Kimsenin kuşkusu kalmadı artık bu işlerin mentalitesinden.
Bu atılan adımların öyle özelleştirme ile falan da hiç ama hiç ilgisi alakası yok.
“Ekonomik tedbir” gibi, “zarar ediyorlar o yüzden” aldatmacaları gibi, ya da “AB standartları” şaşırtmacası benzeri söylemlerin hepsi birer manipülasyon ve kasıtlı eylemlerin gizli ifadeleridir apaçık.
Düşünsenize, daha bundan 15 gün önce LAÜ’de Vakfa ait yurtların TC Kredi ve yurtlar kurumuna devredildiğini öğrendik. Tüm itirazlara ve muhalefete rağmen hiçbir doyurucu açıklama da yapılmadan, sözde TC Türkiye dışında bulunan öğrencileri için Londra’da açtıkları gibi Kıbrıs’ta da yurt açmaya karar vermişler. Londra’da TC yurtlar kurumunun bir veya birkaç yurt açmasının Londra iş çevrelerine yapacağı negatif etkinin derecesinin düşüklüğünü belki hiç konuşmaya bile değmez. Ayrıca oralarda yurt açabilmek için kurallar çerçevesinde de hareket edilmiştir eminim. Ancak bizde durum aynı mı? Zaten ekonomik daralmadan insanlarımıza daral geldiği, yatırım yapanların borçlarının faizlerini dahi ödemekte güçlük çektiği bir ortamda siz kalkıp çalışanlarını dahi Türkiye’den getirerek ve eski çalışanların bu yurtlardaki işlerine son vererek vakıf yurtlarını TC Kredi ve yurtlar kurumuna devredeceksiniz ve bu da masumane bir girişim kabul edilecek! Hadi canım!
2 yıl önce Lefkoşa fuar alanı yanındaki 30+ dönüm arazi TED’e devredilecek, üstüne onlara bizlere yatırım kredisi diye verilen kredilerden okul yapımı için kaynak aktarılacak ve toplumumuzun özel girişimcilerinin haksız rekabet koşullarında bu kurumla özel okulculukta rekabet etmesini bekleyeceksiniz. Eğitimcilerimize okulculuğun nasıl yapıldığını öğretecekler herhalde! Hadi canım, herkes de buna inandı! İyi ki varsınız ve kolej eğitiminin nasıl olduğunu bir başka ülke olan Kıbrıs’ın kuzeyinde eğitimcilere göstereceksiniz! Var mı burada herhangi bir art niyet? Hiç olur mu öyle şey, haşa!
Şimdi de sıra DAİ kreş ve ilk okulu ve DAK’a geldi.
Mağusa’da Maarif koleji dışında tek kolej olan DAÜ’ye bağlı bu okullar ilk kurulduğunda ODTÜ Geliştirme Vakfı tarafından kurulan ODTÜ kolejleri örnek alınmıştı. Hatta kuruluş aşamasında DAÜ’den gelen bir heyete ODTÜ Kolejleri hakkında bilgi ve doküman da verilmişti. Üniformalarından tutun da etkinlik örneklerine kadar bilgi aktarımında bulunulmuş ve 2 okul arasında iletişim uzun yıllar sürdürülmüştü.
Bu bilgiyi aktarmak istedim çünkü DAİ ve DAK kurulurken ODTÜ’de bu bilgileri gelen heyetle paylaşanlardan biriydim çünkü o sıralarda henüz Ankara’da yaşıyor, ODTÜ’de görev yapıyor ve ODTÜ Kolejlerinin Kurumsal Gelişimden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini sürdürüyordum. DAİ ve DAK uzun yıllar binlerce başarılı öğrenci yetiştirmiş, gerek IGCSE gerekse de ÖSS’de yüksek başarılar elde edilmiştir.
Sayın Prof. Dr. Abdullah Öztoprak’ın rektörlüğü döneminde ekonomik yapılanmasında daha rahat bir nefes almaya başladığının açıklandığı son günlerde ansızın DAİ ve DAK’ın Türkiye’deki özel kolejlerden biri olan Doğa Kolejine devredilmesi ise artık bardağı taşıran son gelişmelerden biri olmuştur.
Dünyanın birçok yerinde birçok kolejde başarılı ve başka ülkelerden gelen yönetici ve öğretmenler çalıştırılabilir, bu doğaldır. Ancak burada da her ülke kendi ülke insanlarını koruyan kararlar almaktadır diğer sektörlerde olduğu gibi. DAİ ve DAK eğer yönetici sorunu yaşıyor ve bunun için geçici bir süre yönetici istihdam etmek istiyorsa amenna! Ama siz eğer kalkar da okulu topyekün özelleştiriyor ve devrediyorsanız bu işte bir çapanoğlu aramak gerekir diye düşünüyorum. Ve bu çapanoğlu da sanırım diğer benzerlerinin klonlanmış bir eşidir! Yani özelleştirme adı altında Kıbrıs Türk toplumuna ait öz kuruluş ve değerlerin tamamen has-Türkleştirilmesi!
Yazıktır ve günahtır efendiler…bu topluma çok yazıktır bu yapılanlar…
Ancak bilinsin ki ne bu karar ne de özelleştirme kisvesi altında atılan diğer adımlar kabul edilemezdir ve bu kararları alanlar bu topluma er ya da geç hesap verecektir…