Müdahaleler altında başkanlık

1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde görev yapan milletvekillerimiz siyasal partilerimiz olmadığından dolayı bağımsız olarak seçilmişlerdi.

1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde görev yapan milletvekillerimiz siyasal partilerimiz olmadığından dolayı bağımsız olarak seçilmişlerdi. 1964 yılından sonra da Türk Cemaat Meclisi bağımsız seçilen milletvekillerinden oluşmaktaydı.

1960’tan sonra ilk kez 1970 yılında bugün de yaşayan en köklü parti durumunda olan Cumhuriyetçi Türk Partisi kurulmuştu. Hatırlanacağı gibi 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Cumhurbaşkanı Rum Cumhurbaşkanı Muavini de Türk olmakta, Rumlar Başkanı, Türkler de Muavinini seçmekteydi. Seçmekteydi diyorum ancak 1960’ta Makarios Rumların Dr. Küçük de Türklerin tek adayı olduğundan seçim olmadan bu görevlere gelmişlerdi. 1973’e gelene değin bu hep böyle sürüp gelmişti. 1973 yılında Makarios yine tek adaydı. Kıbrıslı Türklerde ise Dr. Küçük Türkiye’nin de telkinleri ile aday olmamış!, yerine Rauf Raif Denktaş adaylığını açıklamıştı. Yalnız bu kez bir fark daha vardı ki o da Dr. Küçük aday olmayınca başka adaylar da çıkmıştı Kıbrıslı Türkler arasından. Bunlardan biri de Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin Kurucu Genel Başkanı Ahmet Mithat Berberoğlu idi. Sayın Berberoğlu adaylığını açıkladıktan sonra seçim çalışmalarına da başlamış ve halktan da büyük ilgi görmüştü. Ancak ne olduysa ondan sonra oldu ve Sayın Berberoğlu’na adaylıktan çekilmesi için telkinler ve baskılar gelmeye başladı. Gerekçe olarak da Rumlarda seçim olmayacağı, Türklerde de olmaması gerektiği belirtilmiş ve Sayın Denktaş’ın tek aday olarak seçime katılmasının Türk politikası olduğu belirtilmişti. Bu kabul edilmeyince evinde göz hapsinde tutulan ve çeşitli tehditler alan Sayın Berberoğlu daha sonra partinin zoraki aldığı kararla adaylıktan çekilmiş ve Sayın Denktaş seçim yapılmadan Cumhurbaşkanı Muavini olmuştu…Bu olay somut olarak siyasi partilerimize yönelik yapılan ilk müdahale olarak kabul edilebilir ancak araştırıldığında görülecektir ki son müdahale de olmamıştır…

13 Şubat 1975 tarihinde ilan edilen Kıbrıs Türk Federe Devleti Başkanlıkla yönetiliyordu. Sayın Denktaş seçimsiz bir şekilde Federe Devletin Başkanlığını da yürütmüş, Bakanlar Kurulunu da kendisi belirlemişti. 17 Haziran 1975 yılında Federe Devlet Anayasası için yapılan referandumda anayasa kabul edilmiş ve 6 ay içerisinde parlamenter sisteme geçilmesi kararı alınmıştı. Buna karşın maalesef seçimler 6 ay içerisinde yapılmamış tam 1 yıl sonra gerçekleştirilmişti. Sayın Rauf Raif Denktaş Anayasaya aykırı biçimde hem başkanlık makamında oturuyor hem de UBP’nin genel başkanlığını yürütüyordu.

Ülkede büyük adaletsizlikler yaşandığı günlerdi ve yönetim büyük tepkiler alıyordu. Lise son sınıfta bir öğrenci olarak bugün gibi hatırladığım “Denktaş tamamdır ama adamları maalesef iyi değil!” söylemleri üretiliyordu belli merkezlerden ve Sayın Denktaş bir kez daha koruma altına alınıyordu! 1976 yılında yapılan seçimler öncesinde Türkiye’den tarımsal işgücü adı altında ülkeye yerleştirilen on binlerce kişi federe devlet vatandaşlığına alınmış ve seçimlerde de oy kullanmışlardı. O günleri hatırlayanlar bilir, ister güney göçmenlerine isterse Türkiye’den getirilen göçmenlere ev-arazi-iş vaadleri ve tehditleri ile oy kullandırtılmış ve seçimlere şaibeler karıştırılmıştı. 1976-1981 yılları arasında ülkede antidemokratik uygulamalar, ganimet politikaları, adam kayırmacılık ve adaletsizlikler had safhaya ulaşmış, bütün bunların sonucunda yapılan 1981 seçimlerinde sol partiler CTP ve TKP güçlenmiş ve hükümet kurabilecek olasılık yakalamışlardı. Ancak çeşitli müdahalelerle bu olasılığın gerçekleşmesi önlendiği gibi Sayın Denktaş’ın başkanlık seçimi de diğer aday olan Ziya Rızkı karşısında %50+kıl hesabı kazanılmış ancak bu seçime de çeşitli hileler karıştığı ayyuka çıkmıştı. Bir kez daha ve federe devlet anayasasına göre son defa seçilen Sayın Denktaş yine belli güçler tarafından korunmuştu! Bu seçimlerden sonradır ki Sayın Denktaş o meşhur sözleri etmiş “sol güçlendi önlem almak gerek” demişti. Çok geçmedi zaten ve KKTC kurularak Sayın Denktaş’ın önü bir kez daha açılmıştı!

Bugünlerde yeniden sanki bu ülkede başkanlık sistemi hiç yaşanmamış gibi “başkanlık sistemi” tartışmaları pişirilmeye ve önümüze konmaya çalışılıyor ya işte bu yakın yaşanmış tarih aklıma geldi ve paylaşmak istedim. Sanırım esas olan kendi kendimizi yönetmenin ne kadar önemli olduğu, yani egemenlik dediğimiz olgunun ne kadar hassas bir dengede durduğunun ayırtına vararak meselenin özünden sapmamaktır ve siyasal partileri yıpratacak adımlar atmaktan da sakınmak. Tam da bugünlerde parlamenter sistemi iyileştirici önlemler almak ve siyasi partiler yasası ile seçim yasalarını gözden geçirmek yerinde olacaktır kanaatindeyim.
Bu haber 150 defa okunmuştur

:

:

:

: