Bir ülkenin ekonomisinin ileriye doğru gidip gitmediğinin en önemli göstergelerinden biri de ülkedeki işsizlik oranları ve nüfus artış oranını da dikkate alarak ülke içerisinde yaratılan istihdam olanaklarının oranlarıdır.
Özellikle sanayi toplumlarından bilgi toplumlarına geçişlerin yaşanmaya başlandığı son çeyrek yüz yıldan beridir ihtiyaç duyulduğu ölçüde istihdam olanakları yaratamayan ülkeler büyük sıkıntılar yaşamakta ve bu da sosyal patlamalara ve göçlere yol açmaktadır.
Teknolojide yaşanan gelişmeler giderek daha az istihdam yapılmasını tetiklemekte, eş zamanlı olarak da uzun yıllardır var olan istihdam alanlarında iş kayıplarını tetikleyip yapısal işsizliğin de artmasına neden olmaktadır.
Küreselleşmenin giderek artan bir biçimde yaşanması dünyada bir pazar büyümesi yaratmış, bu da maliyetleri düşüren bir biçimde yeni teknolojilerin kullanımını artırmış, ancak bu nedenle de istihdam edilenlerin sayısı azalmış, istihdam edilen insanlarda aranan vasıflar da giderek teknoloji kullanımını bilecek derecelerin artmasına yol açmıştır.
Domino etkisi gibi bir döngü yaratan küreselleşmenin etkileri doğrudan bir biçimde eğitim sistemlerini de etkileyerek, ülkelerin olanakları çerçevesinde bilgi toplumuna uygun bir eğitim sistemini hayata geçirmelerini zorlamaya başlamıştır. Bunu başaramayan ülkelerde istihdam sorunları daha da artarak devam etmiş ve günümüzde artmaya daha hızlı bir biçimde devam etmektedir.
Küreselleşen ekonomi bir taraftan da küreselleşen rekabeti artırmakta, bu da maliyetleri düşürecek şekilde uluslar arası istihdam arayışlarını ve daha yeni teknolojilerin kullanımını gündeme taşımaktadır.
Bir diğer taraftan da ekonomik ve siyasal bölgesel birliklerin oluştuğu günümüz dünyasında emeğin, sermayenin ve üretimin serbest dolaşımı da gündeme taşınınca insanların iş bulma olanakları da giderek azalmış ve zorlaşmıştır.
Ayrıca 1930’larda dünyada yaşanan büyük ekonomik krizden sonra 2007 yılından beridir küresel bir biçimde en şiddetli bir biçimde yaşanan dünya ekonomik krizi tüm ülkeleri etkilerken bazı ülkeleri neredeyse iflas noktasına sürüklemiş ve radikal önlemler alınmasına yol açmıştır.
Zaten normalize dahi olamamış bir durumda olan ülkemizde ise durum daha da bir katmerli olarak yaşanmakta, hem geleneksel işsizlik giderek artarken hem de göçlerin de etkisi ile bozulan demografik yapı ve kayıt dışı istihdamların olumsuz etkileri işsizliği en önemli ülke sorunu haline getirmiştir.
Kaynakların kısıtlı olmasının yanı sıra özellikle tanınmamış bir ülke olmamız nedeniyle kredi olanaklarının da mümkün olmaması daralan ekonomimize nefes aldırtmamakta ve istihdam sorunlarının bırakınız çözülmesini, artmasına da engel olunamamaktadır.
Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşadığımız bu olumsuz gelişmelerin önüne geçebilmenin yollarından bazıları aşağıdaki gibidir ve bunların derhal hayata geçirilmesi gerekmektedir:
1. Tek kredi alabileceğimiz ülke durumunda olan TC ile karşılıklı çıkarlara ters olmayacak biçimde kredi anlaşmalarının imzalanması.
2. TC’den alınacak olan kredilerin hangi alanlarda kullanılacağının KKTC hükümetleri tarafından TC’nin de görüşleri alınarak belirlenmesi ve bu kredilerin kesinlikle öncelikli plan ve programlar çerçevesinde yatırımlara harcanması.
3. Yatırımların en önemli iki alanından birinin mutlaka eğitim, diğerinin de istihdam alanı yaratacak bir biçimde hizmet sektörleri olması.
4. Başta hizmet sektörleri olan eğitim ve turizm gelirlerinin artırılması ile ülke gelirlerinde artış sağlanması.
5. Kamu sektöründe büyüme yaratmayacak önlemler alınması ve kamu reformuna gidilmesi.
6. Özel sektörün istihdam alanları yaratmasına teşvik verilmesi.
7. Mesleki eğitime önem verilerek yeni teknolojileri kullanabilecek insanların yetiştirilmesi.
8. Ülkemizdeki işyerlerinde çalışabilecek nitelikte insan yetiştirilmesi için toplumsal eğitime önem verilmesi ve eğitimim yaşam boyu eğitim niteliğine dönüşmesi.
Elbette yukarıdaki liste daha da uzatılabilir ancak uzun vadede istihdam sorununa çözüm bulmanın esas yolunun eğitimden geçtiğini görerek bu alanda yatırım yapılması gerektiğini zaruri olarak belirtmek istiyorum.