DAÜ vakası

DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) Başkanı Sayın Eşber Serakıncı, KKTC Sayıştay Başkanı Sayın Osman Korahan’a yazdığı cevap yazısında “Bir kurumun hayat süresi içinde ileride meydana gelebilecek bütün ihtimallerin peşinen öngörülmesi...

DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) Başkanı Sayın Eşber Serakıncı, KKTC Sayıştay Başkanı Sayın Osman Korahan’a yazdığı cevap yazısında “Bir kurumun hayat süresi içinde ileride meydana gelebilecek bütün ihtimallerin peşinen öngörülmesi ve her somut konuda yasal düzenlemeler yapılması mümkün olmadığından, ilgili Yasa Vakıf Yöneticiler Kurulu’nun somut konulardaki yetkilerini belirlemekle kalmamış, bu organın en yüksek karar organı olduğunu vurgulamak suretiyle ona genel yetkiler de vermiştir” diyerek VYK’nın yetkilerinin sınırsızlığından bahsetmiş ve ilaveten “…Yasanın kısıtlamadığı ve/veya yasaklamadığı konularda VYK karar alma yetkisine sahiptir” demiştir! Sayın Serakıncı DAÜ üniversite öncesi kurumlarının Türkiye’den bir okula devri konusunda DAÜ Rektörü’nün ve VYK’nın böyle bir yetkisi olmadığı konusunda getirilen eleştirilere ise “VYK’nın ilgili konuda karar almasını kısıtlayıcı veya yasaklayıcı herhangi bir kural var mıdır?” şeklinde bir soru ile cevap vermeyi tercih etmiştir!

Sayın Serakıncı’nın yürüttüğü mantıktan yola çıkarsak Sayıştay Başkanı Sayın Korahan’a gönderdiği cevap mektubundan öğrendiğimiz, örneğin Sayın Başbakan da herhangi kısıtlayıcı bir madde yoksa görevi süresince her konuda karar verebilir anlamını çıkarmak da mümkündür. Örneğin Devlet Okulları da çok masraflı oluyor ve bütçe açık veriyor mantığını kullanarak özel sektöre devredilebilir diyebilir Sayın Başbakan veya Sayın Eğitim Bakanı ve yasada bu konuda kısıtlayıcı ve/veya yasaklayıcı bir madde yok diye de devlet okulunun satışını gerçekleştirebilir!

Ya da örneğin Sağlık Bakanı Sayın Kaşif yılda 400 milyon TL harcama yaparak açık veren Hastahanelerimizi özele devreden bir anlaşma da yapabilir! Bunun gerekçesi de Sayın Serakıncı’ya göre çok basit! “herhangi kısıtlayıcı/yasaklayıcı bir madde yok!”

Biz hukukçu değiliz ama bakalım hukuk ne diyor bu konularda.

KKTC Anayasası’nın 59(2) maddesi, ülkedeki her türlü eğitim ve öğretim etkinliğinin “devletin gözetim ve denetimi” altında serbestçe yapılabileceğini düzenlerken aslında demektedir ki bir eğitim kurumu yabancı bir sermayeye devletin (yani Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın) bilgi ve onayı dışında devredilemez. Halbuki hatırlanacağı üzere DAÜ ile Doğa okulları arasında yapılan protokol sorulduğunda Sayın Bakan Dürüst olsun Sayın Başbakan Küçük olsun bu konuda haberlerinin dahi olmadığını belirtmişlerdi! Demek ki yapılan protokol devletin gözetim ve denetiminde yapılmamıştır ve bu nedenle de Anayasa’nın 59(2) maddesi ihlal edilmiştir denilebilir.

DAÜ’nün kuruluşu ile ilgili olan 18/1986 Sayılı Yasa incelendiğinde, Yasa’nın 4. maddesinde “Üniversitenin Kuruluş ve Amacını”n düzenlendiğini ve bu maddede, üniversitenin ve bağlı kurumlarının işletmesinin bir başka kuruluşa devredilmesi ve/veya devir yoluyla kazanç elde edilmesi ile ilgili bir düzenleme veya açıklama bulunmadığını görmekteyiz. Yani yasa koyucu, üniversite kurumlarının her hal ve koşulda kurum dışından bir işletmeye ya da kuruluşa veya yabancı bir sermayeye devrini amaçlamamıştır. Halbuki ne diyor Sayın Serakıncı? Devredebilir diye yazmaması önemli değil diyor, asıl siz devredemez diye bir madde gördünüz mü yasada diyor, olası her konu yasada yer alamayacağından somut konularda bir kısıtlama veya yasaklama yoksa bir sorun yoktur diyor! Ne diyelim, koskoca VYK Başkanı böyle diyor ve devrediyor kurumu!


DAÜ kuruluş yasasının 7(3-C) maddesinde VYK’nın “yabancı ve uluslar arası kuruluşlarla ilgili anlaşma yapma ve onaylama” yetkisine sahip olduğunu belirtirken bunun anlamı üniversite ve bağlı kuruluşlarının devredilmesi ve satılması yetkisini içermemektedir. Burada yazmayan konular değil yazan konular önemlidir. Çünkü idari hukukta yetki hangi konularda yetkili kılındığı belirtilerek verilir.


DAÜ üniversite öncesi kurumlarının Doğa Okullarına devri konusu basit bir olay değildir. Bu durumun bir taraftan siyasi amaçlar içerdiği düşünülürken diğer taraftan da demokratik hukuk devleti olma mücadelesine derin bir hançer sokacak milad gibi bir olaydır. İşte bu nedenlerden ötürü daha çok uzun bir süre gündemden düşmeyecek özelliklere sahip örnek bir olaydır DAÜ vakası.
Bu haber 130 defa okunmuştur

:

:

:

: