Politik tezler
Hatırlanacağı üzere yaklaşık 8 aylık yoğun bir çalışmanın sonunda hazırlanan CTP-BG’nin yeni politik tezleri (ya da diğer bir deyişle yenilenen politik tezleri) 20 Şubat Pazar günü toplanan genişletilmiş parti meclisinde tartışılarak kabul edilmişti. 1970 yılında kurulan ve Kıbrıslı Türklerin kurmuş olduğu yaşayan en eski parti durumunda da olan CTP sürekli olarak değişimi içselleştiren bir parti durumundadır. Bu da partinin sol gelenek ve ilkelerinden ötürü çok doğal ve olması gereken de bir durumdur. Kuruluşundan bu güne geçen 40 yıl süresince tam 4 kez geniş kapsamlı politik tezler üreten CTP-BG ortalama olarak 10 yılda bir tezlerini güncelleştirmekte, yenilemekte ve Kıbrıs’tan başlayarak bölgemizde ve dünyamızda yaşanan ekonomik, siyasal, toplumsal, teknolojik ve küresel tüm gelişmeleri dikkate alarak vizyon ve buna bağlı olarak programlarını güncelleştirmektedir. İşte bu bağlamda, Kıbrıslı Türklerin varoluş ve gelişme sürecinin öneminin halkımız tarafından dile getirilmeye başlanmasının arttığı şu son dönemlerde CTP-BG’nin politik tezleri önemli bir vizyon oluşturulmasına büyük katkı yaratacaktır inancındayım. Zaten siyasal partilerin de mutlak hedefi insanların daha refah, müreffeh, huzurlu yaşamalarının önünü açmak ve toplumsal olarak varlıklarını barış içerisinde sürdürürken adil, eşitlikçi, insan haklarına saygılı ve barışın tesis edildiği demokratik bir düzenin yaratılması değil midir? En azından bu olmalıdır diyebiliriz ve bu CTP-BG’nin varlık nedenidir. Dolayısı ile CTP-BG’nin parti olarak değişimi yakalaması ve vizyon oluşturması dolaylı olarak toplumu ilgilendiren bir durumdur. Elbette ki yalnızca politik tezler ve vizyonla olacak değildir partinin toplumsal mücadelesi ancak bu son tezler “geleceğin yol haritası” olmaya adaydır. Şimdi artık bu tezler doğrultusunda kısa, orta ve uzun dönemli programlar ve bu programları destekleyen stratejik planlamalar yapılacak ve bu süreçte partimizin yanı sıra toplumumuzun ilgili tüm paydaşlarının görüş ve önerileri de dikkate alınacaktır.
Şimdi artık kendi kendimizi yönetmenin yollarını yaratmalıyız sevgili dostlar. Şimdi artık yeniden “birlik, mücadele ve dayanışma” sloganının gerektirdiği biçimde örgütlenmeli ve donanmalıyız. Şimdi artık analizlerimizi tartışmanın ve kendi sentezimizi yapmanın tam zamanıdır. Unutmamalıyız ki yaşam biz olsak da olmasak da devam etmektedir, ancak Kıbrıs Türk halkı olarak bizler ”vardık, varız, var olacağız” diyorsak bunun gereklerini de yerine getirmeliyiz. İster kuzeyimizden ister güneyimizden ya da isterse herhangi bir yönden gelsin, bizleri yok etmek ya da tahakküm altına almak isteyen her türlü düşünce ve gücün karşısında dimdik durmalıyız…
Bundan bir süre önce Yenidüzen Gazetesi’ndeki köşemde yer verdiğim ve üzerinde olumlu dönütler aldığım bir kıssadan hisseyi sizlerle bu köşede de paylaşmayı düşündüm. Altta bu kıssadan hisseyi bulacaksınız. Yorum sizindir:
ŞEYTAN
“Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineğini sağan genç bir kadını uzaktan izlemiş. Şeytan kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş. Buzağı, az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış, debelenmiş ve boynundaki ip çözülmüş. Koşarak annesini emmeye giden buzağı süt kovasını devirmiş. Sağdığı süt ziyan olunca sinirlenen genç kadın eline geçirdiği odunu buzağıya vurunca yavru yere yığılmış. Yavrusuna saldırılan inek kayıtsız kalamayıp bir tekmede kadını yere serip öldürmüş. Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin ´gelinini öldürdüğünü görüp ineği tüfekle vurmuş. Silah sesini duyan koca, karısını yerde cansız yatar, babasını da elinde tüfekle görünce silahını çekip babasını öldürmüş.
Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam, bu kadar acıya dayanamayıp intihar etmiş.
Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan:
'BU FELAKETİ DE BANA YÜKLERLER;
BUZAĞININ İPİNİ GEVŞETMEKTEN BAŞKA BEN NE YAPTIM ŞİMDİ ?' demiş!”
Kıssadan Hisse:
Ben bu kıssadan hisseyi şöyle yorumluyorum. Ya siz?
“Sonuçları yaratan başlangıçlardır…”