Toplum, değişim ve CTP-BG

Kıbrıs Türk toplumu olarak çok uzun yıllardır varlığımızı korumak, geliştirmek, bir dünya toplumu olarak uluslar arası toplum içerisinde yer almak, Kıbrıs’ta 23 Mayıs ve 1 Temmuz 2008 anlaşmaları çerçevesinde ve Federalizm temelinde bir çözüme ulaşmak, üreten bir toplum olarak ekonomik olarak olsun sosyal-siyasal bağlamda olsun kendi kararlarımızı kendimizin üretip uyguladığı bir statüye kavuşmak için mücadelemizi sürdürüyoruz.

Kıbrıs Türk toplumu olarak çok uzun yıllardır varlığımızı korumak, geliştirmek, bir dünya toplumu olarak uluslar arası toplum içerisinde yer almak, Kıbrıs’ta 23 Mayıs ve 1 Temmuz 2008 anlaşmaları çerçevesinde ve Federalizm temelinde bir çözüme ulaşmak, üreten bir toplum olarak ekonomik olarak olsun sosyal-siyasal bağlamda olsun kendi kararlarımızı kendimizin üretip uyguladığı bir statüye kavuşmak için mücadelemizi sürdürüyoruz.

Değişen dünya ve ülke koşulları her şeyden önce CTP-BG’nin temel ilkeleri ve sosyalist değerlerine bağlı kalarak yeni anlayışlar ve yeni sol politikalar üretmesini ve örgüt yapısında kurumsal ve yapısal değişimleri hayata geçirmesini zorlamaktadır. CTP-BG 40 yıl önceki örgüt yapıları ile artık etkililik ve katılımcılık anlayışını en üst düzeye çıkarmakta zorlanmakta, bu nedenle gençlerin, kadınların akademisyenlerin ve en genelinde deneyimli ve donanımlı partili ve sempatizanlarımızın yatay örgütlenmeleri öne çıkaracak şekilde ve takım liderliğini gündeme getirerek örgüt yapılarında yapısal reformları hayata geçirmeyi başarmalıdır. CTP-BG en gencinden en yaşlısına, en eski partilisinden en yeni partilisine, kadınından erkeğine kadar bir bütünlük içerisinde hareket etmeli ve 2003 yılında geliştirmiş olduğu BG olgusunu daha da geliştirmelidir. Partimiz örgüt eğitimi ve siyasal eğitim çalışmalarını artırmalı, parti disiplini ve parti içi adaleti en yüksek bir düzeyde gerçekleştirmeli, örgütler arası iletişim kanallarının akışkanlığını sağlamalı ve üyelerimizle bire-bir iletişimi hayata geçirmelidir.
Değişim sürecinde her yeni durumun aynı sonucu doğuracağını düşünmek yerine farklı yollar denemek ve değişim için cesaretli olmak oldukça önemlidir.







Unutmayalım ki Einstein’ın dediği gibi bir sorun kendini yaratan bilinç düzeyi ile çözülemez, çünkü o değiştirilmesi gereken bilinç düzeyidir sorunu yaratan… Herkes ve her kesim kendi üzerine düşen bir biçimde değerlendirme ve özeleştirilerini yaparak ortak hedefe doğru ortak akılla yürüyebilmeyi becerebilmelidir.

PARTİ BÜTÜNLÜĞÜ
Nasıl ki bir ağaç kökleri olmadan büyüyemez, dallanıp budaklanamaz, CTP-BG de geleneklerine ve köklerine sahip çıkmadan, partinin temel ilkeleri ve sosyalist özünü politikalarına yansıtmadan ve CTP’yi bugünlere taşıyan, geçmişten günümüze Kıbrıs Türk toplumunun mücadelesini yükselten tüm yoldaşlarımıza saygı göstermeden ayakta duramaz; aynı şekilde nasıl ki dallanıp budaklanmayan bir ağaç da kök olarak kalır ve büyüyemez,CTP-BG de en geniş toplum kesimlerini kucaklayamazsa büyüyemez ve toplumu ileriye taşıyacak politikalarını hayata geçirme şansı bulamaz.






SİYASET ALANI GENİŞLETİLMELİ
Artık siyaset alanımızın Kıbrıs’ın kuzeyinden tüm dünyaya ve özellikle Türkiye, Yunanistan, İngiltere, AB ve Kıbrıs’ın güneyine de yayılması daha da çok gerekmektedir. İçerisinde bulunduğumuz sosyal ve ekonomik sıkıntılar, kendi kendini yöneten bir toplum olmaktan uzaklaştırılmaya çalışmamız, toplumsal değerlerimizin elimizden alınmaya çalışılması ve çözümsüzlüğün halen sürmesi şartları devam ettiği müddetçe Kıbrıs’ın kuzeyindeki kalkınma çabaları dahi bizleri giderek özellikle Türkiye’ye daha da bağımlı hale getirmektedir. Bu nedenle bir taraftan çözüm ve barış mücadelesi yükseltilirken diğer taraftan da kendi kendimizi yönetme çabalarımızın artırılması ve gerçekleştirilmesi oldukça önemlidir.

İNSANLARIN VE HALKLARIN KARDEŞLİĞİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ
Gözlerindeki ışıktan, ateşten, umuttan güç aldığımız sevda renkli gençlerin, eşikteki, beşikteki gül kokulu bebeklerin elleri var ellerimizde.
Yüreğinde Kıbrıs türküsü söyleyen nenelerin, dedelerin evvel zaman bereketleri var ellerimizde.
Bu toprağın çilesiyle, bu toprağın ekmeğiyle çocuklarını doğuran anaların gün yüzleri var ellerimizde.
Biz, emekten, insandan, doğruluktan, haktan, adaletten, eşitlikten, halkların kardeşliğinden ve barıştan vazgeçmeyeceğiz. Biz, kim ne derse desin; kim ne yaparsa yapsın ve isterse tüm dünya karşımızda dursun, bu adadan, Kıbrıs’tan ve Kıbrıslı olmaktan vazgeçmeyeceğiz.


YAŞAMA SARILMAK VE İNANÇLA MÜCADELE ETMEK LAZIM
Gelenek ile yeniliği, şimdi ile yarını ve gençliğin coşkusu, cesareti ve enerjisi ile olgunluğun bilgeliğini, deneyimini ve sakinliğini buluşturmak için…:

İnsanları dinlemek ve onlardan öğrenmek gerekir.
Yüksek performanslı takımlar kurmak ve hem güvenilir olmak hem de sorumluluk üstlenmek gerekir.
Hayata, özgürlüğe, başarıya hevesli ve tutkulu olmak gerekir.
Geçmişin ve şimdinin standartlarını ve süreçleri iyi bilmek ve bu bilgileri şimdinin koşullarına, yenilikçi ve yapıcı yaklaşımlarla transfer edebilmek gerekir.
İletişim kurmak; bilgiyi paylaşmak; öğrenirken öğretmek; büyük hedefler koymak ve bu hedeflere ulaşmak adına reformist düşünmek; adil olacak kadar yürekli ve sürekli kendini geliştirecek kadar da nefer olmak gerekir.


BİR UZUN KOŞUYSA DEVRİM
Bir uzun koşuysa devrim
biz de bize düşen her yerde ve her görevde
alnımız açık
kalbimiz ferah
vicdanımız rahat
ve ellerimizi kirletmemiş olmanın onuruyla

üstümüze düşeni yaptık. Yaparız. Yapacağız.




‘KAYBETTİĞİNDE DEĞİL, VAZGEÇTİĞİNDE YENİLİRSİN’
Toplumsal direniş içindeki ülkemiz; bunu inkâr etmekle bir yere varılamaz bir süreden beri toplumsal bir direniş içindeyiz ve bunu otoriteler, ister kabul etsin ister kabul etmesin; Kıbrıs Türk toplumu gerçekten sabrıyla, emeğiyle, ekmeğiyle, demokrasi kültürüyle sınanmaktadır.
Ülkemizin içinden geçtiği bu koşullarda, bu karmaşada, bu yapılanışın mihenk taşlarından olan Cumhuriyetçi Türk Partisi de yaşadığı ve yaşattığı devrimci kültürün gereğiyle bir kurultay süreci yaşamış ve bu süreç içinde özüyle, sözüyle, tavrıyla tutumuyla dimdik ayakta durarak elindeki onurlu bayrağı teslim etmek için hırslarından arınmış bir genel başkanın devir teslimine tarih önünde tanık olunmuştur.
Bu mücadele içinde umudumuzu yitirmeden, onurumuzdan, dürüstlüğümüzden, eğilmez bükülmez halk iradesine inancımızdan, herhangi bir kişiye, bir kuruma ve/veya bir gruba taviz vermeden; ne kula kul olacak kadar acizleşerek ne köle olacak kadar irademizi yitirmeden; hırsların inançlarımıza gölge düşüremeyeceğini bilerek bu yolda yürümek adına Cumhuriyetçi Türk Partisi’ni daha da ileri götürmek, sosyalist ilkelerden ödün vermeden Kıbrıs Türk toplumunun bir taraftan Birleşik Federal Kıbrıs çözümüne ulaşması diğer taraftan ve esas olarak Kıbrıs Türk toplumunun varoluş mücadelesini yükseltmek ve Kıbrıslı Türklerin sosyal, ekonomik, siyasal, demokratik, toplumsal ve her türden mücadelesinde kalkınmasını ve dünyayla bütünleşmesini sağlamak biz devrimcilerin en vazgeçilmez görevidir.
Ve unutmayalım ki “Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır”.
Toplumsal varoluş mücadelemizi yükseltmek ve geleceğimizi yaratmak için için sürdürdüğümüz mücadelede Che Guevera’nın şu sözlerini hiç unutmuyoruz:
'Kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin'.




Ve işte bizler bu inançla toplumsal var oluş ve dünyayla bütünleşme mücadelesinden vazgeçmeyecek ve kaybetmeyeceğiz.
Bu haber 96 defa okunmuştur

:

:

:

: