Yol ve yoldaş

Hayat, seçimlerimizle ilgili… Seçimlerimiz, hayatımızı belirleyen, kendiliğinden aktığını sandığımız, ama yolumuzun, yönümüzün, fikrimizin ve zikrimizin kesiştiği herkesle, aslında bizi biz yapan insan seçimlerimizle de belirgin değil mi?

Hayat, seçimlerimizle ilgili…

Seçimlerimiz, hayatımızı belirleyen, kendiliğinden aktığını sandığımız, ama yolumuzun, yönümüzün, fikrimizin ve zikrimizin kesiştiği herkesle, aslında bizi biz yapan insan seçimlerimizle de belirgin değil mi? Kimi zaman, hani canınız burnunuzdayken, sıkıntı boyunuzu aşmışken, biri vardır, bir tek gülümseyişle içinize sakin bir nergis gibi tüter. Ne gam kalır ne kasvet… Kimi zaman, hayatın şarkısını söylerken dağlara, ovalara, biri gelir, gergin, sıkıntılı, keyifsiz… İçinizde estirir durur sert rüzgârları. Ne keyif kalmıştır ne huzur… Hayat, seçimlerimizle ilgilidir; çünkü hayat bir duruştur. Yüreğinizle durursunuz; çünkü yürek taşır tüm bedeni. Yürek yürek değilse, iskelet, kemik yığınıdır ki doğada her canlının vardır bir kemiği kendince. Aslolan yürektir. Yürekli olmak lazım; geleni geldiği kadar karşılayıp hayata buyur etmek için. Yürekli olmak lazım; gideni selametle uğurlayıp yeni gelecek gönül yolcularına, yoldaşlara, sevdaların kıpırdanışlarına yer açmak için. Hayat bir merhabadan bir güle güleye uzanan bitmeyecek sandığımız ama sonlu bir şarkıdır; hayat, yalnızca anlamak için değil, anladıklarımızı yaşamak için yola çıktığımız, sınavlarla yoğrulan seçimler bizim için.

Hayat seçimlerimizle şekilleniyor…

Ben seçilmekten de seçilmemekten de hiç çekinmedim. Heyecanlandım, sevindim, mutlu oldum veya bunaldım, kırıldım ama korkmadım. Bazen tercih edilmek üzer bazen tercih edilmemeye şükredersiniz. İşin özünün güzelliği ve gizemi burada. En kötüsü sandığınız bir olayın, size bir lütuf olup olmadığını yaşamadan ve yaşarken yapılan tercihlerle, özel veya genel seçimlerinizle şekillenirken, ne sonuçları ne açılan yeni pencereleri ne de şafakları görebilmek, önceden yorumlayabilmek pek de mümkün değil. Çünkü hayat, içinde her şeyi ikiz algılarla taşıyor. İyilik ve kötülük; umut ve umutsuzluk; umar ve umarsızlık… Ve nerede size kederden kahkaha olarak döner hayat, bilinmez. Ateşi tek renk yakmaya çalışmak, ateşin içindeki şifrelenmiş dansa meydan okumak mı ateşi reddetmek mi? Hayatı, seçimsiz ve göze almadan; risksiz ve sakince; suya sabuna dokunmadan yaşamak; bir ağacın her yıl ve dört mevsim aldığı tavrı kadar bile tavır alamadan; yaşamak değil de yaşamı geçiştirmek değil midir? Huzur dediğimiz, huzur bulduğumuz yer midir yoksa içimizi dışımızı her şeye kapatıp sessizliğin sesine sağır durmak mıdır? Desem ki “ben sana sağır oldum; kör oldum; lâl oldum; bilmez oldum seni; anlamaz oldum… ben sana el oldum…” Çünkü hayat içinde çoğalırken/azalırken, bilinmeze yönlenirken, bilir insan, ‘kal’ deme zamanı geçmiştir ya da ‘ben kalayım’ zamanını kaybetmişsindir… Bazen en doğrusu yoluna kendin devam etme kararındır; kal demeden; kalmayı istemeden… Yolun içinde ve yola ait. Yolla beraber ve yolunda yolcu onuruyla. Biliyorum ki hayat seçimlerimizle şekilleniyor. Hayat tercihlerimizin toplamı ve her tercih bir vaz geçişin kökünden besleniyor.

Bu yol yürünecek illaki…

Bir yola başlarız. Bilmeden. Yanımızda dostlar vardır bazen. Yoldaşlar vardır. Bazen düşmanımızla göz göze geliriz, yan yana geçerken. Bir yola başlarız. Yolun sonu belli değil, başlangıç dediğimiz ise başkalarının sonlandırdıkları mesafeleri belki, bilmeyiz ama bize başlangıçtır işte… Taşlı tozlu, fırtınalı, taşkın derelerden, çalılardan dikenlerden geçilecektir, yol bu yürünecek illaki. Kimi gün tertemiz bir havada, güneşle keyifle, gülümseyerek… Yolumuzda yürürüz. Yol ayrımları gelir, sapaklar, patikalar, caddeler, sokaklar… Bir dost el sallayıp döner bir dönemeçten yüreğinin izi kalır gözlerinde. Kimi zaman bir komşu karşı sokağa geçer dilinde bir türkü… Aklında kalır sesiyle türküsüyle… Çocukluk arkadaşın bazen, sımsıkı sarılır geri döner usanmıştır… Bir sevda, alır başını gider içinden, yürür gibi yapmaktan yorulmuştur, bir gerçek arar belki kendine… Yola başlarken bilmez insan, kim kalır kim gider? Yola başlarken bilmeyiz yol nerede biter, yoldaşlar nerede omuz omuza durur? Yola başlarken bilmeyiz hangi ayrımlardan hangi farklara yönleneceğiz? Yola çıkarken bir tek şeyden emin olabiliriz kanımca, yapacağımız her seçim hayatımızın bundan sonrası için yaptığımız tercihtir. Ve her tercih bizi biz yapan izler bırakır, yüreğimize, fikrimize, aklımıza, zamanımıza ama en çok geleceğimize…

AŞK OLSUN SANA ÇOCUK, AŞK OLSUN…
Bir lider mensubu olduğu tüm partililere ve tüm topluma örnek olur. Açılımlar yapar. Yol yürünür onunla. Omuz omuza savaşılır. Bir lider lider gibiyse yaptığı seçimlerle de örnek olur. Lider çekilse de seçimli durumlardan, aslında seçilirken bile seçilmiştir. Derviş gibidir. Yoldaştır. Bireycilikten uzaklaşmıştır. İnsanlara “aşk olsun sana çocuk, aşk olsun” dedirterek çekilmiştir. Ve tarih onun mücadelesini ve halkın varoluş ve demokratik kalkınma mücadelesindeki bu güne kadar olan ve bundan sonra da olacağına yürekten inandığım katkılarını yazacaktır. Bu lider çekildim dediğinde bile aslında tam da mücadelenin içerisine dalmıştır tüm yüreğiyle…
Bu haber 72 defa okunmuştur

:

:

:

: