DAÜ üniversite öncesi eğitim kurumlarının kurulduğu 1995 yılından beridir IGCSE eğitimi verdiği ve bu alanda da çok başarılı olduğu bilinmektedir. Yüzlerce gencimiz bu okullardan mezun olduktan sonra yurt dışında eğitimlerine devam etmiş ve halen birçok işyerinde başarılı ve yaratıcı bir biçimde çalışmaktadırlar.
DAK’ın, ‘Cambridge Üniversity’ sınav merkezi olarak da toplumumuza yıllarca hizmet verdiği bilinmektedir. Sınav merkezi olabilmek ve bu statüyü devam ettirebilmek için geçtiğimiz haziran ayı da dâhil olmak üzere her yıl Cambridge University denetmenlerinin denetiminden de geçmiştir.
DAK bu anlamda IGCSE ve A-level konularında deneyimli bir okuldur.
2 aydır tüm toplumu tedirgin eden DAK’ın (DAİ ve kreş de dâhil olmak üzere) Türkiye’den ‘Doğa Koleji’ne devri konusu hala gündemdeki yerini korurken, Doğa Koleji’nin IGCSE, A-Level, IB ya da başka bir uluslar arası sınav konusunda deneyimi olmadığı da bilinmektedir.
Hal böyleyken, ülkemizin güzide okullarından ve başarıları da meydanda olan DAK’ın yasa ve tüzüklere uygun olmayan bir şekilde kapatılması ve Doğa Koleji’ne devri tüm sağduyulu insanlarımızı rahatsız etmeye devam etmektedir.
Doğa Okullar grubu bilindiği kadarı ile 2002 yılında kurulan ve özellikle ÖSS sistemi içerisinde öğrenci yetiştiren ancak son yıllarda yalnızca bir okulunda IB konusunda da çalışmalar yürütmeye yeltenen ancak henüz bu yetkiyi alamayan, ayrıca deneyimlerinde IGCSE veya GCSE uygulamaları hiç olmayan bir okuldur. Bu yüzden hali hazırda DAK’ta A-level ve IGCSE sınavlarına hazırlanan öğrencilere dönük nasıl bir yönetim ve eğitim sürdürüleceği endişe vermekte ve bu konuda yetkililerden ve özellikle de MEGSB Sayın Dürüst’ten içerikli bir açıklama beklenmektedir.
Doğa okullarına devredilen DAÜ üniversite öncesi eğitim kurumları hakkında devir işlemlerinde hukuka aykırılıktan dolayı 28 Haziran’da ben Sayıştaylık kanalı ile ilgili tüzük maddelerinin çiğnendiği gerekçelerini belirterek SUÇ DUYURUSUNDA bulundum. Bunun neticesini hem ben hem de tüm toplum beklemekteyiz.
28 Haziran tarihinde ayrıca DAÜ-SEN de çiğnenen yasa ve tüzükleri göstererek Başsavcılığa SUÇ DUYURUSUNDA bulunmuştur. Bunun sonuçlarını da tüm toplum olarak beklemekteyiz.
29 Haziran tarihinde ise Mağusa Belediyesi hak mahrumiyeti nedeni ile devir kararı için ARA EMRİ alınması konusunda Yüksek İdare mahkemesine başvurmuştur. Geçtiğimiz hafta toplanan mahkeme davayı 18 Temmuz’a ertelemiştir. Bu davanın sonucunu da tüm toplum merakla beklemektedir.
Bütün bu gelişmeler yaşanırken Doğa Okullar Grubunun öğrenci kayıt işlemlerine başlaması, öğretmen münhallerini yapması ve öğretmenlerin her birine farklı maaşlar teklif etmesi (hem de maaşlarınız gizlidir, bir başkası ile paylaşırsanız işinize son verilir diyerek aba altından sopa gösterilmesi söylemlerinin ayyuka çıktığı bir ortamda halen bu mülakatların devam ettiği de biliniyorken), ancak en önemlisi demokratik hukuk devletiyiz diye bildiğimiz ülkemizde bu çalışmaların hukuk ilkelerini dikkate almadan yürütülmesi tüm halkımızı tedirgin etmektedir.
Bir ülkenin, bir halkın en temel gereksinimi, temel yurttaşlık hakkı olan, eğitim hak ve özgürlüğünün, devlet tarafından, sistemli ve sistematik olarak, ulusal bir eğitim politikası ve ulusal bir eğitim çizgisi ve hedefleri ile belirlenmesidir.
Bütün bu sorunların temelinde açıkça görüyoruz ki Kuzey Kıbrıs’ın, KENDİNE ÖZGÜ bir eğitim yapılanışına ivedi olarak gereksinimi vardır. Bunu sağlamak için ise TOPLUMSAL bir eğitim seferberliği hemen başlatılmalıdır.