Toplumumuzun içerisinden geçtiği bu zor dönemde CTP 40. yaşını kutladı geçtiğimiz yıl 27 Aralık’ta ve inançla söylendi “CTP’nin 40. Yıl Marşı”.
“…HEPİMİZ 40 YAŞINDAYIZ
20’SİNE BASANIMIZ DA
60’INI GEÇENİMİZ DE
BARIŞ YOLUNDA ÖLENİMİZ DE….”
Mücadelelerle dolu dolu geçen bir 40 yıl. Kıbrıs’ın zor yıllarını yaşıyoruz hep birlikte demokrasi mücadelesi vererek ve çözümü zorlayarak çözüme karşı olan tüm güçlere karşı.
Kıbrıslı Türkler olarak bölgemizde ve Kıbrıs’ta yaşanan gelişmeleri endişeyle izliyoruz.
Mücadelemiz kendi kendimizi yönetmek içindir.
Mücadelemiz demokratik bir düzen içindir.
Adil, adaletli ve eşitlikçi bir düzen için yılmadan uğraşacağız.
Üreten ve emeğiyle yaşayan bir halk olmak temel amacımızdır.
Ülkemizde ne birine minnet duymak ne de birine yamanmak istiyoruz.
İnsanı merkeze alan ve sevgiyi yücelten politikalardır bizim özümüz.
Gençlerimizin göç etmediği ve kadınlarımızın hak ettikleri yerlerde olup yönetimlerde etkin bir biçimde yer alacağı bir düzen içindir çabalarımız.
Yaşlılarımızın ve emeklilerimizin insanca ve sağlıklı yaşayacağı demokratik ve adil bir düzen kurmak için yollardayız.
“…HEPİMİZ 40 YAŞINDAYIZ
KIBRIS’IN TAM KIŞINDAYIZ
BAHARI ÖZLEYENLERLE
YARINLARI BİZ KURACAĞIZ…”
40 yıllık mücadelemizde barış, demokrasi, özgürlük ve adalet için hiç yılmadık. Kıbrıs’ta Birleşik Federal bir çözüme karşı olanlar bile bugün bizlerin çizmiş olduğu vizyon doğrultusunda müzakereleri sürdürüyorlar. Ne mutlu bizlere. Ve daha dün gibi CTP saldırılara maruz kalırken sağdan soldan, bugün CTP halkın hem vicdanı hem de umudu olmaya devam ediyor.
“…SANKİ YOLUN BAŞINDAYIZ
BELKİ KIŞIN SONUNDAYIZ
BAYRAĞIMIZ DÜŞMEZ YERE
KIBRIS’IN VİCDANIYIZ…”
Geçmişimizde de, bugün de ve gelecekte de her daim demokrasi düşmanları ile hep savaştık ve savaşacağız. Kıbrıslı Türklerin kendi iradelerini ayakta tutabilmesinin ve onurlu yaşamasının kavgasını verdik; vereceğiz de. Ve unutulmamalıdır ki halklar hiçbir zaman kaybetmezler. Yeter ki halk olarak birlik içerisinde olup dayanışarak mücadelemizi verelim.
Herkes biliyor ki aslında CTP bugüne kadar sürdürmüş olduğu siyasal mücadelesinde ilkesel bir hata yapmadı. Elbette eksiklerimiz olmuştur, elbette hatalarımız da olmuştur ancak bizler hiçbir zaman halkımıza ne yalan söyledik, ne halkımızı aldattık ne de kötülük yaptık. Bizler eşitliği ve adaleti içselleştirdik, barış ve demokrasi için mücadele verdik halkımızın yanında. Bundan sonra da geçmiş deneyimlerimizden de öğrenerek mücadelemize devam edecek ve ülkemize adaleti getireceğiz.
İster iktidarda olsun ister muhalefette her zaman emeğin partisi oldu CTP.
“Birlik, Mücadele ve Dayanışma” sloganı bizleri hep bütünleştirdi mücadelelerimizde.
Barış, Demokrasi, Eşitlik, Adalet, İnsan Hakları, Halkların Kardeşliği, İnsan Sevgisi bundan sonra da bizlerin en temel sosyalist ilkelerimiz olmaya devam edecektir.
“…GEÇMİŞİZ BİZ
GELECEĞİZ DE
ZULMÜ HEP YENDİK
YENECEĞİZ DE…”
Öyle bir dönemden geçiyoruz ki Kıbrıs sorunu darma duman oldu;
Öyle bir dönemden geçiyoruz ki kendi kendimizi yönetme erkimize saldırılar giderek daha da arttı;
Öyle bir dönemden geçiyoruz ki işsizlikten kıvranıyor insanlarımız;
Üretimden kopartıldık;
Onurumuz zedeleniyor;
Hükümet kimin hükümeti olduğunun farkında bile değil;
Emekçilerimiz perişan;
İşadamlarımız perişan;
Esnafımız perişan;
Hayvancımız, tarımcımız, gençlerimiz, kadınlarımız, memurlarımız, emeklilerimiz, sendikalarımız perişan;
Ekonomimiz alabora edilmiş;
Bütçe içler acısı;
Partizanlık diz boyu;
İşte böyle bir plansızlık, programsızlık, öngörüsüzlük ve adaletsizlik var;
Nüfus ve vatandaşlık politikalarından eğitim ve sağlığa kadar tüm sistemler çökmüş durumda.
Demografik yapımız tehdit altında.
Tüm bunların üstesinden gelebilmek için ortak bir akıla, doğru bir yeni-sol siyasete, bilime ve bilimsel yöntemlerle geliştirilmiş programlara, sosyal ve ekonomik bir modele ihtiyacımız var.
Son dönemlerde bazı kesimler “bütün siyasiler hep aynıdır” diyerek statükonun sürmesi konusunu besliyorlar ancak bizler hiçbir zaman bu görüşe katılmadık. Bu insanlar “insanlarımızın siyasetten nefret ettiklerini söylüyorlar” ve artık kimsenin siyaset yapmak istemediğini, siyasetin insanları bıktırdığını söylüyorlar. Aslında bunu söyleyenlerden ve halkı aldatan siyasetlerden bıktı halkımız.
Bizler bugüne kadar olduğundan da daha fazla bu ülkeden umudunu yitiren, işlerinden atılan, haksızlığa uğrayan, dışlanan, rekabet etmekte zorlanan, göçe zorlanan ve her türlü baskılarla adaletsiz ve eşitsiz bir düzende yaşamak zorunda bırakılan, eğitimden sağlığa tüm alanlarda yeterli insani hizmet alamayan tüm insanlarımıza dönük çalışmalıyız.
Bizler yaşantılarımızdan dersler alarak devam ediyoruz mücadelemize ancak artık arkaya bakarak yürümekten vazgeçmeli ve ileriye doğru yürümeliyiz.
Biz hürriyetiz! Biz insanlık! Biz hayatız! Biz umut!