Kıbrıs sorununa çözüm

Kıbrıs sorununun çözümünün Birleşik Federal Kıbrıs’ta olabileceği ve bu federal yapının kurulması gerekliliği, bugün hem Kıbrıs’taki toplumlar hem de ilgili tüm taraflar tarafından teslim edilmekte ve BM parametreleri ile Federal Kıbrıs’a vücut bulmaya çalışılmaktadır.

Kıbrıs sorununun çözümünün Birleşik Federal Kıbrıs’ta olabileceği ve bu federal yapının kurulması gerekliliği, bugün hem Kıbrıs’taki toplumlar hem de ilgili tüm taraflar tarafından teslim edilmekte ve BM parametreleri ile Federal Kıbrıs’a vücut bulmaya çalışılmaktadır. Kıbrıs’ta yaşayabilir ve toplumlar tarafından da karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm için gereken arayış ve çabalar yıllardır sürmekte olmasına karşın maalesef henüz bir sonuca ulaşılamamıştır. Özellikle 2008 yılında Talat ile Hristofiyas arasında başlatılan müzakere sürecinde ciddi adımlar atılmış, 23 Mayıs ve 1 Temmuz 2008 tarihinde imzalanan mutabakatlarla çözümüm temelleri atılmaya çalışılmıştır. Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakere süreci devam ederken, bugünkü yazımızın konusu olarak gerek olası bir federal çözüm sonrası gerekse çözüme giden süreçte federal anlayış ve kültür temelinde toplumların eğitim sistemlerinde dikkate alınması gereken bazı kavramlar ele alınmaya çalışılacaktır.

KÜLTÜR
Voltaire kültür için “insan zekasının oluşumu, gelişimi, geliştirilmesi ve yüceltilmesi” demektedir. Kültürün “bir halkın yaşama tarzı” olduğu üzerinde birleşir birçok düşünür. Ya da diğer bir deyişle kültür “insanın kendini kendi evinde hissetmesini sağlayacak bir dünya ortaya koyması” olarak da açıklanabilir. Biraz daha kitabi bir tanım gerekirse “toplumsal ve bireysel yaşamın oluşmasını sağlayan; dil, gelenek, düşünce, semboller, yasalar, kurallar, ahlak, kuramlar, aletler, teknikler, makineler, bilim, felsefe ve sanat eserleri gibi her tür maddi, manevi ve tinsel ürün ve değerler bütününe kültür denir” diyebiliriz. Bu anlamı ile bakıldığında kültürün “toplumun tüm bireylerinin ortaklaşa oluşturdukları ve kabul ettikleri kurum ve değerler” olduğunu söyleyebiliriz.

KÜLTÜREL FARKLILIKLAR
Kültür için yukarıdaki bazı nitelendirmeleri belirttikten sonra biraz da kültürel farklılıkların kaynaklarını açmaya ve yaşam içerisinde bu farklılıkların doğal ve olağan olduğunu belirtmeye gerek olduğunu düşünüyorum. Farklı ülkelerde ve farklı coğrafyalarda yaşayan toplumların “ruh düşüncesi” (Türklük ruhu ve kültürü, Japon ruhu ve kültürü, Yunan ruhu ve kültürü, Avrupalılık ruhu ve kültürü gibi); fiziksel ve coğrafi çevrelerin etkileri ile oluşan yaşam koşulları (Afrika kültürü, Akdeniz kültürü, Eskimo kültürü, Orta-doğu kültürü gibi); toplumsal örgütlenmelerden etkilenme (kırsal veya kentsel toplumlar, aşiretler gibi); dinsel inançlar (Müslümanlık, Hrıstiyanlık, Alevilik, Sünnilik, Budistlik, Ortodoksluk gibi); ekonomik ilişkiler (işçi sınıfı, sermaye sınıfı, köylülük, memuriyet gibi); ve daha birçok farklı donanım ve ilişkiler sonucunda kültürel farklılıkların oluştuğu ileri sürülmektedir. Birçok antropolog bilim adamına göre insanlar ve toplumlar arasında var olan tüm farklılıklara rağmen, tüm alt ve üst kültürlerde ortak olan tek şeyin insan aklının her insanda aynı yetilere ve yapıya sahip olması ve geliştirilebileceğidir. Bu kabule göre insanlarda var olan bu yetilerin gelişme süreçlerinin aynı olmamasından dolayı kültürel farklılıklar oluşmaya başlamaktadır. Kültürel farklılıkların oluşması ne kadar doğal ise, bu farklılıklardan dolayı ortaya çıkabilecek muhtemel sorun ve çatışmaların önlenebilmesinin yollarından en önemlisinin eğitim olduğunu ve ancak eğitimle insan aklının aydınlanabileceğini belirtmek gerekmektedir. Belki de bundan dolayıdır ki kültürleşme veya kültürlü olmak, bilgi, beceri ve görgü kazanmayla ilişkili olarak değerlendirilmektedir diyebiliriz.

KÜLTÜRÜN ÖZELLİKLERİ

İnsan ve toplum yaşamında bu denli öneme sahip olduğu kabul edilen kültürün aşağıda başlıklar halinde belirtilen birtakım önemli özellikleri olduğu belirtilmektedir:

→Kültür öğrenilebilir ve öğretilebilir
→Kültür tarihidir ve süreklidir
→Kültür toplumsaldır
→Kültür ideal bir sistemdir
→Kültür gereksinimleri karşılar
→Kültür değişim sürecine tabidir
→Kültür bütünleyicidir
→Kültür sosyalleştiricidir
→Kültür bir toplumun ya da bütün toplumların birikimli uygarlığıdır
→Kültür belli bir toplumun ta kendisidir
→Kültür bir dizi sosyal süreçlerin bileşkesidir
→Kültür bir insan ve toplum kuramıdır

FEDERAL KÜLTÜR
En genel anlamda bahsedecek olursak federalizmin de bir kültür olduğunu ve “ortak yaşama kararının içselleştirilmesi” temelinde şekillendiğini belirtebiliriz. Federal kültüre sahip olmak aşağıda bazıları belirtilen temel karakteristiklere sahip olmayı gerektiren bütünsel bir duruştur diyebiliriz:

→Farklı olanın varlığını benimsemek ve farklılıklara saygılı olmak
→Çok kültürlülüğe açık olmak
→Bir üst kültür içerisinde farklı alt kültürlerle bir arada bulunabilmeyi becerebilmek
→İşbirliği yapmaya açık olmak
→Hoşgörülü olmak
→Barışa inanmak ve barışı savunmak
→Duyarlılık sahibi olmak
→Farkındalılık sahibi olmak
→Çok dilliliğe açık olmak
→Yenilikçi olmak
→Eleştirel düşünceyi benimsemek

FEDERAL YAPIDA EĞİTİM
İster Kıbrıs’ta Birleşik Federal Kıbrıs çatısında bir çözüme giderken olsun isterse çözüm sonrasında, eğitim sistemimde yer alması gereken ve insanlara kazandırılması zaruri olan kazanımların başında yukarıda federal kültür alt başlığında verilen temel karakteristik kazanımlar yer almalıdır. Bu her hal ve karda zaruridir çünkü federal yapılarda olmasa bile bugün hemen her ülkede çok kültürlü yapılar mevcuttur ve çok kültürlülük de bir çeşit federal kültürlülüğün öğesi sayılmaktadır. Federal kültür temelinde yetiştirilmesi gereken çağdaş insanda var olması gereken en temel özellikler ya da kültür, çok kültürlülüğe açık olmak ve kültürler arası eşitlik ve anlayışı benimsemek olmalıdır diye düşünüyorum. Federal Kültür oluşturabilmenin yolu ülkede var olan tüm toplumların temel ortak değerlerle yetiştirilebilmesi, ortak tarih eğitimi alması, vatandaşlık eğitiminde temel kaygıların paylaşılması, ortak yurt duyguları ile verilen bir programın benimsenmesi, her toplumun kendi alt kültürünün gereği olan eğitimi alabilmesi, ortak kültürel değerlerin yükseltilmesi ancak farklılıkların da bilinmesi, algılanması ve anlaşılması olmalıdır. Elbette her toplum kendi eğitim sisteminin belirleyicisi ve uygulayıcısı olmalıdır federal toplumlarda ancak bir arada yaşayan ve aynı vatanı vatan bilen bu toplumlarda ortak eğitim hedefleri ve standartları da birlikte ve karşılıklı saygı ve anlayış çerçevesinde belirlenmelidir. Değil mi ki 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinde eğitimin tamamen toplumlara bırakılması ne kadar doğru ise, hiçbir üst ortak eğitim kurumunun kurulmaması ve ortak hedefler belirlenmemesi de bir o kadar yanlıştı. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinde toplumlar tarafından verilen eğitimlerde farklı tarih anlayışları, farklı vatandaşlık duyguları, ve farklı hedefler yer almıştı. Aynı 1960’takine benzer bir şekilde, 2004’te toplumların referandumuna sunulan Federal Kıbrıs devletinde de eğitim maalesef yine tamamen toplumların katıksız inisiyatifine bırakılmış ve hiçbir üst koordinasyon kurulu dahi önerilmemişti. Olası yeni bir yapılanmada eğitimin federal devletin belli standart ve ilkeleri belirleyen bir üst koordinasyon ortak kuruluna sahip olması, federe devletlerin de eğitimi kendi toplum yapılarına göre uygulaması mutlaka düşünülmelidir ki federal kültüre sahip yeni nesiller yetiştirilebilsin.
Bu haber 118 defa okunmuştur

:

:

:

: