Gelenek ile yeniliği, şimdi ile yarını ve gençliğin coşkusu, cesareti ve enerjisi ile olgunluğun bilgeliğini, deneyimini ve sakinliğini buluşturmak için…
İster standart yaşam ve politik süreçler devam ederken; isterse olağanüstü koşullarda (ülkemizin şimdiki hali gibi); bir halka derman olabilmek ve iyi günde zor günde o halkla çıkarsız, yalansız, riyasız, yaşamak ve yaşatmak için…
İnsanları dinlemek ve onlardan öğrenmek gerekir. Yüksek performanslı takımlar kurmak ve hem güvenilir olmak hem de sorumluluk üstlenmek gerekir. Hayata, özgürlüğe, başarıya hevesli ve tutkulu olmak gerekir. Geçmişin ve şimdinin standartlarını ve süreçleri iyi bilmek ve bu bilgileri şimdinin koşullarına, yenilikçi ve yapıcı yaklaşımlarla transfer edebilmek gerekir. Ne değişimlerle kavgalı olacak kadar tutucu; ne dönüşümlere direnecek kadar kişisel hırslı; ne de salt benlik duygusuyla yola çıkacak kadar bireysel olmamak gerekir; çünkü çokluk olmak çoğunluğu simgelemese de çoğunlukta olmak çokluğu temsil yeteneği verir. İletişim kurmak; bilgiyi paylaşmak; öğrenirken öğretmek; büyük hedefler koymak ve bu hedeflere ulaşmak adına reformist düşünmek; adil olacak kadar yürekli ve sürekli kendini geliştirecek kadar da nefer olmak gerekir.
Sizinle konuşanların sözlerini duymak yetmez, onları anlıyor muyuz? Yurttaşlarımızın konuşmalarını kesmeden içtenlikle dinleyerek ve anladıklarımızı, çıkarımlarımızı oy için değil sorun çözmek anlamında teyit edebiliyor muyuz? Kriz durumlarında ve günlük koşullarda, yönetsel, tutumsal, hal ve hareketlerimizde organize, soğukkanlı ve yapıcı kalabiliyor muyuz? Yurttaşlarımızın hangi dünya görüşüne sahip olduğuyla değil de yaşanan sorun, sıkıntı, çözüm gerektiren durum üzerinden hareketle, hem kendi içimize hem de dışlaşan heyecanları kontrol ederek, yaşanan olguyla baş ederek, uygun yakınlığı ve ilgiyi gösterebiliyor muyuz? Doğru zamanda, doğru koşullarda ve yanıt almak için değil alınan yanıtlardan sistemli ve sistematik çözümler oluşturmak adına soru sorabiliyor muyuz?
Kuşkusuz ki kendi hedeflerimize ulaşmak için çalışmak zorundayız. Eylemden önce ilgili seçenekleri keşfetmeliyiz. Çetin ve zorlu işler yapmak için gönüllü olmalıyız. Zor hedefler koymak, performans standartlarına ulaşmak gerektiğini bilmeliyiz. Başarma duygusu ile çalışmak, ileriyi düşünmek ve planlamak, risk yüklenmek için oy potansiyellerine değil yurdun sorunlarını çözüme talipli ve istekli olmalıyız. İşte bunlardır CTP’nin kendine dünya ölçütleri kapsamında belirlediği hedeflerden bir kısmı. Eğer bir duruş gerekiyorsa, bir direnişin kimyası yaşanıyorsa bu halk zaten bunu yaşıyor… Deniyor ki CTP denendi, şimdi yeni ne sunuyor halkımıza? Bu kadar taraflı bir soruya da yanıt verecek cesarete sahibiz. CTP, aylardır kendini yenilemek, değişimlerle, dönüşümlerle ve yeni ile geleneği kendi içinde özümseyen bir tutum oluşturma çabası ile yapılandırdığı Politik Tezler ve Siyaset Akademisi’ndeki gençlerle, genç kalabilen bilge beyinler ve genç fikirlerle her yaşadığı süreci zafere yönlendirirken… Yalan İmparatorluğu’nun patron başkanları (Kimse kusura bakmasın lider demeyeceğim/diyemeyeceğim; liderlik için çok ama çok farklı ölçütlere sahip olmak gerekir!) neden korkuyorsunuz da ısrarla ve her fırsatı ganimet sayarak CTP’ ye yüklenmeye ve halkımızı yanıltıp yaptıklarınızı ve yapmadıklarınızı manipüle etmeye çalışıyorsunuz?
“Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engeller de yığacaklardır; kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin.”
İşte yanıt budur; gün ola harman döne; yıllardır hem de çok uzun yıllardır yaşanan da budur. Bizler de dişimizle tırnağımızla verdiğimiz mücadele içinde kimsenin CTP’ye gümüş bir tepside iktidar sunmadığını da bilerek ve buna da tevessül etmeyerek var olduk ve var olacağız. Toplumumuzun varlığını bu topraklarda özne yapmak ve sosyal-ekonomik-toplumsal kalkınma için de önce yapısal ve kurumsal değişimleri kendi içimizde yaşayarak toplumumuzla geniş kucaklaşacak, varoluş ve barış mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu vesileyle dosta düşmana tekrarlamış olalım!