Kimler halkla kimler farkla?

Kıssadan hisselerin izdüşümlerini günümüzün toplumsal ve siyasi gelişmelerine düşürdüğümüzde çok anlamlı ilişki ve yorumlara varmak olası olabiliyor.

Kıssadan hisselerin izdüşümlerini günümüzün toplumsal ve siyasi gelişmelerine düşürdüğümüzde çok anlamlı ilişki ve yorumlara varmak olası olabiliyor. Hatta bazen öylesine açıklıyor ki bazılarını insanın neredeyse “cuk oturmuş” diyesi geliyor. Tam da böyle bir kıssadan hisse gönderdi bir dostum geçtiğimiz günlerde bana ve bunu sizlerle paylaşmak gereksinimi duydum. Bakalım siz de özellikle son 2 yılın gelişmelerini düşündüğünüzde adamızda, “cuk oturmuş” diyebilecek misiniz? Ya da çevrenizdeki birtakım kişi veya gruplara uygun bulacak mısınız? Gelin hep birlikte hikayemizi okuyalım daha fazla söz söylemeden:
“…Yolları oldukça uzunmuş, yokuş yukarı gidiyorlarmış, güneş yakıcıymış, ter içinde kalmışlar, susamışlar. Bir dönemecin ardında harika bir mermer kapı görmüşler; kapı, ortasında bir çeşme bulunan altın döşeli bir meydana açılıyormuş, çeşmeden berrak bir su akıyormuş. Yolcu kapıdaki bekçiye dönmüş ve 'İyi günler' demiş. 'İyi günler' diye yanıt vermiş bekçi de. Yolcu:'Burası harika bir yer, adı ne?' diye sormuş bekçiye. Bekçi de 'burası cennet' demiş. Yolcu:'Ne iyi, cennete gelmişiz, çünkü çok susadık' demiş sevinçle. Bekçi yolcuya 'İçeri girip dilediğiniz kadar su içebilirsiniz' demiş ve eliyle çeşmeyi göstermiş. Yolcu yalnız olmadığından bekçiye dönerek 'Atımla köpeğim de susadılar, onlar da içebilir değil mi? ’ diye sormuş. Bekçi gayet kesin bir biçimde 'Kusura bakmayın ama buraya hayvanlar giremez' demiş. Yolcu bu duruma çok üzülmüş. Evet çok susamışmış yolcu ama suyu tek başına içmek istemiyormuş. Bekçiye teşekkür edip yoluna devam etmiş. Epeyce bir süre yamaç yukarı gittikten sonra eski görünümlü küçük bir kapıya varmışlar. Kapı iki yanı ağaçlıklı toprak bir yola açılıyormuş. Ağaçlardan birinin altında, şapkasını alnına indirmiş, uyur gibi yatan bir adam varmış. 'İyi günler,' demiş yolcu. Adam yolcuya bakarak başını sallamış. Yolcu:'Atım, köpeğim ve ben çok susadık' demiş adamcağıza. Adamcağız da yolcuya gayet sevecen bir biçimde 'Şurada taşların arasında bir pınar var' diyerek eliyle pınarı işaret etmiş ve 'İstediğiniz kadar su içebilirsiniz' demiş. Yolcu, atı ve köpeği büyük bir sevinçle pınara gidip susuzluklarını gidermişler. Sularını içtikten sonra yolcu bekçiye çok teşekkür etmiş. Bekçi de yolcuya gayet sevecen bir misafirperverlikle ‘istediğiniz zaman yine gelebilirsiniz’ demiş. Yolcu kendilerine iyi davranan ve su içmelerine izin veren bekçiye 'buranın adı ne? ' diye sormuş ve bekçiden 'Cennet' yanıtını almış aynı bir önceki yerde olduğu gibi! Bu duruma oldukça şaşıran yolcu 'Cennet mi? Ama mermer kapıdaki bekçi bana orasının cennet olduğunu söyledi' diyerek şaşkınlığını belirtmiş bekçiye. Bekçi de bunun üzerine 'Orası cennet değil cehennemdi' diyerek yanıtlamış yolcuyu. Bu çelişkili durumdan yolcunun aklı karışmış ve bekçiye 'Sizin adınızı kullanmalarına niye izin veriyorsunuz?

Yanlış bilgi vermeleri büyük karışıklığa neden olur!' demiş. Bekçi ise bu duruma hiç şaşırmadan 'Hiç de değil. Aslında onlar bize büyük bir iyilikte bulunuyorlar. En iyi dostlarına sırt çevirenlerin hepsi orada kalıyor çünkü ‘ demiş…”

Bilmem ki sizler de kendileri dışında herkesi ve her kesimi dikkate dahi almayan ve benden sonra tufan diyerek rahatlarına bakan birilerini düşündünüz mü sevgili okurlarım bu kıssadan hisseyi okuyunca. Kimler halkla kimler farkla yürüyor bir bir ortaya seriliyor her gün… Sevgiyle ve dostlukla kalınız.
Bu haber 121 defa okunmuştur

:

:

:

: