Mavi demek yaşamaksa

“Yağmur çiseliyor, korkarak yavaş sesle bir ihanet konuşması gibi.

“Yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.”

Ah demdir işte bu; vakitlerden sessiz bir ikindi üstü; Dağa, taşa, toprağa ve hayata ait fikrimizle, zikrimizle, umudumuzla dimdik durma vaktidir bu. Sen ey elleri tertemiz ve göğe doğru tutuşan yürek! Sen ey, ömrümün keskin bıçak teninde, tam da tenimin ateşinde duran özgürlük! Sen ey şimdiki aklımın baharı, şimdiki günümün umarı, şimdiki kararım! Sen ey aydınlığım, varlığım, dualarım ve artık her şeyiyle kabullendiğim yanıtım! Tam zamanındayız belki nefes almanın, söylesene neden susayım? Ben senin heyecanında yol alan yelkenlileri, ben senin sesinin ahengindeki körpe umutları, ben sendeki kirlenmemiş; eskimemiş ışıkları seviyorum… Bu bir sevdadır, bilenler bilmeyenlere anlatsın! Bu adanın incecik ve gölgesiz, dumanlı nehirleri vardır. Havada salkım saçak dolaşmaz bulutlar, bulutsuz çırılçıplaktır gökyüzü. Işırken hep yeniden ışıklanırcasına mavinin her tonundan ışır durur sabahlara…

“Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yârin yanağından gayrı her şeyde
her yerde
hep beraber!
diyebilmek
için”

Bu bir sevdadır, bilenler bilmeyenlere anlatsın! Durmadan yürümek gerekiyorsa ayaklarımız paramparça olsa da… Yaralarımız acıyacaksa ya da yeniden yeniden kanayacaksa hatta bazen durduk yere… Olsun! Umut var oldukça, var olacak dağlarda açan lalelerin serin soluğu. Var olacak gece tüterlerin sıcak ve sakin kokusu… Var olacağız, önceden olduğu gibi ve yarın olacağı gibi. Var olacağız, bir halkın alnı açık duruşundaki sarsılmaz onur gibi… Var olacağız, hayata atılmış bir imza gibi!

“Ve sular
parmaklarından dökülüp
tekrar göle dönerken
dedi kendi kendine:
«— O âteş ki kalbimin içindedir
tutuşmuştur
günden güne artıyor.
Dövülmüş demir olsa dayanmaz buna
eriyecek yüreğim…”

Ne yalanımız vardır bizim ne riyamız. Bir halkı sevmek için yola çıkmış emek işçileriyiz. Ne çıkarımız vardır bizim ne patronluğumuz, kendi mücadelemiz içinde, kendi dünyamızın barış elçileriyiz. Ovalardan esen rüzgârlara borcumuz var; mavi demek yaşamaksa denizin kokusuna, taşlara, kayalara ve sana ülkem, borcumuz var. Sahip çıkmak, korumak, kollamak ve hürriyet adına…

NOT: Şiirler Nâzım Hikmet’in “Şeyh Bedreddin Destanı” adlı yapıtından alınmıştır.
Bu haber 86 defa okunmuştur

:

:

:

: