Ünlü filozof Plato diyor ki:
“Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin”.
Bir çok anlam yüklü bu ifadede. Kendini yönetmek aslında belki de her şeyin başlangıcı.
Biz Kıbrıslı Türkler de yarım asırdır kendi kendimizi yönetmek uğruna ne mücadelelerden geçip bu günlere geldik. Halen de esas mesele bu bence. Kendi kendimizi yönetmek ve kendi kararlarımızı demokratik süreçlerle kendimizin alması. Burada özne olması gereken Kıbrıs Türk halkının tam da kendisidir. Ne güneyimiz ne de kuzeyimiz kendi toplumumuzun önüne geçerek kendi kaygılarının öne çıktığı kararları alarak bizleri bu kararlara uymamız konusunda yönlendiremezler. Koşullar ne olursa olsun unutulmamalıdır ki hiçbir şey bizlerin özgürlüğünden daha önemli değildir. Özgürlük, uğrunda ölünebilecek en önemli “leyladır” diyebiliriz. Abraham Lincoln asırlar önce “güvenlikleri için özgürlüklerinden feragat edenler bir gün ikisini de kaybederler” diyerek özgürlüğün hiçbir şeye değiştirilemeyeceğinin altını kalın çizgilerle çizmişti. Kıbrıs Türk halkı da bugün ne 3-5 kuruş daha fazla para alabilmek, ne bireysel olarak AB vatandaşı olmak, ne de güvenliğinin sağlanması adına sahip olduğu en büyük erdem olan özgürlüğünü ve özgürlük mücadelesini terk etmeyecektir.
Cumhuriyetçi Türk Partisi de bu toplumun 1970’ten beridir süren barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde en ön saflarda yer almış, toplumun önüne koymuş olduğu vizyon doğrultusunda kavga vererek ve bedeller ödeyerek bugünlere gelmiştir. CTP 1970 öncesinde verilen barış ve demokrasi mücadelesinde yer alan tüm ilerici ve devrimci arkadaşlarımızın da mirasçıları olarak yürüttüğü kavgamızı bundan böyle de ileriye taşımaktan vazgeçmeyecek, özgürlüğün bedeline de hazır olacaktır.
CTP, 5 Haziran tarihinde gerçekleştireceği 23. Olağan Kurultayına hazırlanırken, Sosyalist değerlerinden taviz vermeden ve birlik-mücadele-dayanışma ruhu ile yürümekte, partinin en geniş katılımcılık anlayışı ile hem parti bütünlüğünün sağlanması hem de tüm toplumun çekim merkezi olması gerektiği üzerine kurulu olan misyonunu en yükseklere taşıyabilecek yapısal-kurumsal ve kadro değişimlerini de gerçekleştirerek Kıbrıslı Türklerin çözüm ve barış mücadelesini en etkin bir biçimde sürdürürken ülke insanlarımızın da demokratik-toplumsal-sosyal ve ekonomik mücadelesini de somut program ve projelerle ileriye taşıyacaktır. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
Bir başka düşünür olan L. Annaeus Seneca der ki:
“Başarınızın büyüklüğünü inancınızın büyüklüğü belirler”.
Bizler insana dair güçlü sevgimiz ve toplumumuza dair güçlü inanç ve bağlılığımızla ve sosyalist değerlere olan inancımızla veriyoruz toplumsal-sosyal-ekonomik mücadelemizi ve işte bu yüzden başaracağımıza ve halkların kardeşliği temelinde yeni sol politikalarımız ve yeni takım liderliği anlayışımızla toplumumuzu kucaklayacağımıza yürekten inanıyoruz.
Hellen Keller’in aşağıdaki sözlerinde olan kararlılık ve inanç ile mücadele azmimizi pekiştirerek yürüyecek ve projelerimizi hayata geçireceğiz:
“Ben bir kişiyim. Ama gene de biriyim. Her şeyi yapamam ama gene de bir şeyler yapabilirim. O yapabileceğim bir şeyleri yapmayı asla reddetmeyeceğim”.