Haydi biraz da gülelim!

Fıkra bu ya, bir bilim insanı bir deney yapmış ve notlar almaya başlamış.

Fıkra bu ya, bir bilim insanı bir deney yapmış ve notlar almaya başlamış. Deney raporları şöyledir:

1. gün: Fare uzun süre labirentin içinde dolandı ama peyniri bulamadı. İçgüdüleri zayıf.
2. gün: Negatif. Sadece labirenti değil, odanın hemen her yerini aradı; tüm dolapları, çekmeceleri, kavanozları karıştırdı. Hatta bir tablonun arkasına ve ceplerime bile baktı. Bu fare tam bir salak.
7. gün: En ufak bir ilerleme yok. Artık arama isteğini bile kaybetti, telefonla köşedeki büfeden iki karışık tost, bir ayran istemiş. Zekâdan böylesine yoksun oluşu deneylerimde yol almamı önlüyor.
18. gün: Zamanla becerilerini geliştirmesi lazımdı, ama sıfır! Bursa'dan aradı, 'kaygılanmamamı, peyniri bulacağını' söyledi. Ona gittikçe peynirden uzaklaştığını anlatmaya çalıştım, ama dinlemedi. Ciddi zekâ problemi!
74. gün: Umutsuzluğa kapılıyorum; fare, henüz bir zekâ belirtisi gösteremedi. En son Tibet'ten aradı, hayatın anlamı gibisinden bir şey bulduğunu söyledi. Ama peyniri bulamamış ve artık umurunda da değilmiş. Aptal hayvan! Hayallerimden ve kariyerimden geriye küflü peynirler kaldı.
93. GÜN: Labirentin içine koymayı unuttuğum için farenin peyniri bulamadığını fark ettim.

UBP de bizimle, kendi halkıyla deney yapıyorsa eğer, yandı gülüm keten helva! İşte o zaman çok güleriz hep bir ağızdan, ya da ağlarız halimize… Mesela… UBP bir deney yapmaya başlamış. Deney raporları şöyleymiş:

1. Gün: Halk uzun süre yalanlarımıza inandı ama sanki bu sıralar bir şeylerden şüphelenebilirler… Yine de bu halk gerçekten fazla iyi niyetli.
3. Gün: Negatif. Ne yaparsak yapalım sabırla bekliyorlar. Bütün ülkede fırtına öncesi bir sessizlik var. Her yapılan icraatı dikkatle izliyorlar. Sürekli gözleniyoruz. Acaba hafife mi aldık bu insanları? Hay Allah sonumuz ne olacak?
7. Gün: Geriye sayan bir saat astılar meclise bugün. Bütün UBP toplandık ama bir anlam veremedik. Saat güzel ve kaliteli. Altına “Halkın sabır ve tolerans saatidir” yazmışlar. Ne demek istediler diye düşünüyoruz.
18. Gün: Bu halk zamanla bizi burada tutmaz diyorduk ama herkes sakin hala. Biz rahatız. Vur patlasın çal oynasın vakit geçiyor. Makam, mevki, para, güç, her şey pek bir rahat…
74. Gün: Bulunduğumuz yer biraz rahatsız. Kapalı bir kutu sanki. Biraz da havasız; kuru bir yer. Üstünde seçim sandığı yazıyor ama anlayamadık, biz zaten seçilmiştik! Dışarıdan ha bire halkın sesi geliyor! Gayet iyiydi her şey, neler oldu bilmiyoruz ki?
93. GÜN: Meğer aklını, fikrini, zekâsını, duygularını, düşüncelerini hafifsediğimiz bu halk, yerini ve zamanını bekliyormuş bize haddimizi bildirmek için! Bunu da o kadar sakin ve duyarlı bir halde, o kadar yurttaşlık bilinci ve deneyimleriyle yapacak kadar cesurlarmış ki… Tokat atarken bile zamanını bekleyip demokratik bir yumruk indirmişler! Vay anam vay… Geçmiş olsun… Unutulmaz işte bunun acısı…

Eeeeee fıkra bu ya, olur mu olur fıkrada her şey… Ama hayat da çok gariptir değil mi, haklının hakkını alması tecelli eder diye bekleriz hepimiz. Gün gelir hesap sorulur. Bu memleket bizim çünkü! “Şehitler ölmez vatan bölünmez” ise eğer, bu her ülke için böyle olmalıdır, öyle değil mi?! Aksi çifte standart olmaz mı?! Bizler ülkelerin bölünmesini değil birleşmesini, düşmanlığı değil halkların kardeşliğini savunuyor ve Birleşik Federal Kıbrıs’ın eşit ortağı olarak var olmaya ve gelişmeye çalışıyoruz…


Bu haber 192 defa okunmuştur

:

:

:

: