Geçtiğimiz Pazar günü yani 22 mayıs tarihinde bir grup Güzelyurtlu grup ile birlikte Rum tarafındaki seçimler nedeni ile sessiz ve sakin bir ortam olacağını da düşündüğümüzden dolayı uzun bir süreden beridir gidemediğimiz Trodos köylerine bir gezi düzenlendi. 60 civarında kişi katıldı bu gezimize. Gençlerden yaşlılara kadar çok karma bir grup oluşturduk ve 2 otobüs tutarak hep birlikte geziye katıldık.
Uzatmayayım gezi oldukça güzeldi ve bizlerden başka ayrıca özellikle yaşlı turistler de köyleri geziyor ve Kıbrıs’ın Trodos köylerindeki serin havanın da etkisi ile güzel bir gün geçiriyorlardı.
Öğleyin sevgili arkadaşım Ramadan Gilanlıoğlu’nun köyü olan Gilan’da konakladık. Gilan çok güzel korunmuş tam tipik bir Kıbrıs köyü. Belediye hizmetleri de mükemmel. Gilan’ı 1974 öncesinden de hatırlarım, o dönemlerde de büyük bir nahiyeydi. Sevgili Ramadan bizlere köyü de gezdirdi baştan aşağı. Camisi de korunuyor, ilk okulu da. Kahvehaneleri ile, tavernaları ve restorantları ile hiç de öyle şaşaalı yerle değil, tam da kültürel özelliklerini koruyan bir köy. Diğer Trodos köyleri de benzer özelliklere sahip Gilan gibi.
Gilan’da yemek yediğimiz restoran tam da gürül gürül suları akan derenin üzerinde kurulmuş. O kadar hoş bir ses çıkıyor ki suyun akışından. Ağaçlar ve yeşil mükemmel. Bir de küçük manastırı var. Rivayetlere göre bir Kıbrıslı Müslüman Türk’e aşık olan Kıbrıslı bir Rum kızın aşklarını yaşatabilmek için kurulmuş bir manastır. Dediklerine göre hem Müslümanların hem de hrıstiyanların ortak bir dilek yeri olmuş ve bir ikincisi de yokmuş bu manastırın bu özelliği ile.
Restorantın tam da ortasından yukarılara doğru haşmetli bir şekilde yükselen ve her bir dalı neredeyse büyük bir ağacın kökleri kadar sağlam olan ve tam da 1200 yaşında bir Çınar ağacı var. Düşünsenize tam 1200 yıldır köklerini sağlamlaştıran ve yukarılara ve yanlara doğru büyüyen bir koca Çınar. 800’lü yıllardan beridir yaşıyor. Osmanlı imparatorluğunun kuruluşundan tam 400 yıl önce doğan bir Çınar.
Bir ara Ramadan arkadaşımın babası bana ağacın kökünden farklı 2 yerde dal veren ve uzayan, daha sonra da nasıl olduysa bir yerde birleşerek tek dal olarak yeniden büyüyen bir yeri gösterdi. Muhteşem bir güzellikti. Bana dedi ki “neden böyle bir şey oldu hocam sence?”. Ben de ona sizce nedendir diye sorarak onun yanıtını aldım. Dedi ki: “ Hocam, bu aşkın ve sevginin gücüdür”.
İşte bu sevgi, birleşme be güç bana CTP’nin BG ile olan bütünleşmesini ve CTP’nin BG konsepti ile toplumu kucaklama projesini anımsattı. CTP-BG de bu aşk ve sevgi ile birbirine sarılarak eskiden bugünlere partiyi taşıyanlarla yeni dönemlerde partiye katılanların birlikte aynı amaç doğrultusunda mücadele etmeye devam edecektir.