Eğitim Sistemleri’ndeki ve Plânlama Yaklaşımları’ndaki değişimler

Dünyamızda yaşanan değişimler Bilimsel ve teknolojik gelişmeler, 21. yüzyılın başından bu yana ve özellikle günümüz bilgi toplumlarında, eğitimin hedeflerini, önceliklerini büyük ölçüde değişime ve yeni seçenek arayışlarına zorlamaktadır.

Dünyamızda yaşanan değişimler
Bilimsel ve teknolojik gelişmeler, 21. yüzyılın başından bu yana ve özellikle günümüz bilgi toplumlarında, eğitimin hedeflerini, önceliklerini büyük ölçüde değişime ve yeni seçenek arayışlarına zorlamaktadır. Bu çabalar toplumdan topluma farklılıklar göstermekle beraber temelde iyi eğitilmiş, nitelikli insan gücü ve nitelikli araştırma kuramlarını sisteme kazandırmak amacında birleştirmektedir.

Eğitim, toplumların bu gününü ve geleceğini doğrudan belirleme gücüne sahip olduğu için hedefleri de yaşanan sosyal, siyasal ve düşünsel ortamların değişimlerine, gelişimlerine göre ve doğru orantılı olarak değişip gelişebilmelidir. Eğitimsel hedeflerin ulusal düzeyde ele alınarak, ait olduğu tarihsel döneme uygun ve tutarlı olması gereklidir. Çünkü ülkelerin, günümüz dünyasında, eğitimin dinamik yapısından kaynaklanan hızlı değişim süreçlerini etkin bir şekilde takip edip, adaptasyon unsurlarını organize edebilmeleri için kriterleri, işleyişi ve temel bileşenleri, bilimsel formatlarda tanımlanmış eğitim sistemlerine gereksinimleri vardır. Bu bağlamda, bir ülkede var olan eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması amacıyla kullanılacak plânlama yaklaşımı, istatistik bilimiyle sinerji içinde, muhtemel reform eylem plânlarının simülatif ortamlarda test edilip değerlendirilmesinin ardından, sistemin tümüne entegrasyonuna imkân vermelidir. Böylelikle, rastlantısal uygulamaların sonucunda oluşabilecek kaotik eğitim sorunlarının ortaya çıkma olasılığı en aza indirgenmiş olur (Çağlar ve Reis, 2007: 1).

Kendini gerçekleştiren insan özellikleri
Maslov’a göre birey, temel gereksinimlerini karşıladıktan sonra kendini gerçekleştirme güdüsü davranışlarını yönlendirmeye başlar. Kendini gerçekleştirme, bireyin kendi yeteneklerini sonuna kadar kullanarak istediği yere gelebilme ve hedeflerine ulaşabilme isteği ve çabası olarak tanımlanır (Cloninberg, 1993: 278; Erden ve Akman, 1995: 234).




Maslov’a göre kendini gerçekleştiren insan özellikleri şunlardır:

1. Kendini, başkalarını ve doğayı olduğu gibi kabul eder.
2. Gerçeği olduğu gibi algılayıp, içinde bulunduğu ortama uyum sağlar.
3. Daha derin kişiler arası ilişkiler kurabilir.
4. Yaşamdan doyum alır.
5. Özerktir, çevreden bağımsızdır.
6. Yaratıcıdır.
7. Çoğunlukla coşku dolu anlar yaşar.
8. Demokratiktir.
9. Doğal davranır.
10. Kendininkiler dışındaki sorunlarla da ilgilenir.
11. Mizah anlayışına sahiptir.
12. Yalnız kalabilme gücüne sahiptir.

Maslov’a göre eğitimin hedefi, kendini gerçekleştirmeyi ya da büyümeyi başaran sağlıklı ve mutlu öğrenciler oluşturmak olmalıdır. Öğrenme, yaşam boyu süren bir eğitim sürecidir. Öğretmenin öğrencilerini güdüleyebilmesi için öğrencinin gereksinimlerini bilmesi ve karşılaması gerekir (Allen, 1994: 238).

Nasıl bir insan yetiştirmek istiyoruz?
Eğitim sistemleri genel anlamda toplumsal gereksinimlere göre hedefler ve hedef davranışlar belirleyen, içerik seçimi ve örgütlenmesinde öğreneni ve bireysel gelişimi öncelikli sayan, öğrenme-öğretme süreci ve hedeflerin değerlendirilmesini plânlayan, güncel ve çağdaş eğitsel yaklaşımlara, yenilikçi düşüncelere açık ve gereksinimler doğrultusunda programlar oluşturarak uygulayan, ölçme değerlendirme anlamında bireysel gelişimlerin farklılıklarını göz ardı etmeyen, sistemdeki eksikleri sistematik olarak araştırarak reformist davranmaya kapalı olmayan bir yapı biçiminde düşünülmelidir. Bu bağlamda, eğitim sistemleri, toplumsal değişim/dönüşüm süreçlerinden en çabuk ve en hızlı etkilenen yapılar olacaktır. Ham maddesi insan olan eğitim, “Nasıl bir insan yetiştireceğiz?” sorusuna olası beklentiler çerçevesinde, olası yanıtlar üretmekle yükümlüdür ve sorumluluğu büyüktür. Çünkü en bilinen ve kabul gören tanımıyla eğitim, “istendik davranış değişikliği” ise öğrenenlere hangi davranışların, nasıl, ne ölçüde, hangi koşullarda, kimler tarafından kazandırılacağının ölçütlerinin belirlenmesi en temel soru ve sorun olarak düşünülmelidir. İnsanı değiştirmeden hiçbir sosyal, ekonomik ve siyasal değişimi başarmak mümkün değildir (Kaya, 1992: 158); fikrinden hareketle geleceği yapılandırabilmenin tek yolunun öncelikle insan ve insan davranışlarını doğru betimleyerek, gerçekçi, insanî ve evrensel ölçütler çerçevesinde istendik davranışsal hedefler saptamanın önemini gündemde tutmanın kaçınılmazlığını ortaya koymaktadır.






Eğitim Planlaması
Bu kapsamda ele alındığında, eğitim plânlaması, geleceği ya da geleceğin sağlayabileceği birçok seçeneği araştırmayı, hedefleri ve değişen sorumlulukları belirlemeyi, bazı sorunlar ya da dengesizlikler gösterecek alanlara dikkat çekmeyi ve ortaya çıkabilecek sorunlar için çözümler ön görmeyi hedeflemektedir. Eğitim plânlaması, sorun çözmenin ussal ve bilimsel bir yaklaşımla, eldeki kaynakların saptanmasını, çeşitli eylemlerin doğuracağı sonuçların çözümlenmesini, bu olanaklar arasındaki seçimi, belli sürede ulaşılacak özgül hedeflerin belirlenmesini ve seçilmiş en etkili araçlarla amaca ulaşmayı var saymaktadır. Böylece eğitim plânlaması, bir projenin hazırlanmasından çok daha fazladır ve birbirine bağlı bir dizi kararları içeren sürekli bir süreçtir.(Adem, 1997: 33–34). Eğitim plânları, ilgili toplumsal ve ekonomik sistemlerden izole olarak ele alınmamalıdır. Aksi hâlde, plânlama modellerinin uygulama alanında hiçbir muhatap bulamayan informasyonlar (bilintiler) üretmesi tehlikesi doğabilir. Bu nedenle ön araştırmanın başta gelen amaçlarından biri, analitik plânlama modelleri ile ilgili toplum ve ekonomi sisteminin karar verme kapasitesi arasında mümkün olan en iyi uygunluğu belirlemesidir. (Clement, 1976: 53).

Tüm bu plânlama tanımlarından, plânlama ölçütlerinden yola çıkıldığında, günümüz bilgi çağı toplumlarının insan kalitesini, çok boyutlu ve sürekli gelişmesi gereken yapıda tanımladığı gerçeğinden hareketle, eğitim alanındaki plânlamaların, toplumların genel yapıları, genel ve geleneksel değerler dizgelerini küryerellik temeli içinde ele alarak, ekonomik, politik, sosyolojik, sosyal ve toplumsal yapıların derin içerik kurgularını yıpratmadan ve bozmadan, incelenebilir, değerlendirilebilir, gerektiğinde yeniden biçimlendirilebilir bir fikirsel rahatlıkla düşünülerek oluşturulması gereklidir. Çünkü eğitim plânları üretmekteki amaç, eğitimsel sorunları saptayarak çeşitli çözüm yolları bulmak için oluşturulmuş bilimsel araçlar sağlamak olmalıdır. Bu verilere göre, hızlı ve sürekli değişim/dönüşüm yaşayan eğitim sistemleri, yenilenmeye gereksinim duymaktadır. Her yeni bilgi ve/veya değişim/dönüşüme göre sistemi hemen belirlemek olası ve gerçekçi olamayacağı için sistemi değişim/dönüşüm süreçlerini algılayabilen ve bu doğrultuda kendini yeniden oluşturabilen bir biçimde tanımlamak gereklidir. Bu da Esnek Plânlama Modeli kapsamında yeni açılımlar anlamına gelmektedir. Esnek Plânlama Modeli, öğreneni merkeze alarak, öğrenenin etkinleşmesi gerektiğini savunan, öğrenenin ilgi ve gereksinimlerinin öncelikli olduğu, etkin hedeflere dayalı, bireysel deneyimlerin öğrenmeyi köklü ve kalıcı olarak istenilen davranışlara dönüştürebildiğini ileri süren; dış etkilere açık ve değişimleri kabul edebilir özgün bir yapı ile belirsiz durumlar altında bireysel inisiyatif ile plânlama elâstikiyeti sağlayan; dış etkenlerle sürekli etkileşim ve denge bulma-denge kurma eğilimindeki esneklik özellikleri, organize edilecek olası bir eğitim sisteminin temel fonksiyonlarının nasıl işlemesi gerektiğinin norm ve sınırlılıklarını belirleyen bir modeldir. Esnek Plânlama Modeli (Çağlar ve Reis, 2007), İnsan gücü Plânlama Modeli ve Simülasyon Plânlama Modeli’nin katkı unsurlarıyla oluşturulmuş bileşke bir yapının adıdır.

Bu haber 89 defa okunmuştur

:

:

:

: