ANLAMLI ÖĞRENME
Yetişkin eğitimi ile ilgili saptamalardan ve değerlendirmelerden önce öğrenme ile ilgili temel tanımları anımsamak yerinde olacaktır. Korukcu (2007); anlamlı öğrenme yeni öğrenilecek materyalin kavramsal zenginliğe ulaşmasını sağlamaktadır; der ve devam eder; bir öğrenci farkında olarak ve açık bir biçimde yeni bilgi ile sahip olduğu bilgileri ilişkilendirirse anlamlı öğrenme gerçekleşir. Anlamlı öğrenmede öğrenci etkin konumdadır. Anlamlı şekilde öğrenilen bilgi; eylemlerimizin, duygularımızın ve bilinçli fikirlerimizin bileşiminden hareketle oluşturduğumuz ve kontrol altına aldığımız bilgidir. Sahiplilik ve güç anlamını hissedebilme yoluyla elde ettiğimiz bilgidir. Anlamlı öğrenme, “aktif öğrenme” biçiminde de isimlendirilmektedir. Aktif öğrenme öğrencilere neyi nasıl öğrendiklerini gözden geçirme fırsatı verir ve böylelikle öğrenciye öğrenme ve bireysel amaçların sorumluluğunu üstlenme yetisi kazandırır. Aktif öğrenmeye öğrenme materyalinin anlamlı ve değerli olacak bir biçimde düzenlenmesi, teori ve süreçlerin yaratıcı bir şekilde işletilmesi katkı sağlamaktadır (Caine ve Caine, 2002). Genel anlamda, çevresi ile etkileşimi sonucu bireyde oluşan düşünce, duyuş ve davranış değişikliği (Özden, 2000:21) olarak tanımlanan öğrenme, eğitim bilimi yazınının en karmaşık kavramıdır (Sayılan, 2001:16). Kişinin, çevresinden gelen verileri değerlendirmesi ve bunlara düşünsel, duyuşsal ve davranışsal tepkiler göstermesiyle ortaya çıkan öğrenme, bireyi önceki durumuna göre farklılaştıran dinamik bir süreçtir. Püsküllüoğlu’nun Türkçe sözlüğüne göre (Püsküllüoğlu, 1995) ise öğrenme, “Belli durumlar ve sorunlar karşısında tepki ve davranış oluşturma, gerektiğinde bunları değiştirip yenilerini ekleyebilme yeteneği” olarak tanımlanmaktadır. Rogers (1983:20)’dan özetleyerek aktardığımızda, söz konusu değişimin insanın davranış ve tavırlarını, belki de kişiliğini değiştiren bir farklılaşma olduğu vurgulanmaktadır; ayrıca seçkin öğrenmenin kolaylaştırılmasını, kolaylaştıran kişi ile öğrenen kişi arasındaki kişisel ilişkide var olan bir takım tutumsal niteliklere dayandırmakta; yetişkine güven veren bir eğitim ortamının yaratılmasının ve öğrenciye sorumluluk verilmesinin öğrenmedeki önemini vurgulamaktadır. Öğrenen ve kolaylaştırıcı ilişkisinin istendik yönde gelişmesinde Rogers, şu temel tutumlara dikkat çeker: Sahici olma yani içtenlik, ödüllendirme, kabul, güven ve empatik anlayış. Günümüzde, empati kavramı doğrudan Rogers’ı çağrıştırır ki, bu kavram, Rogers tarafından, bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi süreci olarak tanımlanmıştır (Ayhan, 2003-c).
YETİŞKİN EĞİTİMİ
Yetişkinlere yönelik olarak gerçekleştirilen her türlü eğitim etkinliğinde, aktarılan bu temel tutumlar, uygulamanın başarısını doğrudan etkileyen unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Kuşkusuz ki günümüz koşullarında, insanı bir üretim aracı gibi değerlendirme eğilimindeki 21. yüzyıl küresel ekonomi anlayışının ürünü olan yaşam boyu öğrenme yaklaşımının olumsuz etkileri gözden uzak tutulmamalıdır. Günümüz öğrenme koşullarına baktığımızda, özellikle dikkat etmeliyiz ki yaşam boyu eğitim yaklaşımı tüm sınırları aşıp, mesleki yeterlikleri geliştirme çabasının yanı sıra ‘insanın içindeki insan’ı koruyup geliştirecek bir süreç içinde empati kurmaya daha fazla zaman ayrılması gerekliliğini de gündeme taşımaktadır. Kıbrıs’ın Kuzeyi için genel perspektife baktığımızda genç nüfus ve işsizlik baskısının çok yoğun yaşandığı günümüzde, genç nüfusu topluma ve ekonomiye kazandırmanın yolu, bilimsel temellere oturtulmuş mesleki eğitim uygulamaları ile öz yönetimli öğrenen bireyler yetiştirmekten geçmektedir. Öncelikle yetişkinlerde öğrenme konusu ve özyönetim algısı irdelenmelidir.
İSTİHDAM SORUNU VE MESLEKİ EĞİTİM
Bu yapı içinde, Kuzey Kıbrıs için en önemli ekonomik ve sosyal problemlerden biri, genç nüfusun istihdamı/işsizliğin azaltılması ve iş piyasalarının ihtiyacı olan nitelikli/kalifiye işgücünün yetiştirilmesidir. Çünkü her geçen gün ülke koşulları ekonomik anlamda rekabet dışına düşmekle kalmamakta, iç ve dış piyasada itibar kaybederek üreten değil tüketen durumuna geçilmektedir. Hissedilen iş gücü gereksinmelerini giderecek bir mesleki eğitim yoktur; var olan ise örgün bir yapıdır; orta ve lise ve/veya dengi okullar kapsamındadır. Sonuç olarak bizim ülkemizde sistemli ve sistematik, kapsamlı ve genele yaygın bir yetişkin eğitimi yoktur. Bunun sonucu olarak, hem piyasaların nitelikli eleman ihtiyacı, hem de işsizlik sorunu artarak sürmektedir. Yaşam boyu devam eden bir süreç olarak eğitimin, dolayısıyla meslek eğitiminin yetişkinlik yıllarında da planlı olarak sürdürülmesi gereğinden yola çıkılarak, özellikle yetişkinlere yönelik düzenlenecek eğitim etkinliklerine katkı sağlamayı amaçlayan çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmaların yapılabilmesi de gereken ön araştırmaların, istatistik saptamaların ve ülke koşullarının düzenli ve devamlı değerlendirilmelerinin sonuçlarına ve bu sonuçların eğitsel ve ekonomik yorumlanmasına göre yapılmalıdır.
KUZEY KIBRIS’A UYGUN EĞİTİM
Bir eğitim ve ekonomik seferberlik olarak düşünülürse; yapılan araştırmalara göre mesleki eğitimde örgün ve yaygın eğitimi bütünleştiren, iki sistem arasında geçişliliği kolaylaştıran bir yapı kurulmadan, mesleki teknik eğitim kurumlarının yeniden yapılandırılması sağlanmadan, meslek öğretmenlerinin yeni sisteme uyumu için gerekli hizmet içi eğitimler yapılmadan ve en önemlisi mesleki teknik eğitimde öğretim tasarımı (program geliştirme, uygulama, değerlendirme) sistemi günün ihtiyaçlarına ve koşullarına uygun sorunları çözmesi beklenmemelidir; denmektedir. Yine benzer ve ilgili araştırmalara dayanarak denmektedir ki 21. yüzyılın teknoloji-yoğun meslekleriyle ilgili olarak sürekli değişen yeterlikleri göz önüne alan, mesleki eğitim süreçlerinde görev alan herkeste (eğitim yöneticileri/meslek öğretmenleri/usta öğreticiler vb.) bir perspektif dönüşümün sağlanması için çaba harcanmalıdır. Kuzey Kıbrıs özelinde olaya baktığımızda ise mesleki teknik eğitim sisteminin, ülkenin sosyo/kültürel yapısına uygun bir yaşam boyu öğrenme modeliyle desteklenmesi, bu bağlamda örgün ve yaygın eğitim sistemlerinin entegrasyonunun acilen sağlanması gerekmektedir.