18 Nisan 2010 tarihinde %50+ oyla Sayın Talat’ın yerine 3. Cumhurbaşkanı olarak seçilen Sayın Eroğlu müzakerelere devam ediyor; gibi!
Sayın CB Eroğlu CB seçilmeden önce 2. CB MATalat’ın sürdürmüş olduğu çözüm sürecinin yanlış zeminlerde yürütüldüğünü, çapraz oylamalı seçim sisteminin yanlış olduğunu, güya Sayın MATalat’ın tek egemenlik konusunda Kıbrıslı Rumlara taviz verdiğini, hatta bir taraftan da ciddi hiçbir ilerleme de sağlanmadığını vurguluyor ve açıkça Sayın MATalat’ın bu anlamda güvenilmez olduğunu söylüyordu.
Sayın Eroğlu seçimleri kazandıktan sonra ilk iş olarak Sayın Ban’a mektup yazmış ve 23 Mayıs 2008 tarihli liderlerin deklarasyonlarına sadık kalacağını belirterek seçim öncesi söylediklerine zıt görüşler ileri sürerek herkesi şaşırtmıştı. Ardından Türkiye Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve AB’den sorumlu Bakanının da çözüm müzakere sürecinin Sayın MATalat’ın bıraktığı yerden devam edeceğini açıklaması da oldukça yapıcı ancak Sayın Eroğlu’nun bilindik federal çözüme karşı duran mutad duruşu ile ters olması açısından da oldukça şaşırtıcıydı.
Çok açık ifade etmek istiyorum ki ben 40 yıl boyunca Birleşik Federal Kıbrıs temelinde bir çözüme karşı duran Sayın Eroğlu’nun, Sayın Talat’ın bıraktığı yerden devam ederek federasyon temelinde bir çözüme ulaşmak istediğini içeren yaptığı açıklamalara ilk günden beridir çok fazla güvenemedim ve öküz altında buzağı aramadım belki ama bu işin renginin ne zaman ortaya çıkacağını da beklemeye başladım ve çok da samimi olarak yanılmayı da şu an dahi gönülden istediğimi açık yüreklilikle paylaşmak isterim.
Öylesine ıslak bir zemine kaydırıldı ki Sayın Eroğlu ile yeniden başlayan çözüm müzakere süreci, bu kayganlıktan dolayıdır olsa gerek çok fazla da toplanılamıyor!
Bu arada çeşitli vesilelerle TC hükümet yetkilileri tarafından verilen mesajlarla ya müzakereler 2012 temmuz ayına kadar sonuçlanır ve sorun Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB dönem başkanlığına kadar çözülür ya da artık başka formüller gündeme gelir açıklamalarında bulunuluyor ancak bu formüllerin ne olduğu ise belirtilmiyor!
Uluslar arası toplumun üzerinde anlaşabildiği ve garantör ülkelerin de mutabık kaldığı Birleşik Federal Kıbrıs çözüm şeklinin dışında acaba ortada bizlerin bilemediği ve üzerinde çalışılan yeni formüller mi var sorusunu sormak bu noktada sanırım artık önemli ve anlamlı olmuştur.
Özellikle de Sayın Hristofiyas’ı çözüme zorlama anlamında Sayın Eroğlu’nun masaya dünyanın da destekleyebileceği önerilerle gitmesi, Sayın Talat’ın 4 Ocak 2010 tarihinde Sayın Hristofiyas’a sunduğu önerilerin yanıtını istemesi ve aynı 2003-2004 yıllarında olduğu gibi Sayın Erdoğan ile birlikte “bir adım önde olma” politikasının yeniden sürdürülmesi bulunduğumuz noktada oldukça önemlidir. Hele son dönemlerde Kıbrıs’ta, denizlerimizde, bölgede ve dünyada yaşanan gelişmeler Kıbrıs’ta federal bir çözümü daha da önemli kılmaktadır. Unutmamalıyız ki Kıbrıs’ta federal bir çözüm bir taviz değil, her iki taraf için de üzerinde uzlaşılabilecek bilindik en iyi çözümdür. Çözüm ile paralel bir biçimde toplumların barış içerisinde yaşayabileceği tutumları ve önerileri hayata geçirmek de bizlerin görevi olmalıdır ki gelecek nesillerimiz bir daha savaşlar ve acılar yaşamasın…