen zihniyetteki yöneticiler? Yoksa beyaz unları dökerek Dikmen çöplüğüne, gerek alttaki pislikleri örtecekleri gerekse de ülkeyi içerisine soktukları durumu gözden kaçıracakları mantığında mıdırlar?

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….


ÇÖPLÜĞE DÖKÜLEN UNLARIN GÖLGESİNDE YAPILAN KUTLAMALAR

Bugün 15 Kasım 2010.

Egemenlik, bağımsızlık ve kendi kendini yönetme üzerine birçok söz söylenecek 15 Kasım 1983’ün üzerinden geçen 27 yıl sonra bugün.

Temiz bir ülke, çağdaş bir yönetim, toplumsal çıkarlarımızı önde tutan nesiller yetiştirmek ve insana değer vermek şiarı üzerine de çok anlamlı dizeler gelecek gündeme birçok kürsüde. Kürsülerde bunlar söylenirken kamyonlara doldurulan yanık ve ıslak unlar da Dikmen çöplüğüne dökülmeye devam edecek!

Birlik ve beraberlik adına da söylenecek sözler olacaktır törenlerde ve resepsiyonlarda.

Resepsiyonlarda ve yemeklerde birlik mesajları ile yutulurken lokmalar, işlerinden atılan insanlar açlığa talim edecekler yarınki bayramın arifesinde…

“Bugün Arife Yarın Bayram” diyemeyecek insanlarımız bugün!

Bayrama bayram gibi girilemeyecek çünkü madalyonun ikinci yüzü vardır her gün karşı karşıya olduğumuz, iç içe yaşadığımız.

Öyle bir hükümet var ki yürütmenin başında bugün, dün halk söz verdiklerinin tam tersini yapmakta ustalaşan, halkın deyimiyle “böyle hükümet düşman başına” dedirtiyor!

Öyle bir hükümet var ki bugün kuruluşunun kutlandığı KKTC’nin başında, yürütmenin başı başbakan başka bakanları başka konuşuyor! Gün geçmiyor ki birbirlerini kısa devrede bırakmasınlar!

Öyle bir hükümet var ki ülkemizde, hükümet hükmetmek yerine icazet almaya can atarak işleri götürmeye çalışıyor! Karar vermek yerine kararları başkalarına aldırtarak uygulamayı yeğliyor! Aslında davetiye çıkarıyorlar yönetilmeye, bütçeyi denkleştirmek adına!

Kendi havayolunu ortadan kaldıran bu hükümet…

Çalışanları işsiz ve aşsız bırakan da bu hükümet…

Varlıklarımızı ve değerlerimizi pervasızca elden çıkaran da bu hükümet, KTHY ve Saray Otel örneklerinde olduğu gibi…

Emeklilere ek vergi koyan, çalışanların vergilerini artıran, işe yeni başlayanlarla işe dün girenler arasında adaletsiz ve eşitliğe aykırı uygulamaları gündeme sokan da bu hükümet…Düşünsenize, Haziran ayında akademiden mezun olanlardan kadın olanlar eylül ayında işe başlamışlar eski statüde, ancak askerlik görevlerini yapmaya giden erkek arkadaşları işe girerken yeni statüde ve yarı maaş alarak aynı işi yapacaklar! Düşünsenize hepsi de hukuk fakültesinden mezun olan arkadaşlardan bugün meclise ve hukuk dairesine girenler herhangi bir bakanlığa girenlerden 2 kat maaş alacaklar! Nerede peki anayasanın eşitlik ilkesi? Bugün 27. Yılının kutlandığı KKTC’de oluyor tüm bu uygulamalar ve eşitlikten-adaletten-birlik ve beraberlikten bahsediliyor! “Yaşasın Cumhuriyet” diyerek sorumlular, insanlarımızın günden güne daha da geriye götürülmesine mimar oluyorlar!

Ve kamyon kamyon unları boşaltıyorlar ülkemizin topraklarına! Sanki ülkemiz çöplükmüş gibi!

Ancak bilsinler ki değil yüzlerce, on binlerce kamyon beyaz un da dökseler topraklarımıza, insanlarımıza yönelik yaptıkları yanlış işlerin örtülmesine yetmeyecek ve kendileri kalacaktır bu unlatın altında…
Bu haber 135 defa okunmuştur

:

:

:

: