geleneksel eğitimden çağdaş eğitime geçme zorunluluğu

Bilginin insanlık tarihinde ilk kez diğer tüm kaynakların önüne geçtiği ve bireylerin eğitiminin tüm ülkeler için en önemli ve en öncelikli konulardan biri haline geldiği çağımızda bilgi ve iletişim teknolojisi araçlarının giderek artan kullanımı, eğitim için insanların yüz yüze gelmesi ve eğitimi sınıflarda yapma zorunluluğunu ortadan kaldırmış, çok ortamlı eğitim ve öğretim sistemine geçilmesi ile birlikte tüm dünya bir okul, hatta neredeyse bir sınıf halini almıştır (Özgü, 1996: 513).

Bilginin insanlık tarihinde ilk kez diğer tüm kaynakların önüne geçtiği ve bireylerin eğitiminin tüm ülkeler için en önemli ve en öncelikli konulardan biri haline geldiği çağımızda bilgi ve iletişim teknolojisi araçlarının giderek artan kullanımı, eğitim için insanların yüz yüze gelmesi ve eğitimi sınıflarda yapma zorunluluğunu ortadan kaldırmış, çok ortamlı eğitim ve öğretim sistemine geçilmesi ile birlikte tüm dünya bir okul, hatta neredeyse bir sınıf halini almıştır (Özgü, 1996: 513).


Geleneksel eğitimin, teknolojik gelişmeler sonucunda şekil değiştirmesi gerekmektedir. Çünkü alınan eğitim sonrası gerçek hayatta, eğitim sürecinde verilenden çok daha farklı bilgi, beceri ve tutum aranmaktadır. Alınan eğitim bugün için eğitim sonrasının beklentilerini karşılamamaktadır. Eğitimin bütün süreç ve kapsamlarında aynı sebeple olmasa da kriz boyutunda yetersizlik yaşanmaktadır. Bilişim Teknolojilerinin kullanılmasıyla eğitimde fırsat eşitliği sağlanırken sorumluluk devletten alınarak tüketiciye yani öğrenci ve veliye verilmektedir. Bilişim teknolojilerinin eğitimde kullanılmasıyla amaçlanan öğrenme becerilerinin ve problem çözme yeteneğinin geliştirilmesidir. Artık öğrenciden öğretmenin aktardığıyla yetinmek yerine teknolojinin sağladığı imkânlarla kendi yetenekleri doğrultusunda bilgi üretmesi beklenmektedir. Yeni bin yılda geleceğe yapılacak en önemli yatırım, eğitim sistemlerine faaliyet imkânı kazandırılmasıdır. Sadece bilgi yüklenmesi ve ezbercilik, analiz ve diğer gelişkin öğrenme becerilerinin yanında yetersiz kalmaktadır. Bilgi depolamada, bilgi teknolojisinde kullanılan sistem ve aygıtlar klasik sistemdekinden çok daha üstündür. Bilişim teknolojileri problemlerin çözümünde yeni imkân ve seçenekler aramaktadır. Çözümler yöresel ve kültürel niteliklerimize uygun olarak özümsenmeli ve uyarlanmalıdır (Uney, 2001: 17).



Bilgi toplumuna yoğun ve hızlı geçişlerin yaşandığı günümüzde, teknolojik yatırımların ülkeler için ne denli önemli hale geldiği kaçınılmaz bir gerçekliktir. Ancak ne denli büyük yatırımlar yapılırsa yapılsın, teknolojiyi işlevsel ve etkili kullanabilecek insan kaynağı olmadığı sürece bilgi sistemleri kendi başına değerli sayılamaz. Bu anlamda öncelikli yatırım, bilgi çağının gereksindiği donanımlara sahip insanı yetiştirebilmek için eldeki teknolojik alt yapıyı en etkin haliyle kullanabilmek yönünde olmalıdır.


Mevcut teknolojik alt yapıyı insan faktörü ile buluşturabilmenin en uygun ve en etkili yapılanışı eğitim kurumları olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü hangi aşamasında olursa olsun eğitimde bire bir insan ilişkisinin zorunluluğu yadsınamaz. Bilgi çağına geçiş ile gündeme gelen eğitim sistemlerindeki değişim/dönüşüm süreçleri, öğrenme kavramını da etkilemiştir; etkilemektedir. Öncelikle öğrenme kavramı, öğrenmenin önemi, öğrenme sürecinin bireylere etkileri incelenmelidir.




ÖĞRENME

İnsan davranışlarının temel kazanım süreci olan öğrenme, insanın çeşitli duyumlarının birbiriyle zihinsel bağlantılar kurması sonucu elde edilen ürünlerdir. Birçok öğrenme psikologu, öğrenmeyi yaşantı sonucu gerçekleşen ve az çok kalıcı izli davranış değişikliği olarak tanımlamayı önermektedir.

Etkin öğrenme ya da diğer adıyla deneysel öğrenme, aynı zamanda yaparak öğrenme anlamına da gelmektedir. Etkin öğrenme, deneysel öğrenme, görme, duyma ve yapma, çoklu ortam, iş birliği, olumlu güdüleme, düşük stres ve eğlenceden oluşur (Şahinel, 2003:3–7).



Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler ve bilgi alış verişindeki artış, yeni kültür ve uygarlıklarla etkileşimi kolaylaştırmakla birlikte, bilgiyi edinme, var olanların arasından en uygun olanını seçme ve başkalarıyla paylaşma gibi becerilere sahip bireylerin yetiştirilmesine duyulan gereksinimi de gündeme getirmiştir. Öğrenci eğitimi konusunda klasik yaklaşımların etkisini giderek yitirmeye başladığını söylemek mümkündür. Değişik kültürel ve sosyal ortamlardan gelen öğrencilerin yaşamlarına duyarlılık gösteren, eğitimin sürekliliğine, yaşam boyu eğitim olgusuna inanan, bilişim teknolojilerinden maksimum yararı sağlayabilecek niteliklere sahip, paylaşımcı, işbirliğine ve grupla çalışmaya yatkın ve öğrenmeyi derin, kişisel bir etkinlik olarak gören bireylerin yetiştirilmesini sağlayacak modellerin uygulanmasına gereksinim vardır (Yurdabakan, 2002: 64).



Bilgi çağının pek çok toplumun gündemine hızla taşıdığı çok kültürlülük içinde yaşayabilmenin yolu, farklı din, ırk, etnik köken, dil, cinsiyet gibi kimliklere sahip grupların birbirlerine hoş görü ile bakmayı başardığı durumlar olacaktır. Bu nedenle çokkültürcü eğitimi, geçmiş deneyimleri, cinsiyetleri, sınıfları, ırkları, etnik kökenleri anlamında, kim hangi kimliği yaşıyor ve taşıyor olursa olsun, bütün öğrencilere eşit fırsatlar, olanaklar, ortamlar sunmayı hedefleyen reformist bir eğitim hareketi olarak nitelendirmek olasıdır.



Bilgi çağı ile büyük bir değişim yaşanmaktadır. Eğitimde bilgi teknolojilerinin kullanılması ile daha verimli bireysel öğrenme yöntemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Yaşanan hızlı ve geniş kapsamlı değişimler beraberinde diğer değişimleri de zorunlu hale getirmektedir. Bu anlamda eğitim anlayışları, yaklaşımları ve yöntemleri de değişmek zorundadır. Çünkü günümüzde, iş arayan gençlerde aranan nitelikler arasında yeni bilgi ve becerileri öğrenme beceri ve kapasitesi, girişimcilik ve risk üstlenebilme özellikleri, takım çalışmasında uyumlu ve sorun çözebilme yetkinliği gibi diplomayla kazanılamayacak yetkinlikler istenmektedir. Bu gereksinimler doğrultusunda yeni sistem eğitim alanlarında oluşturulması gereken küryerel eğitim planlamaları ve programlamaları araştırılarak yeni ders alanları oluşturulmalıdır.


Günümüzde, örgün eğitimin kalitesi, bilgi ve beceriyi ölçen, buna göre gereken yönlendirmelerle bireyleri destekleyerek ilgi, istek, yetenek ve tutumlara göre kişiye özgü eğitsel hedefler saptama yönünde değildir. Sistem, standartlaştırılmış eleme yöntemi kullanmaktadır; bu da şans ve rastlantısal sonuç alma gibi etkenleri etkili hale getirmektedir. Oysaki eğitim sonrasında bireylerin karşı karşıya kaldığı günlük yaşam, diplomalarla kazanılamayan, çeşitli alanlarda farklı bilgi ve becerileri, geliştirilmiş tutum ve davranışlar olarak istemektedir. Eğitim sürecinde yetersiz donanımlardan kaynaklanan bu bağlantısızlık, bireylerin aranan niteliklere sahip olmadıkları gerçeğini açığa çıkarmaktadır. Eğitim dokümanlarına, eğitim ortamlarına kolay ve hızlı erişim, maliyet sorunlarının çözümlenebilmesi, doğrudan, eğitimin kalitesini belirlemektedir.

Küreselleşme sürecinde, eğitim sistemleri de yeniden değerlendirilmeli, plânlanmalı ve sisteme temel bir program hazırlanmalıdır. Bu temel programda, bilgi çağının gereksinim duyduğu birey tipini eğitim çıktısı olarak kazanabilmek için genel özellikleri belirleme hedefi gözetilmelidir.




Bu haber 91 defa okunmuştur

:

:

:

: