KKTC Cumhuriyet Meclisi’nin tatilde olmasını da fırsat bilerek; Bakanlar Kurulu’na bazı ekonomik konularda ivedilik açısından verilen bir hakkı vatandaşlıklar ve kaçak işçiliğe af konusunda kullanarak, kanun gücünde kararname çıkarma yolu ile “beyaz ve yeşil kimlik kartları” konularını, “kaçaklara af” konusunu ve “vatandaşlık verilmesi” konusunu işlevsel hale getirmeye çalışan UBP hükümetine tepkiler giderek artmaktadır.
KKTC Cumhuriyet Meclisi’nin tatilde olmasını da fırsat bilerek; Bakanlar Kurulu’na bazı ekonomik konularda ivedilik açısından verilen bir hakkı vatandaşlıklar ve kaçak işçiliğe af konusunda kullanarak, kanun gücünde kararname çıkarma yolu ile “beyaz ve yeşil kimlik kartları” konularını, “kaçaklara af” konusunu ve “vatandaşlık verilmesi” konusunu işlevsel hale getirmeye çalışan UBP hükümetine tepkiler giderek artmaktadır.
KKTC Cumhuriyet Meclisi’nin tatilde olmasını da fırsat bilerek; Bakanlar Kurulu’na bazı ekonomik konularda ivedilik açısından verilen bir hakkı vatandaşlıklar ve kaçak işçiliğe af konusunda kullanarak, kanun gücünde kararname çıkarma yolu ile “beyaz ve yeşil kimlik kartları” konularını, “kaçaklara af” konusunu ve “vatandaşlık verilmesi” konusunu işlevsel hale getirmeye çalışan UBP hükümetine tepkiler giderek artmaktadır.
Demografik yapımızdaki bozulmalar ve vatandaşlık konuları toplumumuzun en hassas olduğu konuların başında gelmektedir. CTP’nin de bu konulardaki görüşleri gayet nettir ve parti tezlerinde de açıkça yer almaktadır.
Bugünkü köşemde sizlerle CTP’nin parti tezlerinde de yer alan vatandaşlıklar ve kayıt dışılıkla ilgili görüşlerini paylaşmak istiyorum:
“ (…) Ülkemiz için bir başka önemli konu olan Türkiye’den gelmiş nüfus meselesini mikro-milliyetçiliğin tuzağına düşmeden ele almalı ve gözden geçirmeliyiz. Bu konuda olaya iki temelde yaklaşmamız gerektiği açıktır. Bunlardan bir tanesi 20 Temmuz 1974 sonrası adamıza gelen ve yıllardır bizimle birlikte var olan yurttaşlarımızdır. Bu insanlarımızın çözüm sonrası da, Annan Planında vurgulandığı gibi, adamızda kalacağı gerçeği ile meseleye bakarak hareket etmeliyiz. Sosyalist değerlerin evrenselliği temelinde herkesle demokrasi, barış ve emeğin çıkarları temelinde ortak değerleri Partimiz ilkeleri üzerinde temellendirmeliyiz…
(…) İkinci husus ise, yalnız Kıbrıs’ın kuzeyinde değil, bugün dünyanın pek çok ülkesinde göçmen sorunu yaşandığı gerçeği olduğudur. Bizde de hem siyasi hem de ekonomik amaç için hızlı bir kontrolsüz iş gücü akışı sağlanmaktadır. Bu insanlar hem ucuz emek olarak insanlık dışı koşullarda çalıştırılmaktadır hem de küçük ülkemiz içinde bu kayıt dışılık, güvenlik sorunu dahil pek çok demokrafik ve kültürel sorunun da oluşmasına yol açmaktadır. Bu yüzden Parti, ülkeye giriş ve çıkışların ve yabancı işgücünün kontrol altına alınması için siyaset üretirken, aynı zamanda da bütün dünyada, göçmen işçilerin ve onların çocuklarının haklarını ülkelerin sol partilerinin savunduğu gibi ülkemizde de CTP-BG göçmen işçi ve çocukların haklarını savunmaktadır.
Bizim bu ülkede diğer göç alan ülkelerden farklılığımız, küçük bir ülkeye, Türkiye’den sonu gelmez bir nüfus aktarımı ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki yerli nüfusun, kendi toprağında azınlık haline düşme korkusudur.
Bu, haksız bir korku değildir. Bu korku yalnız tarihsel bir temele sahip Kıbrıslı Türklerin korkusu değil; bilindiği gibi, adaya 20 Temmuz 1974’ten sonra gelen Türkiye’de doğmuş vatandaşlarımız da aynı korkunun yarattığı ruh halindedir. Demografik yapının bozulmaya devam etmesinden, böylece Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan herkes şikâyetçidir.
2004-2008 yıllarındaki hükümetimiz döneminde çıkardığımız ‘Muhaceret Yasası’nın bazı eksikliklerle malul olduğu gözlemlenmiştir. Muhaceret Yasası’nın gözden geçirilmesi bir gerekliliktir ama Partimizin vatandaşlık konusunda izlediği, vatandaşlar arasında doğduğu yere göre bir ayırım yapılmasının insan haklarına aykırı olduğu düşüncesiyle, böyle bir ülkede, sonsuza kadar, her gelene beş sene sonra vatandaşlık hakkı verilmesinin kabul edilemeyeceği gerçeğini harmanlayan politikanın doğruluğunda herhangi bir kuşku yoktur. Yeni vatandaşlıklar verilmesine net bir şekilde karşı çıkılmalıdır.
KKTC’ye, KKTC’nin gerçekten ihtiyaç duyduğu alanlarda çalışmaya gelenlerin vatandaşlığı ise söz konusu olmamalı ve doğal vatandaşlık edinimi dışında, bilimsel, ekonomik katkı dâhil, yeni vatandaşlık verilmesi hemen durdurulmalı ve zorunlu durumlarda yılda sembolik bir üst sayıyı aşmayacak şekilde (örneğin yılda vatandaş nüfusun maksimum binde biri kadarı) vatandaşlık verilebileceği yasalaştırılmalıdır. Ancak evlilik halinde vatandaşlık gündeme gelebilmelidir. Bununla birlikte fason evliliklerin de mevcudiyetini dikkate alarak, evlilikten dolayı KKTC vatandaşı olma hakkının bir yıl içerisinde değil, daha uzun bir sürede (örneğin en az 3 yıl gibi) kazanılmasını yasalaştırmalıyız. İnsanın bir ülkede yaşaması ve çalışması için illa ki o ülkenin vatandaşı olmaya ihtiyacı yoktur. Bu arada, sonradan vatandaşlık hakkı kazanan kişinin, bu hak kazanıldıktan sonra yapılacak ilk Cumhurbaşkanlığı, genel ve yerel seçimlerde oy kullanamaması yönünde bir düzenleme de bu konunun siyasi maksatlarla istismar edilmesine engel olabilecektir.
1974’ten sonra Kıbrıs’a gelip yerleşen ve halen KKTC vatandaşı olan Türkiye kökenlilerin vatandaşlıkları tartışma konusu yapılmamalıdır. Bu insanların önemli bir kısmının Kıbrıs Türk toplumuna entegre olduklarını unutmamalıyız.”