Şovenizm herhangi bir neden olsun veya olmasın, gerekçelerinin maddi temeli olsun veya olmasın, herhangi bir şeye karşı geliştirilen aşırı bağlılıkla başlamakta, bu bağlılığı gösteren birey ya da gruplar bağlılık besledikleri şeyin karşıtına da aşırı düzeyde nefret ve kötü niyet duyguları taşıyarak olumsuz tutumlar geliştirmektedirler.
Şovenizm herhangi bir neden olsun veya olmasın, gerekçelerinin maddi temeli olsun veya olmasın, herhangi bir şeye karşı geliştirilen aşırı bağlılıkla başlamakta, bu bağlılığı gösteren birey ya da gruplar bağlılık besledikleri şeyin karşıtına da aşırı düzeyde nefret ve kötü niyet duyguları taşıyarak olumsuz tutumlar geliştirmektedirler.
Bu aşırı bağlılığın ve karşıtına karşı aşırı nefretin analizlerini yapmak, neden olacağı olumsuz ve sağlıksız gelişmeleri düşünmek şovenizme tutulan şovenistler için bir genel değerlendirme sürecini gündeme getirmemektedir. Şovenizm kavramı Nicolas Chauvin’in soyadından gelen bir sözcükten türemiştir. Napoleon'un ordusunda asker olan Nicolas Chauvin isimli bu Fransız, savaşta tam 17 kez ölümcül derecede yaralanmış olmasına rağmen yaşamı pahasına ve inatla yılmamış ve hem Napolyon hem de Fransa için savaşmaya ve karşı ordulardaki insanları gözünü kırpmadan öldürmeye devam etmiş bir kişiydi. İşte hem bağlılığı için ölene kadar savaşan hem de savaşırken nefrete varan derecede duygularla kendi düşmanlarını öldüren bu Napoleon'un askeri Chauvin'i model alan aşırı saldırgan bir milliyetçilik için 'şovenizm' denilmeye başlandı.
Şovenistler kategorik olarak ve mutlak bir biçimde kendilerinde şovenizmi doğuran şeye karşı aşırı bağlılık tutumları geliştirmekte ve yine kategorik olarak bu bağlılığın karşıtlarına arada herhangi bir negatif sürtüşme olmasa dahi kategorik olarak düşmanlık beslemektedirler. Şovenizm farklı türlerde ortaya çıkabilir özelliklere sahiptir. Etnik milliyetçilikten tutun da futbol veya başka bir alanda takım tutmaya, bölgecilikten tutun da siyasi parti tutmaya, okul şovenizminden meslek şovenizmine ve hatta okuduğu gazete şovenizmine kadar hayatın birçok alanında yer alan birçok şey üzerine olabilir şovenizm.
Ancak hangi türü olursa olsun şovenizm farklılıklara saygı duymamaktan, hoşgörüsüzlükten, iletişimsizlikten, empati yeteneğinden yoksun olmaktan, farklı olayları değerlendirebilme ve ayrıştırabilme yeteneğinden yoksun olmaktan, insanları sevmemekten, kendini aşırı derecede sevmekten ve bağnaz bir biçimde kendinden başkalarını dikkate almayıp ben merkezli olmaktan, çok yüksek düzeyde narsist duygulara sahip olup narsistik hareket ve düşüncelerini kontrol edememekten vb durumlardan beslenmektedir. Şovenizm nasıl ki örneğin futbol taraftarlarının bazılarını holiganizm doruğuna ulaştırıp holiganist yapıyor ve karşı takım taraftarlarına düşmanca saldırtıyor, etnik milliyetçileri de ırkçılık doruğuna ulaştırıp ırkçı yapıyor ve kendi kanından olmayan karşıtlarına öldüresiye saldırtabiliyor. Hatta öyle durumlarda karşımıza çıkabilir ki futbol takımı şovenizmi bir anda kendini ırkçılığa kadar götürebilir ve etnik milliyetçiliğin saldırgan tutumlarına dönüştürebilir. Hangi türü olursa olsun şovenizm normal bir tutum değildir ve insanlığa olumlu bir getirisi yoktur. Tam tersine insanlar ve gruplar arasında çatışmaları körükleyen, ırkçılık boyutuna ulaştığında ise katliamları dahi hayata geçirmekten çekinmeyen bir sapkınlıktır denilebilir. Tarihte bunun birçok acı örnekleri mevcuttur. Hitler Almanyası döneminde yaşananlar konunun nerelere kadar vardırılabileceğini gösteren örnekler içerisinden yalnızca bir tanesidir.
Son dönemlerde özellikle Kıbrıs’ın güneyinde etnik milliyetçilik ve hatta ırkçılık şovenizmine varan bir kısım olaylara nasıl da bir anda dönüşebileceğinin kötü örneklerini gördük. Buna benzer olaylar geçmişte de birçok ülkede yaşanmış ve üzücü olaylar yaşanmasına neden olmuştur. Hatta bu tür olaylar zaman zaman şehir takımı şovenistleri tarafından da yaşanmakta hatta ölümcül olaylara dahi neden olmaktadır. Şovenizm kavramının özünün ve karakteristiklerinin bilinmesi, eğitim sistemlerinde ve toplumsal yaşantılarımızda farklılıklara saygı gösteren, hoşgörülü, barışcıl, insan sevgisini merkeze alan bireyler yetiştirilmesi gereğini yeniden gündeme taşınmasını ortaya çıkarmaktadır.
İşte tüm bu bilinti ve öğretilerden yola çıkılarak gerek çok kültürlü eğitim gerekse de kültürler arası eğitim anlayışlarının eğitim sistemleri içerisinde yer alması günümüzde oldukça önemlidir. Bunun için de her şeyin odağına insanın yerleştirilmesi ve başta öğrenci merkezli bir eğitim anlayışının yükseltilmesi ve öğretmen ve ailelere kazandırılması ile toplumsal ve evrensel ihtiyaçlara yönelik analizlerin yapılması ve ülke kalkınmasının önünü açabilecek olan eğitim yapılanmasının en geniş katılımcılık anlayışlarının hayata geçirilerek bulunacak modelin yürürlüğe konması ile olası olabilecektir.