İnsan, içinde bulunduğu koşulları tarafsız ve bilinçli olarak değerlendirebiliyorsa, hem fikir üretebilir hem de sorunlara çözüm için farklı değişkenlerin hesaplamalarını yapabilir. Tarafsız ve bilinçli bir biçimde değerlendirme yapmak yetmez ama… Kişisel hırslardan, maddi beklentilerden, kariyer egosundan sıyrılmış olmak da oldukça önemlidir bunları gerçekleştirebilmek için. Kaç kişi egosunu bir yana bırakarak idealleri için mücadele edebilecek durumdadır günümüzde? Kaç kişi partisinin önünü açabilmek için parti başkanlığından vazgeçebilir kazanabilme olasılığının yüksek olduğu bir seçimde ve aday olmayacağını açıklayabilir?
Hepimizin düşünmesi gereken bu bağlamda, ömrünü barış ve çözüm sürecine adamış olan bir insanın, liderliğini yaptığı partisi, toplumu ve ülkesi ile ilgili hedeflerini doğru okumamız ve bunun temelindeki gerçekleri bilerek anlamamızdır.
Liderlik farklı bir yapı ister; bilinmesi gereken liderliğin yöneticilik olmadığıdır… Bilinmesi gereken her parti başkanının da lider olamayacağıdır. Ya da toplumsal bağlamda düşünürsek her başbakan veya her cumhurbaşkanının da lider olamayacağıdır. Hatta birçok durumda liderlerin makamlara da ihtiyacı olmayabilir. Öyle liderler vardır ki partilerde, sırasında parti başkanının yönetiminin üzerinde bir ağırlık da taşır ve partizanlarına olsun toplumuna olsun liderlik yapabilir. Ancak şüphesizdir ki liderlik insan olmayı gerektirir. Her şeyden önce vizyon ister liderlik. Lider, liderlik ettiği insanların önünü açabilecek yapılara ve bu yapıların oluşturulması becerisine sahip olmayı gerektirir. Liderlik bir duruşun simgelediği bütünsel bir oluşumdur; parti başkanlığına aday olmayacağını söyledikten sonra dahi partinin önünün açılması ve daha çağdaş ve ortak bir yönetime geçilebilmesi için projeler üretmeye devam edebilmek gibi özellikleri de gerektirir liderlik…
Kıbrıs Türk Toplumu olarak zor bir dönemeçten geçiyoruz. Aslında toplum olarak hep zor dönemeçlerden geçerek geldiğimiz bu son dönemeçten çıkış yollarını akılcı önerilerle ve bütünsellik içerisinde üretebilmemiz oldukça önem kazanmaktadır gün be gün. Elbette bu yolda engeller ve engebelerle karşılaşacağız. Belki hatalar da yapacağız. Hatalarımızdan öğrenerek yolumuza devam etmek en önemli görevimizdir de. İşte bu dönemeçlerde oldukça önemlidir toplum liderleri. Bu zor koşullarda parti liderleri tüm toplumu kucaklayabilecek önerileri de üretebilmeli ve bunu yaparken bireysel ve partisel egolarını bir tarafa bırakabilmelidirler. İşte tam da bu noktada bunu kaç kişi yapabilir diye düşündüm dün gün boyunca… Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan yurttaşlar olarak Kıbrıs’ta bir federal çözüme ulaşıp artık dünya ile bütünleşmek istiyoruz. Kendi kendimizi yönetmek, ekonomimize yön verebilmek, çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakabilmek, savaşsız, sömürüsüz, yok olma tehditlerinin ortadan kalktığı, asimile edilme korkusunun yaşanmayacağı, insanların tüm farklılıklarına rağmen birlikte yaşayabilecekleri bir düzen kurulmasını istiyoruz…
Hepimiz bunu istemiyor muyuz? Yeni koşullarda, egemenliğin ve gücün eşit olarak paylaşıldığı; ne dünyaya kafa tutup kavga ederek ne de kendimizi acındırarak… Ne minnetle ne de himmetle yaşamak istemiyoruz artık. Hak ettiğimiz her şeyi, zor koşullara karşın kazanmak için pazarlık ederek elde etmek istemiyor muyuz? Bizim, Kıbrıs Türk Halkı olarak 2 bölgeli, 2 toplumlu Birleşik Federal Kıbrıs’ta kurucu devletinde bağımsız, egemen ve ortak federal devlette de siyasi eşit ve egemen olarak Kıbrıs’ta, adamızda yaşamaya hakkımız yok mu? Ve bu mücadeleye baş koyan insanlarımıza vefa oldukça önemlidir. İzan oldukça önemlidir. Bireysel hırslarımıza yenik düşmeden, ortak akılla yürüyebilmek oldukça önemlidir. Dağılmadan, güçlerimizi birleştirerek, birbirimizi dövmeden ve mücadele arkadaşlarımızı yanımızdan uzaklaştırmadan…