Sosyal adalet

Bir süredir Kıbrıs’ın Kuzeyinde hemen herkes sokaklara döküldü ve insanca yaşam için hak, adalet, özgürlük ve eşitlik istemek için, sosyal ve demokratik bir devlet düzeninin yurttaşlarına sağlamak ve yaşatmakla yükümlü olduklarını yapmamasından dolayı “hak arayışı mücadelesi” başlattı.

Bir süredir Kıbrıs’ın Kuzeyinde hemen herkes sokaklara döküldü ve insanca yaşam için hak, adalet, özgürlük ve eşitlik istemek için, sosyal ve demokratik bir devlet düzeninin yurttaşlarına sağlamak ve yaşatmakla yükümlü olduklarını yapmamasından dolayı “hak arayışı mücadelesi” başlattı. Halk bunu kendi duyarlılığıyla ve kuşkusuz ki kendiyle benzer kaygılardan hareket eden muhalif siyasi partilerle başlattı. Hatırlanacağı üzere CTP-BG de benzer kaygılarla 7 Ocak 2011 tarihinde “ARTIK YETER” teması ile yürüyüşler başlatmıştı Lefkoşa’da ve bu yürüyüşler halen devam etmektedir. Geçtiğimiz Cumartesi günü Güzelyurt’ta “artık yeter” diyen halkımız bugün de Girne ve Mağusa’da eylemlerini sürdürmektedirler. Bunu görmezden gelenler ne yaparlarsa yapsınlar halkın sesini duyurma çabasını engelleyemeyecektir.
Bu bağlamda, aşağıdaki kıssadan hissenin ana fikri bize hükümetçilik oynayanların algı ve anlayışıyla paralellik göstermiyor mu sizce de?

Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış... Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş... Ve onu 'Renklerin Ustası' anlamına gelen Ranga
Celeri olarak tanısalar da kısaca Ranga Guru derlermiş...

Onun yetiştirdiği bir ressam olan Racici ise artik eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş...

Ranga Guru ise; Sen artık ressam sayılırsın Racaci.. Artik senin resmini halk değerlendirecek diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş.

Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racici denileni yapmış ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor... Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.

Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş.
Racici yeniden yapmış resmi ve yine Ranga Guru'ya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru... Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli
renklerde yağli boya, birkaç fırça ile birlikte... Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş.

Racici denileni yapmış... Birkaç gün sonra gittiği meydandaki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış.. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış.. Ranga Guru ise; Sevgili Racici, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün... Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı..

Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin...
Yapıcı olmak eğitim gerektirir... Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye
kalkmadı, cesaret edemedi... Sevgili Racici, mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın... Emeğinin karşiliğını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın...

Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur... Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenlerle tartışma demiş...” Şimdi bize de böyle bir sosyal adalet sunuluyorsa, Allah esirgesin UBP’nin sosyal adaletinden!
UBP yaptığı hiçbir şey için, attığı hiçbir adım için sivil toplum örgütler, siyasal partiler ve toplumun hiçbir kesiminden görüş bile alma ihtiyacı hissetmiyor. Hal böyle olunca da gidip gidip duvara tosluyor…
Halbuki olması gereken gerçek anlamda toplumsal duyarlılığa ve saygıya sahip bir biçimde halkın nabzını tutmak ve farklı görüşlere değer vermek olmalıdır. Siz sunun bu fırsatı da eğer ressamda olduğu gibi size öneri getirilmezse o zaman diyeceğiniz bir söz olur. Ama görüyoruz ki alternatif önerilerin hiçbiri değerlendirilmiyor UBP tarafından ve kendi bildiğini okumaya devam ediyor…
Toplumsal tepkiyi dikkate almaları konusunda medet UBP ise Ve işimiz Allah’a kaldıysa eğer vah bizim halimize vah bunca emeğe! Asıl soru şu, bu muameleyi kabul edenler/ kabul etmeyenler diye mecliste her seferinde soruyor bu insanlar ve umuma ilan ediyorlar. Sayı çoğunluğu ile, transferlerle ulaşılan 27 ile de Kabul edilmiştir deniyor! Ey halkım, sahiden kabul ediyor musunuz hala UBP’yi ve uyguladıkları anti demokratik uygulamaları?
Bu haber 89 defa okunmuştur

:

:

:

: