7 Temmuz’a giderken…

9 yıl önce… 3 Kasım 2002, AKP’nin Türkiye’de tek başına iktidara geldiği ilk gündü.

9 yıl önce…

3 Kasım 2002, AKP’nin Türkiye’de tek başına iktidara geldiği ilk gündü. Tüm ezberlerin bozulduğu ve Türkiye’de yeni bir dönemin başlayacağının ilk somut göstergesiydi AKP iktidarı.

Çok değil daha 8 gün sonra, 11 Kasım 2002’de “Annan Planı” diye literatürümüze ve yaşamımıza giren BM’nin “Kıbrıs Çözüm Planı”nın ilk versiyonu iletildi taraflara. Kıyametler kopuyordu o günlerde hatırlanacaktır.

Birinci ve ikinci versiyonlar KKTC makamlarınca reddedildikten sonra 12-13 Aralık’ta Kopenhag gündeme geldi ancak maalesef bu fırsat da kaçırıldı Kıbrıslı Türkler tarafından.
Nihayetinde 10 Mart 2003 tarihinde Lahey’de bir fırsat daha yaratıldı ancak bu kez de Sayın Denktaş “hayır” dedi ve süreç Kıbrıslı Türkler lehine ilerletilemedi.

7 yıl önce…

Akabinde 14 Aralık 2003’te yapılan seçimlerin ardından CTP-DP koalisyonu kuruldu ve Ocak 2004’te New York’ta yapılan zirve sonunda görüşmelerin Lefkoşa’da devam etmesi kararlaştırıldı. Teamüllerin aksine Sayın Denktaş’ın yerine görüşmeleri Sayın Talat yürüttü ve Mart sonunda Burgenstock’ta doruk zirvesi yapılarak “Annan Planı”nın 5. Versiyonunun 24 Nisan’da referanduma götürülmesine karar verildi.

AKP 2003’ten itibaren sürece destek oldu ve özellikle de CTP’nin hükümete girmesinden sonra da elde edilen Referandum sürecinde Kıbrıslı Türklerin “evet”i yanında yer alarak çözüm sürecine destek verdi.

3 yıl önce…

23 mayıs ve 1 temmuz 2008 tarihlerine kadar bariz bir biçimde devam etti AKP’nin Kıbrıs’ta bir çözüm için “bir adım önde olma politikası”. Ancak nedense ve özellikle Sayın Talat’ın tek egemenlik ve tek uluslar arası kimlik konularında 23 mayıs ve 1 temmuz tarihlerinde attığı adımlar bir çok kesimi olduğu gibi AKP’yi de “tedirgin” etti denilebilir! Bu tarihlerden sonra Kıbrıslı Rumlar tarafından ortaya atılan “çapraz oylama” önerisi de bu tedirginliği artırdı denilebilir!

19 nisan 2009 tarihinde yapılan genel seçimlerde UBP’nin tek başına iktidara gelmesi bu tarihsel süreç içerisinde bir çok parametre ele alınarak doğru analiz edilmelidir bugün ulaştığımız yeni parametrelerle. CTP’nin seçimlerden ikinci parti olarak çıkması acaba yalnızca partinin hükümet döneminde yaptığı söylenen “bazı hatalara” ve eksikliklere, dünya ekonomik krizinin KKTC’yi de dolaylı olarak etkilemesine bağlanabilir mi?

1 yıl önce…

4 Ocak 2010 tarihli, Sayın Talat’ın “Türk tarafı” önerileri olarak çapraz oyla birlikte 4 özgürlükler ve FIR hattı gibi konuları da içine alan ve Sayın Hristofiyas’a sunulan paket önerilere kadar da AKP’nin bu desteği uluslar arası toplum tarafından da Kıbrıslı Türkler tarafından da hissedildi, her ne kadar 23 mayıs 2008’den 4 ocak 2010’a kadar giderek azalma eğilimi gösterse de!

Ve 18 Nisan 2010 Cumhurbaşkanlığı seçimini Sayın Talat’ın kaybetmesi ya da diğer bir deyişle Sayın Eroğlu’nun kazanması ile sanki yepyeni bir döneme de girilmiş oldu Kıbrıs müzakere sürecinde.

Ve bugün…

Bunu birçok defalar yazdık ve belirttik bu sayfalarda da. Görüşme süreci sanki tamamen uzatmaları oynayan bir platformda devam etti o gün bu gündür. Her iki toplum lideri de masada bir çözüm bulmanın yerine masadan kalkmamak için sürecin uzaması yönünde adımlar attılar gibi son bir yıldır.

Ban Ki Moon ile yapılan 2 görüşme de çözüme dönük bir sonuca götüremedi ne yazık ki!
Türkiye’nin AB süreci de donduruldu gibi sanki!

Türkiye’nin çevre ülkelerle “sıfır sorun” politikasında da çalkantılar yaşanıyor.

Ve özellikle Kıbrıs’ın Kuzeyinde Sayın Küçük hükümeti ile birlikte “yepyeni” politikalar hayata geçirilmeye başlandı. Ancak bu politikalar halka rağmen ve halka karşı sürdürülüyor. Toplumsal varlığımız tehlike sinyalleri veriyor.

Bir taraftan görüşme sürecinde ilerlemeler yaşanmazken diğer taraftan da Kıbrıs’ın Kuzeyinde demografik yapıdan tutun da ekonomik sektörlere kadar sorunlar yaşanıyor ve KKTC hükümeti ve hatta meclisi bile by-pass edilmeye çalışılıyor.

İşte bu süreci yaşarken 7 temmuza iki gün kala, son 9 yılda yaşadıklarımızı başlıklarla yeniden bir yazmak istedim ki analizlerimizi ve mücadele alanlarımızı doğru belirleyebilelim…
Bu haber 117 defa okunmuştur

:

:

:

: